Trabzon Gezi Rehberi

Trabzon Gezi Rehberi

 TRABZON€™UN TARİHÇiSİ Kent merkezi kuzeyde denizden, güneyde Boztepe’nin üzerine kadar düzgün olmayan teraslar halinde yükselir. DeğŸirmendere, Kuzgundere (ya da Tabakhane) ve ZağŸnos dereleri yerleşŸimi güneyden kuzeye derin boğŸazlarla bölmüşŸtür. Tabakhane ve ZağŸnos dereleri arasında kalan ve düzgün olmayan yüksek bir masa formundaki alan üzerinde, kentin bilinen eneski yerleşŸim kalıntıları tespit edilmişŸtir. İşŸte bu nedenle Trabzon adının eski Grekçe masa ya da trapez/yamuk biçimi karşŸılığŸı olarak “trapezos” kelimesinden geldiğŸi görüşŸü ağŸırlık kazanmaktadır. Trabzon adına, Trapezos olarak ilk kez, Yunanlı komutan Kesnophon tarafından kaleme alınan, M.ö–. 4. Yüzyılda geçen olayların anlatıldığŸı “Anabasis” adlı antik kaynakta rastlanmaktadır.

İyon kökenli Miletoslular Batı Anadolu’dan sonra M.ö–. 7. Yüzyılda Karadeniz’e de gelerek kıyılarda koloni kentleri kurmuşŸlardır. Trabzon da, merkezi Sinop olan bu kolonilerin arasında sayılmaktadır ve birçok araşŸtırmacı, kentin ilk kuruluşŸu olarak bu dönemi göstermektedir. Oysa Kolkhlar, Driller, Makronlar gibi yerli kavimler Trabzon civarında çok daha önceden beri yaşŸamaktaydılar.

Aynı yüzyılda Karadeniz Bölgesi Kafkasya’dan gelen Kimmerler ve onların ardından İskitlerin akınlarına uğŸramışŸtır. Ancak bu akımların kolonilerin kuruluşŸundan önce mi yoksa sonra mı olduğŸu konusu tartışŸmalıdır. M.ö–. 6. Yüzyılda ise Trabzon Perslerin egemenliğŸine girerek, Pont Kapadokyası adı verilen satraplık içinde kalmışŸtır.

Makedonya Kralı Büyük İskender M.ö–. 334 yılında tüm Anadolu’da Pers hakimiyetine son vermişŸtir.

İskender’in ani ölümünden sonra oluşŸan karışŸıklık sırasında Pont satrabı II. Ariantes’in oğŸlu Mithridates, yerli halkın desteğŸiyle Karadeniz’de Pontus Devletini kurmuşŸtur. Trabzon, M.ö–. 280 yılında merkezi Amasya olan Pontus devletinin sınırları içinde kalmışŸtır.

M.ö–. I. Yüzyılda batıda güçlenen Romalılar Anadolu’yu da işŸgal etmeye başŸlamışŸlardır. Roma kralı Pompeius’un Pontus Kralı V. Mithridates’i Kelkit vadisinde bozguna uğŸratması üzerine Pontus KrallığŸı dağŸılmışŸtır. Böylece Trabzon , M.ö–. 66 yılında Roma yönetimine girmişŸtir. Roma’da Avgustus’la birlikte M.ö–. 27 yılındanitibaren imparatorluk dönemi başŸlamışŸtır. Avgustus’un idari düzenlemesi sonucu Trabzon, Pontus Polemoniacus adı verilen vasallık içinde yer almışŸ, İmparator Tiberius zamanında (M.S. 14-37), diğŸer bir idare bölüm olan Kapadokya Eyaleti sınırları içinde kalmışŸtır. İmparator Nero döneminde ise (54-68) serbest kent olma ayrıcalığŸına kavuşŸturulmuşŸtur. Trabzon bu dönemde “ünlü” ve “zengin” kent tanımlamasıyla tarihçilerin kitaplarında yer alır. Roma İmparatorluğŸunun doğŸu sınırının savunmasına önem veren Vespasian zamanında (69-79) Trabzon, Kapadokya -Galatya Eyaletine dahil edilmişŸtir. trabzon4.jpg

Ünlü Roma İmparatoru Hadrian Döneminde (117-138) tüm imparatorlukta olduğŸu gibi Trabzon’da da önemli imar etkinliklerinde bulunulmuşŸ, birçok dini ve askeri binalar ile yollar, su kemerleri ve yakın zamana kadar kalıntıları görülebilen yapay bir liman inşŸa edilmişŸtir Hadrian’dan sonra Trabzon’un parlak dönemi sona ermişŸ, 244 yılında para basma yetkisi elinden alınmışŸtır. Roma Döneminde basılan Trabzon sikkelerinin ön yüzlerindeRoma İmparatorlarının büstü olmakla birlikte, arka yüzlerinde Pontus KrallığŸı döneminden beri süregelen kendi mitolojik figürlerine yer verilmişŸ ve Grekçe yazı kullanılmışŸtır.

Trabzon, 276 yılında tüm DoğŸu Karadeniz Bölgesine akınlar yapan Gotların saldırısına uğŸramışŸ, bu saldırıda tüm kent yakılıp yıkılmışŸtır. Roma İmparatorluğŸunun son dönemlerinde 4. Yüzyılın başŸında Diocletian Maximian, Constantinius ve Galerius’tan oluşŸan dörtlü idare zamanında Trabzon’da yeniden bir takım imar etkinliklerinde bulunulduğŸunu Trabzon Müzesindeki Latince bir kitabeden anlıyoruz.

Roma İmparatorluğŸu 395 yılında ikiye ayrılınca Trabzon, merkezi İstanbul olan DoğŸu Roma / Bizans İmparatorluğŸunun sınırları içinde kalmışŸtır. Bizans İmparatoru Justinianus (527-564) Trabzon’da kent surlarını restore ettirerek yeni bir imar etkinliğŸini başŸlatmışŸtır. Heraclius zamanında (610-641) imparatorluk askeri Bölgelere ayrılmaya başŸlanmışŸ, Trabzon, Teophilos zamanında (829-842) kurulan Khaldia Temasının merkezi olmuşŸtur.

Müslüman Araplar 8. Yüzyılın başŸlarından itibaren Anadolu’ya düzenledikleri baskınlarda DoğŸu Karadeniz ve Trabzon’a gelmişŸlerdir.

Bizans İmparatorluğŸunun 1204 de IV. Haçlı seferleriyle gelen Latinlerin eline geçmesi üzerine, imparator I. Andronikos Komnenos’un İstanbul’dan kaçan torunları Alexios ve David, Gürcü Kraliçesi Tamara’nın da yardımıyla Trabzon’da 1204 yılında bağŸımsız olarak Komnenos KrallığŸını kurmuşŸlardır. Anadolu Selçukluları ile evlilik bağŸı oluşŸturarak ve vergi ödeyerek siyasi varlıklarını sürdürebilen Komnenos KrallığŸı, I. Manuel Komnenos zamanında (1238-1265) en parlak dönemini yaşŸamışŸtır. GümüşŸhane’deki gümüşŸ madenlerinin etkisiyle de ekonomik olarak güçlenen Manuel I’in sikkeleri üzerinde “en mutlu” ünvanı yer almaktadır.

I. Bayezid’in 1398 de Samsun yöresini almasından sonra Trabzon Komnenos KrallığŸı Osmanlı Devletine yıllık vergi ödemek zorunda bırakılmışŸtır. David Komnenos, iktidarı döneminde (1458-1461) vergi ödemeyi durdurarak, önceden ödediklerini de Akkoyunlu Devleti Sultanı Uzun Hasan aracılığŸıyla geri istemişŸ, Osmanlılara karşŸı Avrupa’daki büyük devletlere ittifak önerisinde bulunmuşŸtur. Bunun üzerine Fatih Sultan Mehmet’in öncülüğŸündeki Osmanlı Kuvvetleri Bölgeyi kuşŸatarak, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmişŸ ve Komnenosların egemenliğŸine son vermişŸtir. trabzon.jpg

Trabzon, Osmanlı Döneminde önce eyalet ve sancak olarak şŸehzade ve mutasarrıflar tarafından idare edilmişŸtir. İlk sancak beyi Hızır Bey’dir. 1470 yılında sancak beyliğŸi küçük yaşŸta şžehzade Abdullah’a verilmişŸ; Abdullah, annesi şžirin Hatunla birlikte 1479 yılına kadar Trabzon’da yaşŸamışŸtır. Yavuz Sultan Selim de şŸehzadeliğŸi sırasında (1491-1512) Trabzon’da Sancak Beyi olarak bulunmuşŸ, sonradan Kanuni ünvanı alacak olan oğŸlu Sultan Süleyman burada doğŸmuşŸtur.

Trabzon 16. yüzyılda, merkezi Batum olan Lazistan SancağŸı ile birleşŸtirilerek eyalete dönüşŸtürülmüşŸ ve bu yeni idari birimin merkezi olmuşŸtur. 1867 yılında Trabzon’da büyük bir yangın çıkmışŸ, bir çok kamu binası da bu sırada yanmışŸ ve kent daha sonra yeniden düzenlenmişŸtir. 1868 yılında vilayet olmuşŸ, merkez sancağŸı dışŸında Lazistan, GümüşŸhane, Canik Sancakları da buraya bağŸlanmışŸtır.

Birinci Dünya SavaşŸı sırasında, Ruslar Trabzon’a saldırır (14 Nisan 1916). Trabzonlulardan oluşŸan vurucu güçler (Milis), bu saldırı sırasında gerilla savaşŸı verirler. Bu sıralarda, cepheye gönderilmek üzere Hamidiye Zırhlısının desteğŸinde Trabzon Limanına gelen cephane Trabzonlu gençlerce büyük bir heyecan içinde boşŸaltılıp Maçka’ya taşŸınır.

ö‡aykara’da Sultan Murat Yaylasında (10 Haziran 1916), Of’ta Baltacı, Arsin’de Yanbolu Derelerinde Ruslara karşŸı başŸarılı savaşŸlar verilmişŸ, ancak o yıllardaki koşŸullar altında düşŸmanın Trabzon’a girmesine engel olunamaz ve Ruslar 14 Nisan l916 yılında Trabzon’a girer. Rusların Trabzon’da kaldığŸı bir yıl, on ay, on günlük süre içinde özellikle Rumlar ve Ermeniler, yerli halka büyük işŸkenceler yaparlar; sayısız insan öldürürler.

1917’de Rusya’da “BolşŸevik Devrimi” olur, ö‡arlık Yönetimi yıkılır. Bunun üzerine Rus ordusunda büyük bir panik başŸlar. Bu Rusların Trabzon’dan çekilmesine de yol açar. ֖te yandan, batıdan doğŸuya doğŸru kayan ve KaradağŸ’da toplanan Türk Çiteleri, Akçaabat’a inerek YüzbaşŸı Kahraman Bey’in komutasında üç koldan Trabzon’a doğŸru yürürler ve 24 şžubat 1918 tarihinde Trabzon’a girer.

Ulu ö–nder Atatürk, Cumhuriyet döneminde Trabzon’a üç kez gelir; l924, 1930 ve 1937 yıllarında, ilk geldikleri 15 Eylül 1924 günü, Trabzonlularca “ATATÜRK GÜNÜ” olarak kabul edilir ve bu kendisine bir telle bildirilir. trabzon3.jpg

BALIKLI Gö–L

Bölgemizin coğŸrafi yapısı nedeniyle oluşŸan bir başŸka gölümüzdür. Balıklı Göl Akçaabat-Düzköy yolu üzerinden Hıdırnebi yaylasına çıkarken yol üzerindedir. DoğŸal güzelliğŸi muhteşŸem olan bu gölümüz yazın birçok ziyaretçi tarafında dinlenme ve piknik alanı olarak kullanılır.

.

SERA Gö–LÜ 

Trabzon’un batısındaki Sera deresi üzerinde, kıyıdan 8 km. içerde Yıldızlı Beldesi sınırları içinde DemirtaşŸ köyü yakınında bulunmaktadır. DağŸ yamacının, 20 şžubat 1950’de kayması ile oluşŸan bir baraj gölüdür. Göl, Yıldızlı Beldesinden içeriye doğŸru 1 km. mesafededir. Vadi boyunca 2 km .lik bir uzunluk gösterir. GenişŸliğŸi 150- 200 m. arasında değŸişŸir.

LJALKö–Y MAğžARASI

İlimiz Düzköy İlçesinin 5 km. güney kapısında denizden 1050 m. yükseklikte olup, aydınlatma ve gezi platformları tamamlanmışŸtır. MağŸaranın içinde dışŸ atmosfere dolinlerle olan irtibatı nedeniyle rahat bir hava haraketi vardır. GirişŸte kuru olan mağŸara atmosferinin mağŸaranın içerisinden akan dere nedeniyle iç kısımlarda nem bir kat daha artmaktadır.

BÇAKIRGö–L

LJakırgöl dağŸının kuzey eteklerindeki Mecit-Mescit yaylasının platosu üzerinde, Dilowal devri buzullarının çanağŸında bulunmaktadır. ևakırgöl büyük sirkinin (BuzyatağŸı) tabanını kaplayan göl, mide görünüşŸünde, denizden 2.533 m. yüksekliğŸindedir. Çivresi 1.160 m. boyu kimi yerlerde değŸişŸik olmasına karşŸın 250 m. arasında değŸişŸen bir yükselti ile çevrilmektedir. Güneyde 15-2 metreyi bulan derinliğŸi öbür yanlarında daha sığŸcadır. Gölün güney bölümünü kaplayan büyük yarın altında, su yüzeyinden 20 m. yükseğŸinde falez biçiminde bir diklik bulunur. Bu dikliğŸin 50 m. gerisinde bulunan 8 su kaynağŸı (göze)nin suları küçük çağŸlayanlar biçiminde göle dökülür. Sular, burada tatlı ve durudur. Bu çağŸlayanların dışŸında gölün sol yanından gelip göle katılan bir dağŸ suyu daha vardır. Bu kaynak, gölün su düzeyinde bir değŸişŸiklik yapmadan artan sularını, yardığŸı Morez engelinden geçirip kuzeye doğŸru akan bir oluşŸturur. Daha aşŸağŸılarda, DeğŸirmendere’nin bir kolu olan Meryemana vadisinden geçer. Gölde alabalık vardır. Çivre yeşŸilliğŸi ile göl büyüleyici güzelliktedir.

ÇAKIRGö–L YAYLASI

Maçka-Meryemana (Sumela) yolundan 58 km. mesafede ve denizden uzaklığŸı 2.504 metre olan yayla çevresinde Armutluk, KırantaşŸ, Akarsu, Aykarsa, Livayda, Kurugöl, MesaraşŸ, Furnoba, KasapoğŸlu, CamiboğŸazı, Ortaoba ve Dereboyu yaylaları mevcuttur.

AHİ EVREN DEDE CAMİ

Trabzon’a hakim Boztepe semtinde yapılmışŸ olan caminin tarihi bilinmemektedir. Bununla beraber şžemsettin Sami’nin belittiğŸine göre Sultan Orhan döneminde Ahi Evren’in bir dervişŸ dergahı inşŸa ettirdiğŸi bunun da bugünkü cami ve türbenin yerinde olduğŸundan bahsetmektedir. Komplekse ait kesin bir bilgimiz yoktur. Burada aynı isimli bir cami inşŸa edildi. Ahi Evren Dede camisi Hacı Hakkı Baba’nın Abdulaziz döneminde H.1305 (1888) katkılarıyla tamir ettirilerek günümüze ulaşŸtırılmışŸtır.

ÇARşžI CAMİ

Cami, uzun yıllar Trabzon’da valilik yapmışŸ Hazinedarzade Osman PaşŸa tarafından H.1225, M.1839 yılında yaptırılmışŸtır.

Caminin kurulduğŸu saha eğŸimli olduğŸu için kuzey cephesinde son cemaat mahallinin altına dükkanlar yerleşŸtirilmişŸtir. şžehrin en büyük camisidir. Yapıda muntazam bir taşŸ işŸçiliğŸi göze çarpar. ֖rtüsü bütünüyle kurşŸunla kaplanmışŸtır. Kapı ve pencere silmelerinde barok süslemeli bordürler görülür.

Cami, son cemaat mahalli ve harim kısmından meydana gelmekte ve altı istinatlı olarak planlanmışŸ bulunmaktadır. Son cemaat mahalli üç bölümlü, kubbeli dört sütunun arasına yerleşŸtirilen ince perde duvarlı ampir bir revaktan meydana gelmektedir.

ERDOĞDU BEY CAMİ

H.985 M.1577 yılında Trabzon Valisi ErdoğŸdu Bey tarafından yaptırılmışŸtır. Cami birçok onarım geçirmişŸ ve genişŸ ölçüde özelliklerini yitirmişŸtir.

Son cemaat mahalli ile harimin girişŸindeki ahşŸap mahfiller üstten irtibatlıdır. Mihrap nişŸinin mukarnaslı bir kavsarası vardır. KöşŸeliklerde birer gülbezek ile üst kısımda yazı kuşŸağŸı yer alır. Burada bulunan H.1317, M.1899 tarihi caminin son onarımına aittir. Minber ahşŸap olup sade bırakılmışŸtır.

GÜLBAHARHATUN CAMİ

Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun’un hatırası için Orta Hisar’ın batısında ZağŸnos Köprüsü’nün yakınında bir külliye içersinde yapılmışŸtır. Külliyeden cami ile türbe günümüze gelebilmişŸ; imaret, medrese, hamam ve mektep yıkılmışŸtır. Mektebin yerine 1899 tarihinde bugünkü Gülbahar Hatun İlkokulu yapılmışŸtır. Kaynaklar Gülbahar Hatun’un ölümünden sonra 1514 yılında yaptırıldığŸını göstermektedir. Caminin inşŸa kitabesi yoktur. Cami erken devir Osmanlı mimarisinde ayrı bir plan tipi oluşŸturan Zaviyeli Camiler grubuna girmektedir. Duvar işŸçiliğŸi özenlidir. Pencereler, son cemaat mahalli, kemerleri ve minarede koyu gri ve sarımsı beyaz taşŸ kullanılmışŸtır. Caminin örtüsü kurşŸun kaplıdır.

Mihrap mermerden yapılmışŸtır. Kenar bordürleri sade, tepeliğŸi bitkisel süslemelidir. BeşŸgen nişŸ mukarnaslı bir kavsara ile son bulur. KöşŸeliklerinde ikişŸer kabara (gülbezek) motifi yer alır. Minberde mermer olup sade bırakılmışŸtır.

Caminin klasik dönem süslemeleri bozulmuşŸtur. Bugünkü süslemeler son onarımlarda yapılmışŸtır. Avlusundaki şŸadırvan eskiden kubbe ile örtülüydü. Bu örtü son onarımlarla konik külaha dönüşŸtürülmüşŸtür.

AHİ EVREN DEDE TÜRBESİ

Boztepe’de bulunan Ahi Evren Dede Camii’nin bitişŸiğŸindedir. Kare planlı türbe, bir kubbe ile örtülüdür. H.1307 (1887-1888) yıllarında Hacı Hakkı Baba tarafından onartılan bu türbe günümüzdeki halini almışŸtır.

Ahi Evren Dede’nin mezarının (türbesinin içinde) yanında Hacı Hakkı Baba ve oğŸullarının mezarı da yer alır.

GÜLBAHAR HATUN TÜRBESİ

Büyük İmaret (Hatuniye) camisinin doğŸusunda yer alır. Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbaharhatun için 1506 yılında yaptırılmışŸtır. Türbe iyi bir taşŸ işŸçiliğŸi gösterir. Sarımsı renkli kesme taşŸlardan inşŸa edilmişŸtir. Pençerelerinin tahfif (sağŸır) kemerlerinde olduğŸu gibi gri taşŸlar dekoratif olarak kullanılmışŸtır. Sekizgen planlı türbe gövde üzerinde yine sekizgen bir kasnağŸa sahiptir. Kubbe sekiz köşŸeli olup kurşŸunla kaplanmışŸtır.

KAYMAKLI MANASTIRI

Trabzon’un 3 km güneydoğŸusunda Boztepe’nin DeğŸirmendere vadisine bakan yakasında kurulmuşŸtur. 1424 yılında inşŸa edilmişŸtir. Yapılar topluluğŸu dikdörtgen alan içerisinde, ortada tek apsisli kilise, kuzey batıda çan kulesi, güney doğŸuda ise küçük bir şŸapel ve manastır hücrelerinden oluşŸmaktadır. Manastır yapıları birçok defa onarım görmüşŸtür. En eski kısım kilisenin beşŸken apsis bölümüdür. Kilise içerisindeki freskler 18. yüzyıla tarihlenmektedir.

KIZLAR MANASTIRI

Boztepe’nin yamacında şŸehre hakim bir mevkide kurulmuşŸtur. İki teras üzerine inşŸa edilen manastır kompleksi yüksek bir koruma duvarı ile çevrilmişŸtir. Manastır III. Alexios zamanında (1349-1390) kurulmuşŸ birkaç defa onarılmışŸ som şŸeklini 19. yüzyılda almışŸtır. İlk olarak güneyde içinde kutsal su bulunan kaya kilisesi ve onun girişŸindeki şŸapel ve birkaç hücreden ibarettir. Kaya kilisesinin içerisinde kitabeler ve Alexios III karısı Theodora ve annesi Eirene’ nın portreleri yer almaktadır.

Bu manastır Trabzon’un EsiroğŸlu Beldesinin KuşŸtul (şžimşŸirli) ismi verilen köyündedir.

Yapının bulunduğŸu yere gidişŸ şŸöyle olmaktadır. ֖nce EsiroğŸlu Beldesine gidilip, oradan minibüs veya jiip kiralanır. Soldaki yol takip İkidere Köyüne gelinir. Bu köyde yol ikiye ayrılır. Yolun biri sağŸa diğŸeri sola gider. SağŸa giden yol yamaçta bnulunan Konaklar Köyüne varır. Buradan KuşŸtul daha uzak olmasına rağŸmen ulaşŸım daha iyidir. Katır veya yaya olarak gidilirse manastıra bir-iki saatte varılabilir.

Vadinin tabanından dirsek şŸeklindeki kaya üzerine oturtulan bu yapı, kale gibi, vadiye hakim bir tepede kurulmuşŸtur.. Maçka yolu üzerinde ve bağŸımsız bir amir gücüne sahip olan, üçüncü manastırdır. MS. 752 yılında kurulduğŸu söylenen bu manastır 1203 senesinde yağŸma edilip, terk edildi. Ama 1393 yılında tekrar kurulup 15. yüzyılın başŸında yine eski önemini kazandı. Bu asrın binalarının çoğŸu 1904 yılında çıkan büyük bir yangınla harap olduktan sonra manastır, bir daha inşŸa edilmişŸtir.

Manastıra batı cephesindeki bir merdivenle varılmaktadır. Büyük kilise açık genişŸ hollü ve galeri İtalyan stilinde yapılmışŸ bir bina idi. DoğŸu cephesindeki kaya tepesi üzerinde, manastır duvarlarının dışŸında, normal büyüklükte ve kare-haç stilinde bir kilise vardı. Manastır, defineciler tarafından harap edilmişŸtir. Zamanımızda büyük kilise yıkılmışŸ olup, bir merdivenle alt avluya bağŸlanırdı. DoğŸu cephesindeki dağŸda, manastırın 300- 400 m . güneyinde bir mağŸara vardır. Cumot’un manastırı eski halini gösterir 1903 yılına ait netleşŸmişŸ olduğŸu resim bize bilgi vermektedir. Resimlerden de anlaşŸılacağŸı gibi dört katlı ve çok pencereli bir bina idi. ևatısı kiremitle örtülü olup, uzaktan görünüşŸü derebeyi şŸatosunu andırıyordu.

Manastır içinde bulunan mağŸaranın kuzey köşŸesine yaslı ve batı ile kuzey duvarları kaya olan küçük bir kilisecik vardı. Bunun içinde bir nişŸ mezarının oluğŸu muhtemeldir. şžimdi görülebilen kilisecik kalıntısı çok eski değŸildir. Fakat çevredeki manastır kiliseciklerinin küçük bir benzeridir.

Manastır içerisinde vadiye kadar herhangi bir tehlike anında kullanılmak üzere yapılmışŸ, gizli dehliz vardı. Fakat bu dehliz toprak ve taşŸlarla dolmuşŸtur.

Bu manastır da Trabzon Bölgesindeki diğŸer manastırlar gibi kutsal bir mağŸara ve ayazmanın etrafında kurulmuşŸtur.

SANTA MARİA KİLİSESİ

Sultan Abdülaziz’in müsaadeleriyle inşŸaatına başŸlanılan Merkez Kemerkaya Mahallesinde bulunan tarihi tescilli yapı, Vatikan idaresi tarafından 1852-1874 yılları arasında yaptırılmışŸtır.

Etrafı yüksek duvarlarla çevrili bahçe içerisindeki kilise, lojman ve ek binalarla oluşŸan bir komplekstir. Ayrıca, Samsun’daki katolik kilisesi içerisinde asılı bulunan tarihçede Trabzon’daki katolik kilisesinin yapımı için 1845’de bir heyet oluşŸturulmuşŸ, evin inşŸaasına 1852 yılında başŸlanıldığŸı, kilisesinin ise 1869-1974 yıllar arasında yapıldığŸı belirtilmektedir.

SÜMELA MANASTIRI

Trabzon’un Maçka İlçesinin Altındere Köyü sınırları içinde, Altındere vadisine hakim KaradağŸ’ın eteklerinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuşŸ olan Sumela Manastırı, halk arasında €œMeryem Ana€ adı ile anılır. Vadiden yaklaşŸık 300 metre yükseklikte bulunan yapı, bu konumuyla manastırların şŸehir dışŸında, ormanlarda, mağŸara ve su kenarlarında kurulma geleneğŸini sürdürmüşŸtür.

Meryem Ana adına kurulan manastırın €œSumela€ adını €œsiyah€ anlamına gelen €œmelas€ sözcüğŸünden aldığŸı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğŸu koyu renkli KaradağŸlar’dan geldiğŸi düşŸünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağŸlanabilmektedir. Ünlü tarihçi J.P.Fallmerayer’in de (1790-1861) yılında buraya geldiğŸinde dikkatini çektiğŸi gibi renginin koyu, hata teşŸhis edilemeyecek derecede siyah oluşŸu bu adın esasının teşŸkil etmişŸ olması mümkündür. Gürcü resim sanatında, XII.yüzyılda sanat aleminde siyah Madonna ismi altında tanınan bir takım Meryem ikonlarının yapıldığŸı ve yayıldığŸı bilinir.

Buranın başŸlıca gelir kaynağŸı olan bir Meryem Ana resminin eksikliğŸine ve mucizeler yarattığŸına halkı inandırmak böylece onun değŸerini büyütmek için uydurulduğŸu kolayca sezilen rivayete göre, güya bu resim, İsa’nın havarilerinden Lukas tarafından yapılmışŸ. Lukas’ın terekesinden Atina’ya geçmişŸ fakat Theodosius devrinde, 4.yüzyılda resim kendiliğŸinden buradan ayrılmak istemişŸ, bir gün melekler tarafından gökte uçurularak Trabzon dağŸlarındaki bu kovuğŸa getirilip bir taşŸın üzerine bırakılmışŸtır. Tam bu sıralarda Atina’dan Trabzon’a gelen Barnabas ve Sophronios adlarında iki keşŸişŸ de bu ücra dağŸın ıssız yamacında bu resmi bulmuşŸlar ve burada Anakaya Kilisesini inşŸa ettirmişŸlerdir. 6.yüzyılda imparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişŸletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından tamir edildiğŸi de söylenmektedir.

Yine başŸka bir efsaneye göre, büyük bir kasırga sırasında Meryem’in yardımı ile canını kurtaran III.Alesios burasını yeni bir tesis halinde inşŸa ettirmişŸ, zengin vakıflar bağŸışŸlamışŸ bir Khrysobullos yeni bir ferman ile de bu vakıflarını sağŸlam esaslara bağŸlamışŸtır.

Manastırın 1650’ye kadar dışŸ kapısı üzerinde görülebilen 1360 tarihli, beşŸ mısralık bir manzum kitabede III.Alesios, bu tesisin kurucusu (ktetor), €œDoğŸu ve Batı (=Iberia)’nın hakimi imparator€ olarak gösterilmişŸti. Alesios 1361 yılındaki bir güneşŸ tutulmasını burada karşŸılamışŸtır. Bu prensin sikkelerinde güneşŸ resmi bu olayla ilgili kabul edilmektedir. 1365 tarihli €œvakfiyesi€ ile de manastırın bütün idari şŸartlarını, arazisini, gelirlerini düzene koyduktan başŸka, Trabzon’a gelecek bir tehlikeyi, bir Türk akınını önlemek üzere, buradaki keşŸişŸlerin daima uyanık bulunmalarını da bildirir.

Sumela Manastırı’nın kuruluşŸu bilimsel verilere göre 13.yüzyıla kadar inmektedir. Kısacası Trabzon Sumela Manastırı, Trabzon Kommenoslar olarak bilinen ve 1204 tarihinde Trabzon’da kurulan Kommenos PrensliğŸi’nden III.Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmışŸ ve fermanlarla gelir sağŸlanmışŸtır.

DoğŸu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğŸine girmesini takiben Osmanlı PadişŸahlarından Yavuz Sultan Selim (1512-1520) manastıra iki şŸamdan hediye ettiğŸi, ayrıca Trabzon fatihi II.Mehmet’in de manastırın haklarını tanıdığŸı ve birçok manastırda olduğŸu gibi Sumela’nın da haklarının fermanlarla korunduğŸu bilinmektedir.

Manastırla ilgili Sultan II.Bayazıt, I.Selim, II.Selim, III.Murat, İbrahim, IV.Mehmet, II.Süleyman, Mustafa ve III.Ahmet tarafından fermanlar da çıkarıldığŸı bilinmektedir.

Sumela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilenmişŸ, bazı duvarlar fresklerle süslenmişŸtir. 19.yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşŸem bir görünüm kazanmışŸ, en zengin ve parlak dönemini yaşŸamışŸtır. Bu dönemde son şŸeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiğŸi, yazılarına konu edilen bir yer haline gelmişŸtir. Bu yazarlar arasında, Ghikas (1755), Stephan (1764), Hysilantes (1775), G.Palgrave (1826-1888) sayılabilirler. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işŸgali sırasında manastıra el konulmuşŸ, 1923’den sonra tamamıyla boşŸaltılmışŸtır.

Sumela Manastırı’nın başŸlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şŸapel, mutfak, öğŸrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazmadır. Bu yapılar topluluğŸu oldukça genişŸ bir alan üzerine inşŸa edilmişŸtir.

Manastırın girişŸinde su getirdiğŸi anlaşŸılan büyük su kemeri yamaca yaslanmışŸ durumdadır. ևok gözlü olan bu kemerin büyük bölümü restore edilmişŸtir.

Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişŸine ulaşŸılmaktadır. GirişŸ kapısının yanında muhafız odaları bulunmakta, buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşŸkil eden ve kilise haline getirilen mağŸaranın önünde çeşŸitli manastır binaları bulunmaktadır. SağŸ tarafta kütüphane yer almaktadır.

Manastırın kütüphanesinde evvelce kataloğŸu yapılan ve çoğŸunluğŸu 17-18. yüzyıllara ait çeşŸitli el yazmalarından 66 tanesi Ankara Müzesi’nde, içinde minyatürler olan ve Bizans eseri 1000 tanesi İstanbul’da Ayasofya Müzesi’ndedir. Ayrıca 150 kadar da taşŸ baskı kitap vardır.

Sultan Selim’in hediye ettiğŸi şŸamdanlar 1877’de çalınmışŸtır. Manastıra ait başŸka bir Meryem ikonası da Oxford’da özel bir koleksiyondadır. 1436 tarihli işŸlemeli gümüşŸ madalyon ile 1438 tarihli işŸlemeli bir örtü de Atina’daki Benaki Müzesi’ndedir.

Yine sağŸda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşŸişŸ odaları ve misafir odaları olarak kullanılmışŸtır ve 1860 yılına tarihlenmektedir.

Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişŸik şŸapelin iç ve dışŸ duvarları fresklerle donatılmışŸtır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığŸı tespit edilmişŸtir. şžapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başŸlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir. Her tabakada konuların da değŸişŸtiğŸi dikkati çekmektedir.

Buradaki fresklerin 1710-1732 yıllarında yapıldıklarını bildiren yazılar tespit olunmuşŸtur. Halbuki mağŸara kilisenin inde avluya komşŸu duvarda III.Alexios devrine ait freskler de tespit edilmişŸtir. Bugün bu portrelerden hiçbir iz kalmamışŸtır. DışŸarıda kaya sathına işŸlenmişŸ ve bugün yalnız üst şŸeritleri kalabilmişŸ olan büyük bir mahşŸer sahnesinin dökülen sıvalarının altından başŸka sahnelerin gün ışŸığŸına çıktığŸı görülmektedir. Üzerinde bir ejder ile süvari iki aziz (Georgios ve Demetrios) tasvir edilmişŸ bulunan küçük bir şŸapelin duvarında tabakanın altında üç tabaka daha resim bulunduğŸu tespit edilmişŸtir.

Nitekim bir yerde en alt tabakada imparator kıyafetinde diademli bir figürün üstünde diademli başŸka bir figür bunun üstünde de matemorphosis, yan itabor adında İsa’nın görünüşŸünün değŸişŸmesi (suretinin değŸişŸmesi) sahnesi işŸlenmişŸ bulunmaktadır. Bu durum karşŸısında Sümela Manastırı’nın eski ve o nispette de değŸerli duvar resimleri, sıvaların tamamen dökülmediğŸi yerlerde alt tabakalarda da mevcuttur.

Kutsal suyu toplayan şŸadırvanda sivri kemerleriyle Türk Mimarisi karakterindedir. Sümela’nın yüz metre kadar kuzeyinde yine dağŸ yamacına oyulmuşŸ erişŸilmez durumda ve içinde freskleri olan şŸapeller bulunmaktadır. Sümela Manastırı’nda 1998’den beri Kültür ve Turizm BakanlığŸı’nca yürütülen bir proje dahilinde zarar gören duvarlar temizlenip restore edilerek koruma altına alınmışŸtır.

Manastırın ana bölümü üst çatıyla kaplanmışŸ olup, Ana Kaya Kilisesindeki freskler temizlenerek sağŸlamlaşŸtırılmışŸtır.

Ve sonuç olarak ziyaretçilerin Sümela Manastırı’na daha rahat ve güvenli bir şŸekilde ulaşŸabilmeleri için patika yol doğŸal yapı bozulmadan genişŸletilerek yeniden düzenlenmişŸtir.

TRABZON KALESİ 

Trabzon il merkezinde, şŸehrin en yüksek kesimindeki kale, Trabzon€™da günümüze en iyi durumda ulaşŸabilen eserlerin başŸında gelmektedir. Deniz kıyısından başŸlayarak şŸehrin arkasındaki tepelere kadar uzanan Trabzon kalesi, Bizans ö‡ağŸı€™na ait eski temeller üzerinde yükselmişŸtir. Yukarı Hisar, Orta Hisar ve AşŸağŸı Hisar olmak üzere üç ayrı bölümden meydana gelen kale, eski anıtlardan toplanan taşŸlardan yapılmışŸtır. Ne var ki yüzyılımızın başŸlarında aynı kalenin taşŸları bu kez yeni binaların yapımında kullanılmışŸtır. Yukarı Hisar€™ın 300 m. Kuzeyindeki tiyatrodan ise hiçbir kalıntı günümüze ulaşŸamamışŸtır.Evliya Çelebi bu kaleden şŸöyle söz etmişŸtir: €œDağŸ tarafında cehennem kuyusuna benzer bir derin hendeğŸi vardır ki yetmişŸ yedi adam girer. Safi kesme kayadır. İçinde camii, muhafazacı evleri, mahzenleri, cebehö¢neleri vardır€.Yukarı Hisar, iç kalenin koruyucusu olup, aynı zamanda akropol görevini üstlenmişŸtir. Mö–.2000 yıllarında ilk kalenin yapıldığŸı sanılmaktadır.

Bazı eski kaynaklarda hipodrom kalıntıları, kule, hamam ve saray gibi yapıların burada var olduğŸundan söz edilmişŸtir. Saray diye tanımlanan yapının kalıntılarından kesme taşŸtan, kare plö¢nlı olduğŸu anlaşŸılmaktadır. Büyük bir rastlantıyla İmparator Iustinianus zamanında yaptırılan bölümlerde surlar yuvarlak görünümler vererek devam etmişŸlerdir. ÇişŸitli devirlerde değŸişŸikliklere uğŸrayan iç kale, diğŸer hisarlardan daha yüksek olup, güneydeki iki katlı kalın bir sur ve kulelerle daha da sağŸlamlaşŸtırılmışŸtır. İç kalenin doğŸusu, Kuzgundere€™ye bakan yamaçları yine surlarla korunmuşŸtur. Moloz ve blok taşŸlardan oluşŸan bu bölümlerde bazen insan kabartmalarına da rastlanmışŸtır. Trabzon Müzesi€™nde bulunan Osmanlı dönemine tarihlendirilen bazı kitabeler de sur duvarları arasında bulunmuşŸtur.

İmparator Aleksios II€™nin (1297€“1330) yaptırdığŸı Orta Hisar, Yukarı Hisar ve İç Kale€™nin devamı olup, muntazam bir görünüme sahip değŸildir. Hisarın batısında imaret ve ZağŸanos kapıları, diğŸer bölümlerde Tabakhane ile Kule kapıları yer almaktadır. Ayrıca burada Orta Hisar Camisi (Panagia Chrysokephalos Kilisesi), yeni Cuma Camisi (Hagios Eugenius), Hükümet KonağŸı, ZağŸnos Köprüsü, Kule Hamamı, Çifte Hamam, Amasya Camisi, şžirin Hatun Camisi ve Musa PaşŸa Camisi yer almışŸtır.

AşŸağŸı Hisar, batıdan ZağŸanos burcunun hemen yanı başŸından denize kadar inmektedir. DoğŸusunda Pazar ve Mumhane kapılarının bulunduğŸu bu surlar güneyde Orta Hisar surlarıyla birleşŸmektedir. AşŸağŸı Hisar€™ın çevresinde St.Andrea Kilisesi (Molla Siyah Camisi) Hoca Halil Camisi, Pazarkapı Camisi, KundupoğŸlu ve YarımbıyıkoğŸlu Evleri, Sekiz Düzenli Hamam, Tophane Hamamı, Hacı Arif Hamamı, İskender PaşŸa ÇişŸmeleri gibi tarihi eserler yer almışŸtır.

Trabzon Kalesinin bu bölümü İmparator Aleksios II zamanında (1287€“1330) yapılmışŸtır. Ancak AşŸağŸı Hisar€™daki Moloz Tabyası€™nın kapısı üzerinde Fatih Sultan Mehmet€™in yaptırdığŸını belirten bir tuğŸra ile kitabe bulunmaktadır.

AKö‡AKALE

 

Trabzon’un 18 km batısında bulunan Akçakale’de denize hö¢kim bir terasta ilçeye ismini veren kale yer almaktadır. Kalenin 1297-1330 yılları arasında İmparator Aleksios11 tarafından Selçuklulara korunmak amacıyla yaptırıldığŸı sanılmaktadır. Trabzon’un fethinden sonra Kale yedi yıl daha savunulmuşŸ ve sonra Fatih Sultan Mehmed’in komutanlarından Mahmut PaşŸa tarafından ele geçirilmişŸtir. KuşŸatma sonunda şŸehit düşŸen Mahmut PaşŸa da kaleye gömülmüşŸtür. Osmanlı döneminde onarım geçiren ve bazı yeni ilavelerle genişŸletilen kale önemli bir askeri üs olma özelliğŸini yüzyılımızın başŸlarına kadar korunmuşŸtur.

Moloz ve kesme taşŸtan yapılan kalenin birçok bölümü yıkılmışŸ olmasına rağŸmen yinede orijinal görünümünden pek fazla uzaklaşŸmamışŸtır. Ancak katlar arasının ahşŸap oluşŸu bu bölümlerin günümüze ulaşŸmasını engellemişŸtir.

CEPHANELİK

İreni ve Fatih kulesi olarak bilinen yapının Yıldız Sarayı albümlerindeki resminin altında H.1305 yılında yaptırıldığŸı yazılıdır. Kapısı üzerinde II.Abdülhamit tuğŸrası ve kitabe de bunu doğŸrular. CephaneliğŸin 1887 yılında yaptırıldığŸı kesin olarak anlaşŸılmaktadır.

YaklaşŸık 25-40 m. çapında iç içe dairevi iki bölümden oluşŸmaktadır. İç bölüm dört, dışŸ bölüm ise üç katlıydı. İç ve dışŸ yapılarda oval kemerli üçer adet pencere bulunmaktadır. Yüksek bir koruma duvarı içine alınmışŸ olup batı yakınında ise karakol hanesi vardı. 1916-1918 Rus işŸgali sırasında mühimmat deposu olarak kullanılmışŸ ve 9 Temmuz 1919’da bir patlamayla örtüsü yıkılmışŸtır.

Günümüzde özel sektör tarafından aslına uygun olarak restore edilmektedir

TRABZON MÜZESİ  

Trabzon Müzesi olarak düzenlenen konak, Zeytinlik Caddesinde 1900’lü (1898-1913) yılları başŸlarında Banker Kostaki Teophylaktos tarafından büyük programlı konut olarak yaptırılmışŸtır. KonağŸın mimarlarının ismi tespit edilememişŸtir. Ancak mimarlarının İtalyan olduğŸu belirlenen yapıda kullanılan bir çok malzemenin İtalya’dan getirildiğŸi bilinmektedir.

Kostaki Teophylaktos 1917 yılında iflas edince, bu yapıyla birlikte bütün mal varlığŸına haciz konulmuşŸ ve konak NemlioğŸlu ailesi tarafından satın alınmışŸtır. trabzon7.jpg

Milli Mücadele yıllarında karargah binası olarak kullanılan yapı, 1924 yılında Atatürk’ün Trabzon’u ilk ziyaretinde konaklaması için düzenlenmişŸtir. Atatürk ve eşŸi Latife Hanım be beraberindekiler 15-17 Eylül 1924 tarihlerinde bu konakta kalmışŸlardır.

Trabzon Valisi Ali Galip Bey zamanında 25.000.TL bedelle kamulaşŸtırılan yapı, 1927-1931 yılları arasında Hükümet KonağŸı, 1931-1937 yılları arasında Genel MüfettişŸlik binası olarak kullanılmışŸtır.

1937 yılında Milli EğŸitim BakanlığŸı’na tahsis edilen yapı, 50 yıl Kız Meslek Lisesi olarak hizmet verdikten sonra müze olarak düzenlenmek üzere 1987 Kültür BakanlığŸına tahsis edilmişŸtir.

1987-2001 yılları arasında Kültür BakanlığŸınca yaklaşŸık 13 yıl süren restorasyon sonucunda aslına uygun olarak yenilenen konak 22 Nisan 2001 tarihinde arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiğŸi Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılmışŸtır.

Ülkemizin sayılı sivil mimarlık örnekleri arasında yer alan, yaklaşŸık 1500 m 2 kullanım alanı olan konağŸın bodrum kat hariç tüm kat duvarları tamamen kalem işŸi bezelidir.

Konak müzeye çevrildikten sonra bodrum katı arkeolojik eserler bölümü olarak düzenlenmişŸtir. Arkeolojik eserler bölümünde Erken Tunç Döneminden Osmanlı Dönemi sonuna kadar taşŸ, pişŸmişŸ toprak, metal, cam vb eserler sergilenmektedir.

Kronolojik sıraya göre düzenlenen arkeolojik eser seksiyonları dört mekandan oluşŸmaktadır. GirişŸ salonu olarak kullanılan birinci mekanda; 1997 yılında Trabzon Tabakhane Mevkiinde Trabzon Müze MüdürlüğŸünce yapılan kurtarma kazısında çıkarılan, M.S. 2. yüzyılla tarihlenen Roma Dönemi Bronz Hermes heykeli sergilenmektedir. Heykel Müzenin en önemli eserleri arasında yer almakla birlikte normal insan boyutundadır. Bu mekanda ayrıca aynı kazıda çıkarılan mermer tapınak buluntularına, Roma Dönemi mermer mimari parçalar ve Osmanlı Dönemi Mermer Mimari parçalar yer almaktadır. Bunun dışŸında arkeolojik eser seksiyonlarında girişŸ salonunun sağŸında kalan;

1.Bölümde Eski Tunç, Urartu, Demir ö‡ağŸı, Hellenistik ve Roma Dönemi Eserlerin yanı sıra yine müzenin önemli eserleri arasında yer alan Asur Dönemi silindir mühür sergilenmektedir.

2.Bölümde yine Roma ve Hellenistik Dönem bronz, pişŸmişŸ toprak ve cam eserlerin ve Roma Dönemi sikkelerin teşŸhiri yapılmışŸtır.

3.Bölümde Bizans Dönemi sikkeler, ikonalar ve Osmanlı Dönemi objelere yer verilmişŸtir.

KonağŸın girişŸ katı diğŸer bölümlere nazaran daha yoğŸun kalem işŸi süslere sahiptir. Bu kattaki bazı odalarda halen orijinal ipek duvar kağŸıtları da yer almaktadır. Kat kısman orijinal mekanlara da bağŸlı olarak konak teşŸhir bölümü olarak düzenlenmişŸtir. Bu bölümde sağŸdan sola doğŸru oturma odası, çalışŸma odası, gündüz oturma salonu, yemek odası, oyun odası seksiyonları yer almaktadır. Katta ayrıca günümüzde ziyaretçi bekleme salonu ve kafeterya olarak düzenlenen eğŸlence salonu yer almaktadır. Dönemin eğŸlence salonu, müzik dinletisi, konferans vb. amaçlarla da kullanılan salonda Barok üslubun yoğŸun izlerini taşŸıyan loca (balkon) bölümü bulunmaktadır. Salon günümüzde sergi salonu olarak ta kullanılmaktadır.

GirişŸ katına göre daha sade olan birinci kat etnoğŸrafik eserler seksiyonu olarak düzenlenmişŸtir. Bu katta, İslami eserler, silahlar, yazma eserler, dokumalar, takılar, giysiler gibi bölümlerin yanında; T.C. 5. CumhurbaşŸkanı Cevdet Sunay seksiyonu ve Büyük ö–nder Atatürk’ün yatak odası düzenlenmişŸtir. 1924 yılında Atatürk’ün kaldığŸı yatak odasının mobilyaları konağŸın ikinci sahipleri NemlioğŸulları’ndan sergilenmek üzere satın alınmışŸtır.

KonağŸın asma katı Trabzon Müzeler MüdürlüğŸü olarak düzenlenmişŸ olup, idari kat olarak kullanılmaktadır.

Trabzon Müzesinde kullanılan süsleme ve mimari tarzı 19. yüzyıldan itibaren, Osmanlı İmparatorluğŸunun geleneksel sanat etkilerinden uzaklaşŸıp Avrupa’da geçmişŸi yaklaşŸık olarak yüzelli yılı bulan Barok rokoko üslubudur. Saray Mimarilerinde kullanılan bu üslupların şŸayana değŸer bir ustalıkla kullanılması, konağŸın Trabzon’da tek olmasıyla dikkati çekmektedir.

Barok, artistik görüşŸe dinamik bir öğŸe bir açıklık ve biçimlendirici ve yapıcı bir derinlik görüşŸü getirebilmesi sanatıdır. Avrupa sanatını niteleyen bir üslup anlayışŸıdır. 19 yüzyıl Endüstri Devriminin yapıları değŸişŸmesi ile eski değŸerleri canlandırma çabaları tüm batı toplumlarını sarmışŸ ancak batılı etkilerin dışŸında bırakamamışŸtır. Bu dönemde yapılan ve günümüzde Milli Saraylar adı altında toplanan köşŸk ve kasırlarda kullanılan Barok ve Rokoko tarzları bilinen yapılar arasında yapın tarihlerine göre sırasıyla; Aynalı Konak Kasrı, Dolma Bahçe Sarayı (1842-1856), Ihlamur Kasrı (1849-1855), Küçük Su Kasrı (1856-1857), Maslak Kasırları (1861-1865) ve Yıldız şžale KöşŸkü (1 kısım; 1879-1880, 2. kısım 1889, 3. kısım 1998) yer almaktadır€¦ Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılan Kostaki KonağŸı da bu dönemdeki Barok ve bu sanatın davamı olan Rokoko (küçük barok) sanatlarının kullanıldığŸı şŸayana değŸer süslemeleriyle ülkemizin sayılı köşŸk ve kasırları arasına girebilecek niteliktedir.

Kalem işŸi ve ustaları ve mimarları İtalyan’dır ki anılan köşŸk ve kasırların ressam ve mimarlarının da İtalyan olduğŸu kesin tespit edilmişŸtir. Barok sanatı asıl istek, sınırsız, anlaşŸılmaz, sonsuz etkisi yaratmaya çalışŸmaktadır. Duvarlarda ve özellikle kubbelerde hayali resimler gösterişŸli portreler, hareketli ve dramatik sahneler yer alırken süsleme ve tasvirler gittikçe dekoratif bir nitelik kazanmaktadır.

Trabzon Müzesi olarak ziyarete açılan konakta Barok ve Rokoko sanatlarının etkisi olarak, ana salonda yer alan dört sütun da Marmorina (imitasyon mermer) tekniğŸi kullanılmışŸtır. Sütunlar Geç Roma Dönemi Korint başŸlığŸı tarzında işŸlenmişŸtir. Ayrıca konakta sütün başŸlıklarının yanı sıra Marmorino tarzında kartonpiyerler kullanılmışŸtır.

Aslında konağŸı bu kadar özel kılan eklektik mimari tarzıdır. Tarzın bir etkisi olarak kullanılan Ion Hymationu (Roma Döneminde kullanılan yumurta dizini şŸekilde süsleme bezemesi) nun nasıl ustalıkla kartonpiyerlerinin altında Lotuspalmet dizinleriyle kullanıldıkları görülmeye değŸerdir. Salona girdiğŸinizde tavanda sizi karşŸılayan Venüs Adonis’i ve Eros’un Geç Dönem Roma tasvirleriyle yaratılan Neoklasizim akımının etkisi büyüleyicidir. Kapıdan içeri girerken sağŸınızda ve solunuzda yer alan Grifon’lar (mitolojik varlık-kanatlı aslan) yada eğŸlence salonunun arasındaki bölmede cam çerçeveler üzerinde yer alan Art-neo Tarzı işŸlemeler, oturma salonları tavan süslemeleri madalyonları içine yerleşŸtiren Trabzon Surları yada DeğŸirmendere Mevkiinde yer alan tescilli tarihi NemlioğŸlu Köprüsü betimlemelerinin yanında doğŸa portreleri görülmeye değŸerdir…

Belki de sadece bugün oyun salonu olarak düzenlenen orijinalde muhtemel fal odasının tavanında yer alan burçlar kuşŸağŸının ustalıkla işŸlenmesi ve aynı tavan göbeğŸinin kenarlarında yer alan madalyonlardaki Hermes ve Zeus tasvirleri başŸlı başŸına bir sanat eseridir.

Yemek odasının tavanında yer alan balık ekmek ve içki betimlemeleri ise insanın işŸtahını kabartmakla birlikte servis penceresinin bölmesi olarak kullanılan kesimdeki bölme de olağŸan üstü bir sanatçının izleri taşŸımaktadır.

Binanın taban döşŸemesinde; taşŸ mekanlarda mozaik tekniğŸiyle yapılmışŸ karo taşŸ ve fayanslar kullanılmışŸtır. GirişŸ kat ve idari kata çıkan merdiven kenarları da dahil olmak üzere duvarlar zeminde yaklaşŸık 1m. yüksekliğŸinde zaman zaman deri zaman zaman ahşŸap lampirilerle kaplanmışŸtır.

Binanın dışŸ kısmında da İtalyan Mimarisinin izleri yer almakta olup, iç mekanda kullanılan ahşŸaplar Rus işŸçiliğŸi göstermektedir.

DışŸ cephede düzgün kesme taşŸtan inşŸa edilen binanın bodrum katı granit, diğŸer kısımlar yatay bölümlere ayrılan gül kurusu andozit taşŸla örülmüşŸtür. Bölüm araları yaklaşŸık bir metre yüksekliğŸinde sıva boşŸluklarıyla ayrılmışŸtır. Binanın iç bölmeleri bağŸdadi tekniğŸi ve ahşŸap kullanılarak oluşŸturulmuşŸtur.

Binada kullanılan eklektik (karışŸık) mimari anlayışŸı çatı örtüsünde de kendini göstermektedir. Kuzey doğŸu köşŸesinde sekizgen kuleyi andıran bölüm balık pulu şŸeklinde kurşŸun plakalarla örtülüdür. Kuzey batı köşŸede yer alan sekizgen odanın üzeri ise kaburgalı ve hafif konik tarzda kurşŸun balık pulu şŸeklinde kubbe ile örtülüdür. Kuzey doğŸu köşŸede yer alan enine dikdörtgen şŸeklindeki odanın çatı kısmında daire ve oval pencerelerin bulunduğŸu mekanın üzerine teras oluşŸturur. Zemin kattaki eğŸlence salonunun üzerini beşŸik tonoz biçimini andıran camekö¢nlı çatı ile örtülmüşŸtür. DiğŸer kısımlar ise alaturka kiremitle kapatılmışŸtır.

ö–rtü sistemindeki eklektik mimari anlayışŸı cephe düzenlemelerinde de görülür. ֖n cephede balkonlu odaların balkon kapıları aydınlık görevini de yapmaktadırlar. Odalar büyüklüklerine göre dikdörtgen pencerelerle aydınlanırlar. İnce işŸçilik gösteren ahşŸap pencere kepenkleri, pencerelerin kullanım özelliklerine bağŸlı olarak, yukarıdan aşŸağŸıya yada yanlara açılabilen ve kullanılmadıklarında duvar içine gizlenebilen iki ayrı kepenk sistemine sahiptir.

Güney doğŸu köşŸede bulunan kulede mimari estetiğŸi arttırmak için pencere üstlerinde sıraltı kabartma tekniğŸiyle yapılmışŸ mavi renkli çiniler kullanılmışŸtır. Bu çinilerde binanın iç mekanlarında kullanılan camlar gibi İtalya’dan getirilmişŸtir.

Bahçe düzenlemesinde ise yine Noeklasızım akımım etkisi altında kalındığŸı konağŸın hemen girişŸinde yer alan Tyke (şžehirlerin Kurucusu Tanrıça) heykelinden açıkça görülmektedir.

Bahçenin diğŸer süslemeleri arasında güney doğŸu köşŸesinde, ortasında alttaki daha genişŸ iki kenarları dilimli çanakları bulunan şŸadırvanlı yuvarlak havuz yer almaktadır. Bahçe çam, palmiye ağŸaçları ve çeşŸitli çiçeklerle düzenlenmişŸtir

ALACA HAN

Büyük İmaret (Hatuniye) camisinin doğŸusunda yer alır. Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbaharhatun için 1506 yılında yaptırılmışŸtır. Türbe iyi bir taşŸ işŸçiliğŸi gösterir. Sarımsı renkli kesme taşŸlardan inşŸa edilmişŸtir. Pençerelerinin tahfif (sağŸır) kemerlerinde olduğŸu gibi gri taşŸlar dekoratif olarak kullanılmışŸtır. Sekizgen planlı türbe gövde üzerinde yine sekizgen bir kasnağŸa sahiptir. Kubbe sekiz köşŸeli olup kurşŸunla kaplanmışŸtır.

BEDESTEN

Trabzon çarşŸısının merkezinde yer alan şŸehrin en eski ticaret yapısıdır. DışŸtan 20.60 x 22.60 m boyutlarıyla kaleye yakın dikdörtgen planlıdır. Türk Bedestenleri içerisinde tek kubbeli olan tek örnektir. Ayrıca yapı Gülbaharhatun Vakıfları arasında gösterilmişŸtir. Bunun için yapının fetihten sonra 15. yüzyılın sonlarında yapıldığŸını söyleyebiliriz.

TAşž HAN

Osmanlı dönemi avlulu, iki şŸehir hanlarının güzel bir örneğŸidir. Kaynaklara göre 1531-1533 yılları arasında Trabzon Valisi İskenderpaşŸa tarafından yaptırılmışŸtır. Muhtelif zamanda yapılan onarımlarla günümüze gelmişŸtir. Kuzey cephesine geç devir dükkanları eklenmişŸtir. Duvarlar düzgün yontu taşŸtan yapılmışŸtır. Revak kemerleri ve tonoz örtü tuğŸladır. ֖nceleri alaturka kiremit kaplı çatısı 1980 yılındaki onarımda beton mozaik olarak değŸişŸtirilmişŸtir.

VAKIF HAN

Bedestenin kuzey batısında yer alır. Üç katlı avlulu bir handır. Birlikte inşŸa edildiğŸi güneydoğŸu kısmındaki caminin şŸadırvanı üzerindeki kitabeye göre Hicri 1196 Miladi 1781 yılında Hacı Yahya adında bir hayırsever tarafından yaptırılmışŸtır. Zemin katın esas girişŸi doğŸudandır. Açık avluyu revak ve arkasındaki odalar çevirir. Birinci katın girişŸi güneydedir. Bu katta cephede dört dükkan, şŸadırvan ve caminin girişŸ kapısı bulunmaktadır. Avlu etrafında sıralanan odalar farklı büyüklüktedir. Kuzeyde orta kısımda bir eyvan yer alır. İkinci katta revaklı avlu odaları ve cami bulunmaktadır. Bu caminin güneydoğŸu köşŸesindeki minaresi yıkılmışŸtır.

YEMEKLERİMİZ

Trabzon yemekleri denince akla hemen, mısırdan, lahanadan, hamsiden, fasulyeden, patatesten, pidelerden, turşŸudan meydana gelen yüzlerce yemek tarifi gelir. Trabzon mutfağŸı zengin bir mutfaktır. Kim sevmez karalahana çorbasını, kim istemez kıymalının, peynirlinin damakta kalan tadını. Hani derler ya hamsinin kırk çeşŸit yemeğŸi yapılır Trabzon’da… DoğŸrudur, hamsi kışŸın sofraların başŸ tacı yazın da yaylalarda, köylerde soğŸuk suların başŸında tuzlamasıyla aranan yiyeceğŸidir… Hamsi denince akla Trabzon, Trabzon deyince de akla hamsi gelir…

Trabzon’un yemeklerinin başŸlıcalarını şŸöylece sıralayabiliriz : Mısır sarması, etli lahana sarması, içli tava, hamsili pide, hohollu pide, pazı burmalısı, hamsili pilav, kuymak, su böreğŸi, yufka tatlısı, laz böreğŸi, gulya, turşŸu kavurması, pazı plakisi, lahana kavurması, kaygana, hamsi kuşŸu, mısır çorbası, ısırgan çorbası, hamsili pilav, hamsili ekmek, etli mısır sarması, Trabzon kebabı, Hamsiköy sütlacı, zumur, kaz kaldıran, hoşŸmeli, tomara kaygana, hamsi plaki, sütlü kabak, lapa, borani, hamsi çıtlaması, hamsi ızgara.

ULAşžIM

Trabzon€™a hava, deniz ve karayolu ile ulaşŸmak mümkündür.

KONAKLAMA 

ZORLU GRAND HOTEL 

Telefon :  (462) 326 84 00  (Pbx)   Adres : MARAşž CAD. NO: 9, 61100 TRABZON  zorlu@zorlugrand.com  

www.zorlugrand.com

BÜYÜK SÜMELA HOTEL Telefon :  (462) 512 35 40  (10 Lines)  Adres MAö‡KA/TRABZON  info@buyuksumela.com   www.buyuksumela.com  AKSULAR HOTEL Telefon :  (462) 230 11 30  (8 Lines)

 

Adres : Uzunkum Mevkii No: 465 Trabzon

HOTEL USTA   Telefon :  (462) 326 57 00  Pbx Adres : TELGRAFHANE SOK. NO. 1, 61100 TRABZON ustahotel@tr.net

 www.hotelusta.com.tr

 trabzon6.jpg




About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

2 Comments

  1. hüseyin sabri 19 Şubat 2009 at 16:35

    süper trabzon mazii süper trabzon ile gurur duyuroruz

  2. my admin 08 Şubat 2010 at 14:37

    cam mozaik siteleri,cam mozaik sanatı,cam mozaik satış,cam mozaik seramik,cam mozaik

    samsun,cam mozaik desenleri,cam mozaik damla,cam mozaik dış cephe,cam mozaik damla

    serisi,cam mozaik fiyatları,cam mozaik firmaları,cam mozaik fiyatı,cam mozaik fiyat

    listesi,cam mozaik fiyat,cam mozaik fırını,cam mozaik fabrikaları,cam mozaik gebze,cam

    mozaik hobi,cam mozaik kaplama,cam mozaik konya,cam mozaik lamba,cam mozaik izmir,cam

    mozaik istanbul,cam mozaik imalatı,cam mozaik banyo,cam mozaik bursa,cam mozaik nedir,cam

    mozaik nasıl yapılır,cam mozaik nasıl uygulanır,cam mozaik nasıl döşenir,cam mozaik

    mutfak,cam mozaik modelleri,cam mozaik makinaları,cam mozaik makinası,cam mozaik

    örnekleri,cam mozaik çeşitleri.

    http://WWWW.SAH CAMMOZAYİK.COM

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *