Memmecim Giliği

memmecimin_giligi_31.jpg

 

Bu başlığı gördüğünüzde çoğunuzun “bu da nesi” dediğinizi tahmin edebiliyorum, zira ilk duyduğumda ben de böyle söyledim. Dinledikçe farkettim ki hızla adetlerimizi, o sürekli övündüğümüz kültür mozaiğimizi, değerlerimizi kaybedip bize ait olmayan bir yapının içine sürükleniyoruz. Ne kadar açıklayıcı oldu değil mi:-)))

Peki baştan başlayalım. Bu sefer bir yemek tarifi yok, onun yerine yeni öğrendiğim ve öğrenmekte bu kadar geciktiğim için utanarak anlatacağım bir geleneği sizlerle paylaşmak istiyorum. Utanıyorum dedim, zira bu gelenek babamın memleketi olan Sivas’a ait bir gelenek ve ben bunu yeni öğrendim;
Arife günü kızım da heveslenerek bizimle oruç tutmak istedi, yaşı küçük olmasına rağmen hevesini kırmak istemedik, bizimle birlikte sahura kalktı ve iftar saatine kadar gık demeden tuttu orucunu. Akşam halama gittiğimizde bunu anlatınca halam kızımı sırtına alıp evde gezdirdi…Bu adeti hatırlıyorum, küçükken ilk oruç tuttuğumda bana da yapmışlardı. Pelin bu durumdan öyle keyif aldı ki, Barkın da heveslenip “yarın ben de oruç tutacağım” dedi ama geç kaldığını öğrenince hevesi kursağında kaldı, seneye bu lafını hatırlar mı bilmem.

Halamın “bana memmecime gelseydiniz ya” demesiyle memmecim gidiği adetiyle tanışmış oldum.
Sivas’ta bayramdan bir gün evvel, yani arefe günü çocuklar oruç tutar Memecim gezerlermiş. Çarşılarda gilikler ( bir çeşit simit) satılırmış. Memmecim giliği, 7 cm kadar çapında olan simitlermiş. Giliklerin 20 kadarı ipte dizili olarak Ramazan ve Kurban Bayramı arefesinde çarşıda satılırmış. Ortası delik, kandil simidine benzeyen giliği evde yapamayanlar çarşıdan alırlarmış.
Arife günü bayramlıklarını giyen çocuklar ellerine birer oklava alıp mahallelerinde “memmecim” gezmeye başlarlarmış. Ellerindeki oklavaya evden ilk giliklerini takan çocuklar geldikleri evin kapısına oklavayla vurarak ;
Memecimin havaası

Madelerin tavaası

Gökten rahmet

Yerden bereket

Amin amin…Bir gilik.
diye hepbir ağızdan şarkı söyleyen çocuklara ev sahibi akşamdan hazırladığı ’Memecim giliği’ni getirir, kendi eliyle çocukların sopalarına takar eğer gilik yoksa şeker, para, leblebi vb. vererek çocukları geri çevirmezmiş. Çocuklar kendilerine hediye veren ev sahibine övücü sözler söyleyerek, ’Allah daha çok versin… Bereket versin…’ sözleriyle evden ayrılarak bir başka kapıya doğru yönelirlerken hediye verilmezse ”Kazanın dibi yana…Kazanın dibi kurusun… Kazanın dibi patlasın… Kazanın dibi bakır, itler sürüsün takır takır…” diye beddua ederek oradan ayrılırlarmış.
Senede iki defa Ramazan ve Kurban bayramlarının arefelerinde uygulanan bu adet Sivas’ın eski mahallelerinde görülebilirse de artık eskiden olduğu gibi yaygın değilmiş.
Bu adeti ilk duyduğumda aklıma “cadılar bayramı” geldi .

Şaka mı şeker mi diye kostümleriyle dolaşan çocukları nerdeyse hepimiz duymuşuz veya seyretmişizdir.Ama bir Sivaslı olarak, her ne kadar hiç Sivas’ta yaşamamış olsam da, bize özgü ve ne yazık ki unutulmaya yüztutmuş bir adeti yeni öğreniyor olmak beni utandırdı doğrusu. Ben de buraya yazmak istedim. İstedim ki bilmeyen okusun, okuyan okumayana, duyan duymayana anlatsın. Uygulayamasak da adetlerimiz unutulmasın.

serzincan@gmail.com
http://sibelintarifdefteri.blogspot.com/

 

 

 

 

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

2 Comments

  1. selma 03 Ocak 2009 at 18:20

    Yöremin yemeği olan ciğer sarmasını almak için girmiştim .Yazdıklarınız beni çok duygulandırdı,şu anda hala ağlıyorum.Keşke yöreye göre değil de tüm Türkiyede bu adeti yapabilsek. Yozlaşan bir nesil gelmekte.DUYGULARIMI YAZMAK İSTEDİM.Size yazdıklarınız için teşekkür ederim.

  2. srht 09 Mayıs 2012 at 09:17

    yaşım 22, lise 1 e kadar sivasda memmecim şekerlerini topladım 🙂 çok severdim valla. ama malesef gerek kayserideki çocuk kaçırma olayları gerek ortamın bozulmuş olması geleneğimizi malesef unutturdu…. yohhsaaa şo künde bile galgarıım memmecime dolanırım >:) heçde sohranmam 🙂 nede olsa suaslıyıh 🙂

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *