MARDİN ZÜMRÜT TAö‡LI PERİ

nisankapak1.jpgmardin2.jpgHASAN MAHİR  Yürekteki sevdanın; taşŸtan sanat eserlerine dönüşŸtüğŸü şŸehre doğŸru gidiyoruz.  Bir gizem şŸehrinin anahtarlarını, sanki bize teslim edeceklermişŸ gibi bir duygu sarıyor içimizi. Hakkında anlatılan efsaneler, şŸehrin doğŸal büyüsünde çekilen filimler içimizdeki heyecanı biraz daha kamçılıyor. Bazen umduğŸunu bulamamanın endişŸesini yaşŸamıyor da değŸiliz hani. Beklentilerimizle, göreceklerimiz arasında bir fark olacak mı Mardin€™de.
şžanlıurfa€™dan Mardin€™e doğŸru uzayan genişŸ ovaların içinde kendimize yol bulmakta zorlanmıyoruz. Tam aksine bu kadar düzlük ve genişŸlik içerisinden bazen kaybolacağŸımızı düşŸünüyoruz. İlerlediğŸimiz düzlüğŸün sonunda Kızıltepe€™ye vardığŸımızda Mardin uzaktan görünüyor.  Mardinlilerin deyimi ile €œgündüzleri kartal yuvası, geceleri gümüşŸ kemer.€  Bu kadar düzlüğŸün sonunda zirveye baktığŸımızda Mardin için söylenen kartal yuvası benzetmesine katılmamak mümkün değŸil. DağŸlar, kayalar, evler, camiler, medreseler, kiliseler uzaktan tek bir renk tonu ile görünüyor. Gri ile sarı arasında bir renk. Gökyüzünün açık beyazlığŸı da olmasa başŸka bir renk görmemiz mümkün değŸil.
Mardin€™e doğŸru tırmanışŸa geçtiğŸimiz de bir kartal yuvasında yeni dünyaya gelmişŸ yavruları ilk görecek insanlar bizmişŸiz gibi bir duygu sarıyor içimizi. ֖nce YenişŸehir olarak adlandırılan Mardin€™in eteklerinde ki düzlüğŸü kurulmuşŸ devlet kurum ve kuruluşŸlarının çoğŸunun bulunduğŸu yere geliyoruz. Burası diğŸer şŸehirlerden farklı bir özelliğŸi yok.
Daha zirveye yaklaşŸtığŸımızda Mardin tüm ihtişŸamı ile gözümüzün önüne seriliyor. Yamaçta tutunabilmek için köklerini derine salan ağŸaçlar gibi evlerde taşŸtan derinlikleri ile yamaçta tutunmaya çalışŸıyorlar. TaşŸ duvarlın arasından yükselen yivli minareler, Kö¢be etrafında tavaf ederek sonsuzluk kervanına katılmak isteyenler gibi  bulutların arasından başŸlarını daha yukarılara kaldırmak isterler gibi.
şžehrin en zirvesinde bulunan kale, taşŸtan bir gelinin, taşŸtan tacı gibi şŸehrin en yükseğŸine oturmuşŸ durumda.
şžehrin siluetinden çektiğŸimiz bu zamanın ötesinde çalınmışŸ fotoğŸraf karesinden sonra şŸehrin yüreğŸine inmeye başŸlıyoruz. ֖nce şŸehrin ayaklarının sağŸlam basması için yapılmışŸ gibi duran Kasımiye Medresesi€™ne doğŸru inişŸe geçiyoruz. Medresenin önünde, evde yaptıkları takıları bize satmaya çalışŸan Mardinli çocuklar karşŸılıyor bizi.
Koca bir tarihin önünde, küçük avuçlar okul harçlığŸı peşŸinde. Artuklular€™dan kalmışŸ bir medrese. EğŸitim ile YaşŸam, bilim ile din, sanat ile felsefe, birbiri içine girmişŸ.  Medresenin avlusundaki havuz ve içine akan su, asırlardır İslam felsefesinden yola çıkarak, doğŸumdan ölüme kadar ki hayatı anlatıyor mimarisinde. Dar odalarında büyük ilim adamları yetişŸ bu medresenin.
Medreseden ayrılıp; bu toprağŸın insanının  hoşŸgörüsü ile günümüze kadar gelmişŸ olan Deyrulzafaran€™nın yolunu tutuyoruz. şžehrin dışŸında bulunan bu manastır Mardin€™in tarihi ile varlığŸını başŸlatmışŸ. Bu manastın alt bölümünde güneşŸe tapanlar için taşŸtan bir mabet var. Bu mabet harçsız olarak taşŸlar bir birine geçerek yapılmışŸ. Bu yapıda olduğŸu gibi inançlarda birbirine geçmişŸ. GüneşŸe tapanların mabedi üzerine Hıristiyanlar kendi mabedini kurmuşŸlar.
Manastır yıllarca Süryaniler için din adamı yetişŸtirmişŸ. Halada yetişŸtirmeye devam ediyor. Manastır genişŸ bir alana kurulmuşŸ bağŸ ve bahçenin içerisinde yaratıcı ile başŸ başŸa kalmak için yapılmışŸ bir yer gibi.
Yolumuzu tekrar şŸehir merkezine yöneliyor. şžehrin meydanında park edip tarihin içerisinde yürümeye başŸlıyoruz. Her yanımız tarih her yönümüz bir başŸkası için kıble.  Kırklar kilisesinin ziyaret ediyoruz. Kırklar adının nereden geldiğŸini öğŸreniyoruz. Efsaneye göre Roma Kralı Dukius Hıristiyanlara baskı yapar. Buna karşŸı çıkan kırk kişŸiyi Sivas€™a sürer. Onları inançlarından vazgeçirmek ister. Hepsini kışŸın ortasında bir gölete atar. KarşŸısına da hamam yaptırır. SoğŸuktan donan Hıristiyanlardan bir kişŸi inancından vazgeçip Hamama koşŸar. SoğŸuktan aniden sıcağŸa geçtiğŸi için oracıkta ölür. Hamamın bekçisi gökten 40 tane tacın indiğŸini görür. Ancak bir taç vardır ki. O havada asılı kalmışŸtır. Bunu gören Hamam bekçisi HıristiyanlığŸa inanarak kendini göle atar. İnen taçlar göldekileri alarak kaybolur.mardin1.jpg
Kırklar kilisesinden çıkıp dar sokaklardan ilerleyerek Zinciriye (İsabey) medresesine varıyoruz. Kasımiye medresesi şžehrin ayağŸını oluşŸtururcasına şŸehrin altında, Zinciriye medresesi ise şŸehrin beynini oluşŸtururcasına en zirvede.
Ziciriye medresesi€™nin yapılışŸındaki bir olay duvarlara konulacak her taşŸın ne kadar önemli olduğŸunu gösteriyor. Medrese yapılırken işŸçiler çalışŸır. Bir gün  İsa bey işŸçileri uzaktan seyreder. İşŸçinin birisi elinde bir taşŸı alıp medrese inşŸaatı alanına getiriyor. Daha sonra aynı taşŸı getirdiğŸi yere geri götürüyor. İşŸçinin sürekli bunu yapması İsabey€™in dikkatini çekiyor. Yanına çağŸırıp neden böyle yaptığŸını soruyor. AldığŸı cevap onu şŸarşŸırtıyor. İşŸçi €œsabah kalktığŸından gusül abdesti alması gerektiğŸini, ancak su bulamadığŸı için abdest alamadığŸını, bu hali ile de taşŸıdığŸı taşŸların medreseye koymaya içinin elvermediğŸini € söylüyor. İsa bey Medresenin yapımını durdurup işŸçilere bir hama yaptırıyor sonrasında Medrese inşŸaatına devam ediyor.
İşŸte bu olay Zinciriye medresesi üzerin de yoğŸunlaşŸmamıza da bir vesile oluyor. Medresede her taşŸ yerine konurken bir anlam aranmışŸ. Medresede eğŸitim yanında Bölgedeki mezheplerinde farklı olması sebebi ile iki mescit bölümü var. şžafi Mescidi Mihrabında buluna bir taşŸ var ki üzerine ışŸık düşŸtüğŸünde içi görünecek kadar şŸeffaf duruyor. Bu bölümde maddi güzellik ön plana çıkarken, Hanifi mezhebinin mescid bölümünde daha çok anlam ön plana çıkmışŸ. buradaki mihrapta motifler imanın ve İslam€™ın şŸartlarını simgeler tarzda yapılmışŸ.
Zinciriye medresesi€™nin üzerine çıktığŸımızda Mardin ayaklarımız altında kalıyor. Dilimli medrese kubbesi ilginç motifi ile içimizde tarihten sayfalar açıyor.mardin3.jpg
Yakın zamana kadar Zinciriye medresesi ile Ulu caminin minaresi arasında bir Zincir bulunuyormuşŸ. Bu zincirden dolayı Medrese bu ismi almışŸ. Zincirin iki ucu afsunlanmışŸ. Bu afsun biri akrep diğŸeri yılan sokmasına karşŸı yapılmışŸ.  Yıllarca Mardin€™de akrep ve Yılan çok olmasına rağŸmen akrep ve yılan sokması olayına rastlanmışŸ ta ki zincir kopana kadar.
Bizde kopan zinciri takip edip Ulu caminin büyüsüne doğŸru yola çıktık. Ulu caminin büyüsünden kopamadan şžehir meydanına geri döndük Meydandaki müzede tarihin derinliğŸine bir yolculuk yaptık.
Ezanların taşŸ duvarlara çarpıp yankılandığŸı saatlerde akşŸam ışŸıkları yanmaya başŸladı. İçimizde tatlı bir mutluluk ayaklarımızda hafif bir yorgunluk vardı. Mardin€™e has Kaburga, İçli köfte, Perde Pilavı gibi özgün yemeklerin sunulduğŸu nostaljik bir lokantada yemeğŸimizi yiyerek şŸehir Meydanında karanlığŸın iyice bastırmasını bekledik. Tahta bir sandalyede çaylarımızı yudumlarken. Karanlık  etkisini artırdıkça ışŸıklarda varlıklarını göstermeye başŸladı.
Bize sadece fotoğŸraf makinemizin deklanşŸörüne basmak kaldı. KarşŸımızda taşŸtan,
taşŸ taçlı gelin gitmişŸ. Yerine gelin olup atına binmeye hazırlanan zümrütten tacını giymişŸ bir güzel peri çıkı verdi.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

2 Comments

  1. marinda 05 Nisan 2007 at 18:04

    mardin gerçekten harika bir yer. taşŸtan bir kent. bana tekrar mardini yaşŸatığŸınız için tşŸk…

  2. Nurettin 16 Mart 2008 at 09:41

    ö‡ok güzel bir yazı olmuşŸ ve mardin i güzel tanıtmışŸsınız, gezip görülesi yer mardin….

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *