Sinoptan Uzun Göle

sinop3.jpgTurkaos€™05 17.07.2005- Pazar Sabah kahvaltıdan sonra yolun bundan sonrasına hep beraber devam edecek olmanın neşŸesiyle gerekli bakımları, kontrolleri yaptık ve yola çıktık bir solukta Sinop€™a geçtik.

Sinop€™un tarihi cezaevini gezdik. Yıllar önce burada gardiyanlık yapan pala bıyıklı rehberin taşŸtan yapılmışŸ, hiç ışŸık almayan, tuvaleti içinde, minicik zindanı, anlatmasını dinledik €œbu zindanın özelliğŸi güzelliğŸi yazları serin kışŸları sıcak olması€ diyordu, bizde rehbere hiç bulaşŸmadan, bahçesinde volta atıp sonra biraz Sinop€™un çarşŸısına bakındık. ATM vs. işŸlerini halledip yola devam ettik.

sinop.jpg
Yolun bundan sonrası ya otobandı yada genişŸ şŸehirlerarası yollar tabii trafikte yoğŸundu. Birbirimizi sollayarak selamlar vererek bazen kopup bazen buluşŸup öğŸlen güneşŸi altında ilerliyorduk.

ö‡ok da anlamlı olmayan bu yoldan PerşŸembe€™ye ancak hava karardıktan sonra vardık. Okan€™ın ailesiyle PerşŸembe€™deki evlerinde buluşŸtuk sonra Okan€™ın dayısının minibüsünün peşŸine takılıp köy evlerine çıktık. Bize çok güzel bir akşŸam yemeğŸi hazırlamışŸlardı. KonuşŸtuk, güldük, eğŸlendik ve tüm aksine ısrarlara rağŸmen bahçeye kampı kurduk. Artık dört duvar arasına girmek istemiyorduk, biran önce şŸu turu idrak etmek istiyorduk. Ayrıca kamp kurmak içinde çok güzel bir yerdi, fındık bahçeleri içinde deniz manzarası da olan bir vadinin yükseklerinde, güzel bir köy.
18.07.2005- Pazartesi
Sabah manzaranın, temiz havanın ve sağŸlam bir kahvaltının tadını çıkardık, öğŸleye doğŸru köyün yarısı bizi yolcu etti ve yola düşŸtük.
Yol dünkü yola çok benziyordu bir an önce doğŸu Karadeniz€™e varmak ve yoldan çıkmak istiyorduk, sabahları yola erken çıkmayı başŸaramıyorduk bu yüzden zaman sıkıntısı yaşŸıyorduk ama artık yolda olmaya yani ruhen de yolda olmaya başŸlamışŸtık. Programı takmıyorduk takamıyorduk zaten, umarım kısıtlı gün sayısı turun sonunda diğŸerleri için problem olmaz, benim diğŸerlerinden 1 hafta daha fazla zamanım var ama onların İstanbul€™a dönmeleri gereken tarih kesin.

Artık çevre yolunda trafikle uğŸraşŸmaktan ve şŸehirlerden geçmekten bıktık bugün için zaman olsaydı Giresun€™dan sonra Tirebolu€™dan GümüşŸhane€™ye inip Maçka€™ya güneyden gelebilirdik, oralar da çok güzel diye duymuşŸtum. Zaman ne kadar kontrolümüzden çıkarsa kaçıracağŸımız şŸeyler artacak diye endişŸelenmeden edemedim.

Sahil yolunu takip ederek öğŸleden sonra Trabzon€™a vardık ve Maçka€™dan Sümela manastırı yoluna saptık motorla geçmek için mübarek bir yoldu kanyonun içinden kıvrılarak gidiyordu, biz çıkarken yolun yanından bir nehir hızla Maçka€™ya doğŸru iniyordu.

Kayaların içine oyulmuşŸ Sümela manastırına vardığŸımızda çok etkilendik. 1923€™e kadar faal olan manastırın tarihi Selçuklulara kadar uzanıyor, duvarlar dini tasvirlerle dolu. Duvarların kırılan yerlerinde resimlerin altından daha önceki bir döneme ait başŸka resimler görülüyor ama maalesef duvarlar aynı zamanda kazınmışŸ yazılarla da dolu. İsimler, tarihler genelde Yunanca yazılmışŸ, bazı yazılarda 1800€™lü yılların tarihi atılmışŸ, bir anlam veremedim, manastırın biraz aşŸağŸısında bir restoran bulduk açlık beynime vurmuşŸtu, nehrin üstüne kurulmuşŸ restoranda yemeğŸin hakkını verdik. Kuymak, mısır çorbası, lahana çorbası, saç kavurma ve Akçaabat köftesinden oluşŸan mönümüz harikaydı yanında da bira hiç fena olmadı.

Yemek yerken bir yandan da sahile inmeden buralardan köy yolu, patika gibi bizi Uzungöl€™e götürecek bir yol var mıdır diye soruşŸturduk ama tutarlı bir cevabı kimseden alamayınca ve akşŸam rüzgö¢rı serin serin esmeye başŸlayınca sahilden Of€™€™a vardık. Hava yine erken karardı.

sinop2.jpgOf€™dan Uzungöl tarafına döndükten sonra Okan€™ın zincir yerinden çıktı, 93 Tenere€™si aynı zamanda benzin gibi yağŸ yakıyordu, zinciri yeniydi ama nedense çabuk ve fazla gevşŸemişŸ yerinden çıkmışŸtı. Okan€™la Ati çabucak hallettiler bu sorun için birkaç kere daha durduk ama Okan€™la Ati iki dakikada hallediyordu.

Uzungöl€™e vardığŸımızda saat dokuz buçuk olmuşŸtu, Uzungöl bizi biraz hayal kırıklığŸına uğŸrattı, düşŸündüğŸümden daha yapılaşŸmışŸ bir yerdi ve işŸ makineleri ile göl kenarından açılan yol, yorgunluğŸunda etkisiyle olacak bana şŸantiyeyi hatırlattı.

İkiye ayrılıp gölün etrafını dolaşŸmamıza rağŸmen kamp için güzel bir yer bulamadık Emrah€™ın arkadaşŸı deli Cengizler€™in buralarda bir arsası varmışŸ, Emrah telefon etti ve bir otelin hemen yanındaki çayırlık arsada el fenerlerinin ışŸığŸında kampı kurduk.

Atilla MusluoğŸlu,           
95€™Honda Africa Twin
Emrah Ablak,       
99€™Honda Transalp
Okan Tiryaki,        
93€™Yamaha Tenere
Çitin Kıymet,               
 02€™Honda Africa Twin

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *