Uzungöl’den Artvine

motor4.jpguzungol31.jpgTurkaos€™05 Sabah erkenden kalktık serin ama güneşŸli bir sabahtı, kahvaltı ettik kendimizin ve motorların bakımını yaptık, benim motor yükseklerde yağŸ yakmışŸtı zaten rakım yükseldikçe motor aptal çalışŸmaya başŸlıyordu.

Köyden hana gelenler olmuşŸtu, belli ki akşŸam merak uyandırmışŸtık, onlarla biraz sohbet ettik, hiçbirinden ayrılmak istemiyorduk, köyün yaşŸlıları buraları bilenler ilerideki tepeyi gösterip orayı aşŸın ondan sonra hep sola dediler pek ayrıntılı bir tarif değŸildi ama haritamız vardı. En son bir amca uzaktaki dağŸların tepesindeki bir bulutu gösterip duman gelmeden gidin deyince, son rötuşŸları yapıp yola çıktık. Artık Okan€™ın fren kolu Artvin€™de tamir edilecekti.

 

Hanın karşŸısında kalan tepede bir yol görünüyordu, oradan tepenin arkasına dolaşŸacaktık ve yolu takip ederek Demir dağŸına kadar gidecektik, oradan sonra tarife göre hep sol, yanlışŸlıkla ispir yoluna girmeyecektik. Bugün haritamız vardı yaylalarda kalan insanlardan da yolu teyit edebileceğŸimizi biliyorduk. Hancı Habib gözümüzü korkutmuşŸ olacak ki her ihtimale karşŸı akşŸam sekize kadar aramazsak kaybolduğŸumuzu anlamasını ve jandarmaya haber vermesini söylemişŸtik.

 

Yol başŸlarda Habib€™in söylediğŸi gibi zor fark ediliyordu ama bir süre sonra belirginleşŸti hava açıktı şŸanslıydık. Rakım 2500 üzerinde olduğŸu için ağŸaç yoktu, tepelerin yumuşŸak kıvrımları yemyeşŸil taze çimen ve kır çiçekleri ile doluydu, masmavi gökyüzünde tek tük bulutlar, bazı tepelerde kar kümeleri ve suratımda kocaman bir gülümseme vardı. gecetatil.jpg

 

Bir süre sonra yol yine bozmaya başŸladı ve dünkü yol çocuk oyuncağŸı gibi kaldı, çok daha sertti. Ati yeni haritamızla önden gidiyordu bizde ayrılmadan peşŸinden birisine rastlarsak doğŸru yolda olduğŸumuzu teyit ediyorduk, bir iki sapma dışŸında genelde kaybolmadık. Handan çıkalı bayağŸı yol almışŸtık yalnız yol çok kırıcıydı, dünü arattırıyordu, burayı aşŸtığŸımızda başŸarmışŸ olmanın zevkini doya doya tadacağŸımızı şŸimdiden anlamışŸtım ilerledikçe ve yol zorlaşŸtıkça bundan emin oluyordum

 

Bu sefer yolumuz çok uzundu ve çok yavaşŸ ilerliyorduk daha büyük derelerden geçiyorduk dize kadar ıslanmamak mümkün değŸildi. Okan€™ın motor bir dere geçerken durdu, tekrar çalışŸtırıp dereden çıktı ama kısa bir süre sonra Okan geride kalınca yine durduğŸunu anladık. Benle Emrah bekleyecektik Ati geri dönüp bakacaktı, yan çantaları olduğŸu için motoru nispeten daha ağŸırdı, bu yüzden de motoru dar ve taşŸlı yolda çevirmeye çalışŸırken devirdi ama Ati böyle ayrıntılara pabuç bırakmaz, döndü ve Okan€™a yardım etmeye gitti.

 

Emrah€™la ben bekledik sadece bujilerin ıslanmışŸ olmasını umuyorduk hiçbir yerin ortasındaydık ama yiyeceğŸimiz ve kamp malzemelerimiz tamamdı. Yarım saat kadar sonra Ati köşŸeden göründü arkasından Okan gelmedi merakla ayağŸa kalkıp Ati€™yi karşŸıladık tamir takımlarından bir şŸeyler almaya gelmişŸti Okan€™ın motor hakkında kesin bir şŸey söylemeden gitti, bir süre sonra köşŸeden yine gözüktü arkasından Okan gelecek mi diye bakıyorduk ve Okan aslan Tenere€™siyle virajı tozu dumana katarak döndü onu eller havada karşŸıladık, hemen motorlara atlayıp yola devam ettik yolumuz uzun ve zordu.

 

Demir dağŸına vardık taşŸlarla kaplı zirvesinin etrafından dolaşŸan yoldan daha doğŸrusu koca taşŸların üzerlerinden geçerek dibi görünmeyen uçurumların yanından uzak zirveleri göz ucuyla seyrederek devam ediyorduk. Bir yerde manzarayı seyretmek istersen mutlaka durman gerekiyordu çünkü motoru yolda ve ayakta tutmak gerçekten güçtü, engebeli yolda kollarımı gevşŸek tutmaya çalışŸsam da ellerim pençe gibi olmuşŸtu, hepimizin de öyleydi.

 

ö–yle yüksekteydik ki birkaç adım koşŸunca nefes nefese kalıyordum, çakmaklar doğŸru düzgün yanmıyordu. Motorların sesleri değŸişŸmişŸ, çekişŸleri biraz düşŸmüşŸtü. 3450 rakıma ulaşŸtığŸımızı bir tabeladan öğŸrendik.

 

Bugün yola çıkmadan önce Ati yayladan yaylaya zaten hep yüksekten geçeceğŸimiz için bir önceki gün gibi inişŸ çıkışŸlar olmayacağŸını söylemişŸti, yüksekte olduğŸumuz doğŸruydu ama gerisi tam karavana bir atışŸtı.

 

Artık daha çok kar görmeye başŸlamışŸtık, bazen bir düzlükte bazen de yol kenarında duvar oluşŸturmuşŸ karlar, eriyip minik dereler oluşŸturuyor, dereler bizimle ilerledikçe birleşŸiyor ve büyüyordu. Bir iki kere bizden daha alçakta daireler çizerek avlanan doğŸanlar gördük, biri Ati€™nin üzerinde iki tur attı ama fotoğŸraf makinesini yetişŸtiremedim. Temmuz€™un sonunda kartopu oynamışŸ, doğŸanları uçarken üstlerinden seyretmişŸtik. ևok güzeldi yol ne kadar vahşŸileşŸirse o kadar zevk alıyorduk.

 

Döne döne inişŸe geçtik taşŸtan, topraktan yada ağŸaçtan yapılmışŸ çeşŸit çeşŸit yayla evleri gördük her biri etrafındaki tabiatın ayrılmaz bir parçası gibi görünüyordu.

Yol üzerinde bir arıcıya rastladık, Attila durup yolu sordu, arıcı yolu tarif etmek için Ati€™nin yanına yaklaşŸınca kafasındaki özel arıcı başŸlığŸının etrafında uçan yüzlerce arı da onunla beraber geldi. Ati kaskını çıkartmışŸtı bir kaç yerini arılar hemen soktu biri de Ati€™nin burnuna girmeye çalışŸıyordu, arıcı bir an eliyle arıyı almaya çalışŸtı olmayınca telaşŸla üfle diye bağŸırarak eliyle ilerideki evleri işŸaret etti, Ati€™de burnundan var gücüyle üfleyip ardında arılar evlere doğŸru gazladı arılar dağŸılınca bizde peşŸinden.

Arıcı€™nın gösterdiğŸi evlerin hemen altında iki küçük krater gölü vardı ayakları suda iki çocuğŸa yolu sorduk doğŸru yoldaydık.

 

Ati haritasıyla bizi bu dağŸlardan rehber gibi geçirmişŸti. İnmeye devam ettik, eriyen karların oluşŸturduğŸu dereler kaynaklarla birleşŸmişŸ iyice büyümüşŸtü ve haritada görülen İncedere olmuşŸtu, artık bu nehri sağŸımıza alıp ö‡amlıhemşŸin€™e kadar takip etmeliydik. Köyler geçmeye başŸladık yayla yollarından köy yollarına varmışŸtık daha aşŸağŸılarda tek tük araçların da olduğŸu daha genişŸ stabilize yolla birleşŸtik, nehir sağŸımızda kaya duvarlar solumuzda kanyonların içinden kıvrıla kıvrıla iniyorduk, nehrin yanında ö‡an deresi tabelası gördüm

 

Bir kaç yol yapım çalışŸmasını geçtikten sonra benim zincirin bir şŸekilde gerginleşŸtiğŸini hissettim delik deşŸik yolda gazlayıp zor zahmet Ati€™lere yetişŸtim. Onlar da durmuşŸ bir dedeyle torununa €œö‡amlıhemşŸin€™e gidip Ayder€™e çıkmak yerine aradan bir yerden Ayder€™e varabilir miyiz€ diye soruyorlardı bunun mümkün olmadığŸını öğŸrenince benim zinciri gevşŸetip ö‡amlıhemşŸin€™e devam ettik.

AkşŸam oluyordu bütün 10- 20 km. hızla dağŸları arşŸınlamışŸtık. Yanımızdaki nehir artık Fırtına deresi adını almışŸtı, gördüğŸümüz küçük derelerin Fırtına deresini oluşŸturduğŸunu o zaman anladım, tabiat çıldırmışŸ her yerden yeşŸil fışŸkırmışŸtı bu güzelliğŸi bir ödül olarak kabul ettim.

 

motor3.jpgö‡amlıhemşŸin€™e vardığŸımızda benzinimiz çok azalmışŸtı ve oradaki benzinlik mühürlüydü. Benzin Ayder€™e kadar yeter herhalde deyip Ayder€™e çıktık orada Emrah€™ın benzin tamamen bitti bizim motorların tahliye borusundan benzin alarak Emrah€™a biraz benzin verdik, Ayder€™in içini turistik bulmuşŸtuk, daha yukarılara da bu kadar benzinle çıkamazdık, bir karar vermeliydik. Hava kararacaktı, benzinimiz azdı ve programın bayağŸı gerisindeydik. ArdeşŸen€™e inelim benzin alalım Artvin€™e gidip Kafkasör€™de kalalım dedik, bu 150 km. kadar daha yol demekti. Hepimiz oraya da ancak gece varabileceğŸimizin farkındaydık, hadi dedik ve yola çıktık.

ArdeşŸen€™e kadar benzinimiz yetsin diye genelde boşŸta indik,  tatlı virajları olan genişŸ, asfalt ve bomboşŸ yolda motorlar sessizce 17 km. aşŸağŸıya kadar süzüldü. ArdeşŸen€™de depoları doldurup biraz çikolata meşŸrubat falan atışŸtırdık, Habib€™i arayıp sağŸ ve salim olduğŸumuzu bildirdik.

Tekrar anayoldaydık, trafiğŸin yoğŸun ve virajın bol olduğŸu bu yoldan Karadeniz solda, gün batımı aynamızda, Fındıklı, Arhavi oradan da Hopa€™ya vardık. Sürekli yol çalışŸması vardı ve kamyonların nereden geleceğŸi belli değŸildi.kopru2.jpg

 

Hopa Borçka arasında hava iyice karardı, baraj inşŸaatları başŸladı tam dört tane. Yolu bir kaç yerden bir buçuk saat kapatıp onbeşŸ dakika açıyorlar, zaten yol şŸantiye yolu dev kamyonlar son sürat bir yerlere yetişŸiyor. Bu inşŸaatlar gördüğŸüm en devasa insan yapımı şŸeylerdi. Tekerlekleri motorlarımızdan büyük kamyonların arasından yolun kesildiğŸi yere kadar geldik yakınında kamyoncular için çay ve mısır yapan bir kulübe vardı, burada mola verdik. Sırtımızda dev baraj inşŸaatı, aydınlatmalar, hummalı bir çalışŸma sanki karınca yuvasına girmişŸtik. Birer mısır ve taa! Uzungöl€™den kalan sucuk ve kaşŸarı sandviç yapıp çayla beraber bir güzel mideye indirdik.

 

Mısırcı birisine telefon edip €œMotorcu arkadaşŸlar geçecek yol ne zaman açılacak?€ diye sordu, beşŸ dakika sonra açılacağŸını ve onbeşŸ dakika açık kalacağŸını öğŸrendik. Mısırcı telefonda konuşŸtuğŸu kişŸiye €œmotorcu arkadaşŸlar geçecek çay içiyorlar€ dedi. Bu sayede son çayları kafaya dikip açılan yola yetişŸtik, yol kenarında çalışŸmaya başŸlamak için bizi bekleyen dev şŸantiye makinelerinin arasından hızla geçtik. Yol iyice karardı artık hiç aydınlatma yoktu asfalt simsiyahtı, bir saat€™e yakın böyle yol aldıktan sonra bir mola verdik. Emrah karanlıkta görmekte zorluk çekiyordu, yolu ben bile zor seçiyordum, yolun kalanında Emrah Okan€™la aramızda birbirimizi kollayarak ve ara açmadan devam ettik. Artvin€˜e vardığŸımızda saat 11€™e geliyordu. AlışŸverişŸ edip Artvin€™in içinden Kafkasör€™e çıkmaya başŸladık. Ben en arkadaydım şŸehir içinde birisi beni durdurdu ismi Ahmet çok genç gösteren kırklı yaşŸlarda güler yüzlü birisi, belediye meclis üyesiymişŸ, Kafkasör€™de belediyeye ait konaklama evlerinde kalabileceğŸimizi söyledi, €œbende arkadaşŸlarıma sorayım€ diyerek teşŸekkür ettim. Koynuma koyduğŸum yumurtaları kırmamaya çalışŸarak devam ettim, bizimkileri ancak yayla tesislerinde yakalayabildim.

 

Bir işŸletme sahibi bizi restoranında ağŸırlamak istiyordu. PeşŸimizden iki motorcu geldi biri Ahmet beydi diğŸeriyle adaşŸtılar, bize hemen bungolowa benzeyen evleri gösterdiler çok rahat görünüyordu üstelik duşŸ ve birde elektrikli su ısıtıcısı vardı, burada motorcuları turlarında rahat ettirmek ve daha sık kullanılan bir durak olmak istiyorlar.

 

DoğŸukaradeniz€™e gelen motorcuların genelde Artvin€™e kadar gelmediğŸini söylediler oysa motorcular burada krallar gibi karşŸılanıyor öylesine misafirperverler ki bir şŸeye para ödemek zaten mümkün değŸil. YaşŸça bizden büyük 40€™lı yaşŸlarda motor seven ve motorlarının hakkını veren bir arkadaşŸ grupları var, bizimle birer bira içtiler kahvaltıya davet edip ayrıldılar. Bir şŸeyler içip o günkü olayları konuşŸarak eğŸlendik herhalde üçe doğŸru sızdık.

 

Atilla MusluoğŸlu,        
95€™Honda Africa Twin
Emrah Ablak,    
99€™Honda Transalp
Okan Tiryaki,     
93€™Yamaha Tenere
Çitin Kıymet,           
 02€™Honda Africa Twin




About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *