Tataristan İzlenimleri

Tataristan İzlenimleri

Bu hafta Türk-Rus Turizm işbirliği çerçevesinde Sayın Turizm Bakanımız Sayın Ertuğrul Günay’ın da katıldığı bir dizi etkinlik için Tataristan’da bulundum. İzlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Başkent Kazan, Kazan şeklinde bir havzanın içine kurulmuş. Hani, son iki senenin Rus şampiyonu, Gökdeniz Karadeniz’in oynadığı futbol takımı Rubin Kazan’ın şehri.
Tataristan en anlaşılabilir Türkçe konuşan ülkelerden biri. Hesapta özerk bir cumhuriyet. Bir kaç kez bağımsızlık girişiminde bulunmuşlar. Ancak tipik Rus klasiği; her bir deneme tanklar, tüfekler, gizli istihbarat uygulamaları ile kanlı bir şekilde bastırılmış. Ruslar, bu girişimler neticesinde “nüfus planlamalarını” hızlandırarak ülkede Rus oranını %40’a getirmişler. Tatar ve Türk okullarını kapatarak birçok okul açmışlar, “eğitim şart” demişler ama Rusca !
Tatarlar, bu bölgeye 1000 küsur sene önce halen Nogay Tatarları’nın yaşadığı Hazar denizinin güneyinden gelmişler, Volga (idil) nehrinin kenarına yerleşmişler. Burada, nehirden aldıkları isimle Volgar, yani BOLGARveya bizim bildiğimiz adı ile “BULGAR” şehrini kurmuşlar. Daha sonra genişleyerek Kazan ve diğer Tatar şehirlerini kurmuşlar.
932’de Moğolların saldırısından kaçan Bulgarların (Tatarlar) bir kısmı Kırım ve bugünkü Bulgaristan’a göçmüşler. Kısaca bizim “komşu” Bulgarlar, gerçekte Türk asıllılar, yani Tatarlardır. Ancak bulundukları “slav” bölgesi itibarı ile dinleri Katolik, dilleri ise “Slav” diline dönüşmüştür.
Burada ki Tatarların ise hepsi Müslüman. Gezdiğimiz bir çok camide Suudi din görevlileri vaaz veriyorlardı. Yurtdışında ise 10 Milyon civarında (Tatar) diasporaları var. Rusya’nın 3. büyük üniversitesi Kazan Üniversitesi. Tolstoy, Rikov ve Lenin buradaki üniversitede okumuş, hatta Lenin bu üniversiteden atılmış.
Gece eğlencesi; diğer Rus şehirlerine göre çok daha güzel. Örneğin “Ferz” in  kalitesi bizim Reina ile yarışır. Bağdat caddesi muadili “Bauman” da bulunan “Goyota Ugly” iç gıcıklatan showları ile görmeye değer. Rai ve 50/50 de oldukça popüler mekanlar.
Tüm eski doğu bloğunda olduğu gibi, Tatar kızlarının da ayakkabı seçimleri kötü. Hele ayak parmaklarının ayakkabı tabanından öne yani dışarıya sarkması “tam bir görsel felaket”  Al eline bahçe makasını, dışarı sarkan parmakları kıtır kıtır kırp!
Yeme içme; Eti bol olan Tatar böreği ve mantısı çok ünlü. Kazan’ın milli tatlısı olarak bilinen “çaççak” da mutlaka tadılması gerekenlerden. Yine bir tatlı olan “müftü salatası” da tavsiye edilir. Bazıları kızacak ama buralarda yediğim at eti ise muhteşem. çok az yağ dolayısı ile çok az kolesterol içeren at eti, lezzeti ile damak tadıma en uygun et diyebilirim.
Bayramları; Dini bayramları dışında en önemli bayramları Sabantoy. Sabantoy etkinlikleri ülkenin sınırlarını aşan bir ün kazanmıştır. Bir Nogay Türk bayramı olan Sabantoy etkinlikleri 21 Haziran’da başlar. Aslında tüm Türklerin bayramıdır. Sabantoy’un (Şaman Toy) Nuh tufanına değin uzanan bir bayram olduğu söylenir.
Bilindiği üzere, eski doğu bloğunda ve özellikle Gürcistan’da görmeye alışık olduğumuz “tamada” adeti burada da var. Yani; yemeğe başlamadan önce, sofranın, davetin en kıdemlisi veya yaşlısı günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yapar. Daha sonra da sözü davetlilerden bir veya birkaçına verir. Yemek öncesi bu seremoni birkaç saat sürebilir. Her bir konuşmacı “nazdrovya” diyerek kadehini kaldırır ve herkes elindeki votka kadehini fondip yapar. Alışık olana kolay, ancak aç karnına içilen votkalar, bir müddet sonra gıdıklar ve konuşma sırası size gelirse Aziz Yıldırım’ın derdinden bile dem vurabilirsiniz.
Burada ise, yani Kazan’da her “tamada”  konuşmasının sonunu bir şiirle bitiriyor. Örneğin, Tamada dahil 3, 5 kişi konuşup (ki bu 3, 5 kadeh votka içmek demek) konuşmalarının sonunda Nazımdan, Ahmatov’dan, Puşkin’den şiirler okuyan entel Kazanlar, sözü yanlışlıkla “dantel” arkadaşıma bıraktı. Tercümesiyle beraber 2 saat tamada’ları dinleyip o kafayla güzel bir konuşma yapan, ancak hayatında şiir değil kitap bile okumayan arkadaşım, tercümanı kaçıran finali şöyle bağladı;”Geçme malabadi köprüsünden ürkütürsün vakvakları, ….
Gelelim detaylara;
Tataristan; 4,5 Milyon nüfusu olan petrol ve maden zengini, bir Türk devletidir. Yüzölçümü 67.836 km² dir. Nüfusun %58’i Tatar, %38’i Rus’tur. Kalanı ise etnik Çuvaş ve Çirmiş azınlıklarıdır.
6. yüzyılda Hazar Türkleri tarafından kurulmuş Hazar İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla batıya ve kuzeye göç eden Kıpçak boyuna dahil bir Türk kavmi olan Bulgarlar Kağan Asparuk komutasında batıya giderek bugünkü Bulgaristan’ın temelini atmış, Tuna Nehri havzasında Birinci Bulgar İmparatorluğu’nu, kuzeye giden Bulgarlar ise Volga Bulgarya devletini kurmuşlardır. Bu iki devleti kuran Türklerin ataları bugünkü Tatarlar ve Çuvaşlar sayılmaktadır. Tataristan bölgesi 1922 yılına kadar Bulgaristan olarak anılmaktaydı. Kazan Tatarları Tataristan’ın isminin Bulgaristan veya Bulgaria olarak değiştirilmesini, kendilerinin Volga Bulgarları olarak anılmasını savunmakta ve Bulgarizm akımını desteklemektedirler.
1917 İhtilalinden sonra Tatar yazılı kültürü kan kaybetmeye başlamış. Millî bağımsızlık duygusuyla yazdıkları eserlerle halkı aydınlatmayı amaçlayan ve ihtilali tasvip etmeyen Ayaz İshaki, Sadri Maksudi Arsal, Abdullah Battal Taymas, F. Tuktar gibi aydınlar ülkelerinden göçmeye mecbur kalmışlar.
Bolşevikler, 23 Mart 1919’da Başkurt, 27 Mayıs 1920’de de Tatar ÖSSC kurdular. Böylece Tatar-Başkurt ÖSSC’nin yerine iki ufak muhtar cumhuriyetin kurulması bölgede Türk birliğinin parçalanmasına sebep olmuş. Yirmili yılların başında ülkede diktatörlüğün güçlenmesi ve bütün hayatın zorla ideolojik zincirler altına alınması neticesinde, yazarların da sanat hürriyeti günden güne daralmış, yazılan eserlerin değeri sadece sınıf mücadelesi ilkesi gözlüğünden değerlendirilmeye başlanmış.
Tagged with:

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *