Kurtarılacak Son Kale PAMUKKALE

HASAN MAHİR ö–zelikle bahar yağŸmurlarından önce, gökyüzünün mavisine düşŸen kabarık beyaz pamukkale.jpgbulutlar bir pamuk gibi dolaşŸır tepemizde. Yüksek dağŸların zirveleri ile örtüşŸür bazen. DağŸın bittiğŸi, bulutun başŸladığŸı yeri uzaktan ayırt etmek zorlaşŸır. Denizlinim 20 km ötesinde bulunan. Çökelez dağŸının üzerinde asırlar öncede beyaz beyaz bulutlar inmişŸ, bütün bulutlar yağŸmur olup toprağŸa döküldükten sonra kaybolup gitmişŸlerdir. Ancak kar beyazı bir bulut dağŸın yamacına tutunup kalmışŸ. Bir daha oradan ayrılamamışŸ. DağŸınböğŸründeki bu bölümü gören insanlar ona Pamukkale ismini vermişŸler. Pamuk bulut olarak da adlandırabileceğŸimiz bu doğŸa harikası bulut, yüz yıllar önce içinde sakladığŸı yağŸmur sularını yağŸmur olarak yağŸmasa da şŸifalı su olarak asırlar öncesinden bu güne kadar şŸifalı termal suyu olarak akmaktadır.

Pamukkale€™yi ilk gördüğŸümde dağŸınböğŸründeki o bulutsu güzellik esir aldı beni. Bu bulutsu güzelliğŸin sırı olsa olsa gökyüzünün yeryüzüne ikramı bir bulut olabilir diye düşŸündüm.

Görenleri kendine hayran bırakan Pamukkale€™ye günlük bir turla ziyarete gittik. Yerli ve yabancı birçok turistin özelikle Antalya€™dan düzenlenen turlarla Pamukkale€™yi yaşŸamaya gittiğŸini görürsünüz. ևoğŸu antik kent genelde görülür ama yaşŸanmaz. Pamukkale ise görülen, yaşŸanan ve hissedilen bir yer.

Antalya€™dan bir tura katıldık. Yüksek dağŸları ve ormanları yara yara ilerleyen yolların izdüşŸümlerinde Pamukkale ve Antik kent Hierapolis düşŸleri kurduk yol boyunca.

İlk gün öğŸle sonrasında vardık Pamukkale€™ye. DağŸın eteklerine yerleşŸtirilmişŸ termal otellerden birine yerleşŸtik. Yemek ve sonrasında termal havuz keyfi yorgunluğŸumuzu aldı üzerimizden. ֖zellikle hafta sonları günü birlik kaplıca keyfi sürmek isteyenler için ideal bir yer burası.

Pamukkale yolu aynı zamanda turizme hitap eden mağŸazalarla dolu. Tekstilden, hediyelik eşŸyalara, halıdan antik Pamukkale hatıralarına kadar her şŸeyin satıldığŸı mağŸazaları görmek, alışŸverişŸ yapmak mümkün.

GüneşŸin rengi solgunlaşŸmaya başŸlayınca gizimler diyarına hareket ettik. Gezinti alanı olarak iki kapıdan başŸlamak mümkün güney ya da kuzey kapı. EğŸimi ve güzelden en güzele doğŸru istikamet için en güzeli geziye güney kapıdan başŸlamak.

Güney kapısından girdiğŸimizde Hierapolis€™e adımımızı atmışŸ oluyoruz. Antik kentte bulunan tapınaklar sebebi ile kutsal kent anlamına gelen Holy City olarak adlandırılmışŸ. Antik kenti görünce kutsal kent yerine Beyaz kent, Pamuk şŸehir, Beyaz krallık demek bence daha güzel olurdu. Görünen o ki burada kurulan medeniyetin varlık sebebi beyaz görünümü ile doğŸa harikası travertenler.

İnsanı büyüleyen şŸehrin kuruluşŸu hakkında bilgiler sınırlıdır. Ancak Bergama Kralları’ndan II. Eumenes tarafından Mö–. II. YY.’ başŸlarında kurulduğŸu ve Bergama’nın efsanevi kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan dolayı, Hierapolis adını aldığŸı bilinmektedir.

Güney kapısını aralayıp zamanın ötesine doğŸru gidiyoruz. Yol boyunca anıtsal özellikler taşŸıyan alile mezarlıkları bize eşŸlik ediyor. ֖lümün tüm gerçekliğŸi ve kaçınılmazlığŸı gezimiz buyunca bir gölge olarak bizi takip ediyor. şžehrin her yapısı taşŸtan yapılmışŸ. Bu sebeple bize ulaşŸmışŸ.

Yol boyunca uzanan, mezarlar, tapınaklar, kiliseler, hamamlar, evler ve anıtsal sokaklar, şŸehirlerin ve insanların asırlarca vazgeçilmezlerinden olduğŸunu bir kere daha hatırlatıyor.

şžehrin ana caddesine anıtsal özelliğŸi olan kapıdan içeri giriyoruz. Cadde zemini tamamen büyük taşŸlarla kaplıdır. Ortasından üzeri yine taşŸlarla kaplı su kanlarlı görünüyor. Zaman dün olmasa da zemin dünden kalınca kendimizi bir Romalı general gibi hissedip cadde boyunca ilerliyoruz. Anıtsal sütun blokları Romanın gösterişŸ ve ihtişŸamının izlerini taşŸıyor.

Caddenin kuzey kapısından çıkıp ötede bizi bekleyen, çığŸlık, kahkaha, hüzün ve tebessümün görsel şŸölene dönüşŸtüğŸü antik tiyatroya gidiyoruz. Tiyatro devletle milletin buluşŸtuğŸu mekö¢nlar olmuşŸ. Burada festivaller, tiyatrolar, köle bayramları, aslanların önüne atılan insanların çığŸlıkları, kahkahaları tiyatronun taşŸlarına sinmişŸ gibi. Yarım bir stadyumu andıran tiyatrosu sahnesi her yerden rahat görülmekte ses her yana eşŸit dağŸılmakta.

Tiyatronun hikö¢yesini tiyatronun seyir bölümüne oturarak dinliyoruz rehberimizden. Sonsuz bir arzunun hissiz duvarlarda kalan izleri, kulağŸımıza bu tiyatro sahnesinde bir gerçeğŸi fısıldıyor. €œ Hayat bir tiyatrodan ibaret€

Tiyatrodaki seyirci olma rolümüz bitiyor. Oyunun diğŸer bölümlerinde ki rolümüzü oynamak için yola devam ediyoruz.

Klopatra havuzunun şŸifa dağŸıttığŸı kulağŸımıza fısıldanıyor. Tarihi sütunların taşŸların, zemine yayıldığŸı havuz tıklım tıklım. Rehberimiz seher hanım burada geçen bir olayı bizimle paylaşŸıyor. Burayı ziyarete gelen iki Rus genç bu havuzda yüzerken tanışŸırlar. AşŸkları asırların öncesinden tutkuya dönüşŸür. Ancak aşŸklarının testten geçmesi gerekiyor. Pamukkale€™den ayrılınca kaza geçiriyorlar. Erkek için bir daha yürünemez deniliyor. Tutku tutsaklığŸa dönüşŸüyor. Bu iki sevgili pes etmiyor. Her yıl aşŸklarının başŸlangıcı olan havuza gelerek burada fizik tedavi görüyor. Ve sonuç Klopatra€™nın havuzu yürümesi bir daha imkö¢nsız denen hastaya şŸifa oluyor.

Havuzun gizemini içinde yüzenlere bırakıyoruz. Bizim sıramız ertesi gün gelecek. Biz Hierapolis€™te çıkarılan eserlerin sergilendiğŸi müzenin sırları arasından geçip bembeyaz su gölcüklerinin rüyasında buluyoruz kendimizi.Beyaz düşŸlerin gerçeğŸi Pamukale akıyor ayaklarımızın altında. ֖nce bu sihirli doğŸa harikası karşŸısında nutkumuz tutuluyor. ֖zelikle sıcakkanlı Japon gençlerinin çığŸlıkları ile irkiliyoruz. Sevinç ve hayranlık duygularını içlerine sığŸdıramayıp çığŸlığŸa döküyorlar. Her milleten insanın ayakkabılarını çıkartıp beyazın saflığŸına, suyun şŸifasına bıraktığŸını görüyoruz. DoğŸaya, doğŸal olana dokunan çıplak ayakların mutluluğŸu fotoğŸraf makinelerinin objektiflerine düşŸüyor beyaz bir ışŸık olarak.

Dokunma duygusu yürüyüşŸümüzde zirveye ulaşŸıyor. Gezimizin başŸından beri bizi takip eden pamuk bulutlarının rengi grileşŸiyor. Aynen Pamukkale€™nin su değŸmeyen travertenlerinin grileşŸmeye başŸladığŸı gibi. Gri bulutların rengi siyaha bürününce yağŸmur gökyüzünden Pamukkale€™nin sularına karışŸıyor.

YağŸmurun ıslattığŸı bedenlerimizle otelin yolunu tutuyoruz. Ertesi sabah gün yaşŸayanlar için yeniden başŸlıyor. Hayatımızdaki grileşŸmemişŸ beyaz düşŸlerle Klopatra havuzunun ve Pamukkale€™nin beyazına kendimizi yeniden bırakıyoruz.

Bulutlar yine beyaz, travertenler yine beyaz, umutlarımız yine beyaz. Yazarın Beyaz gemisine biniyoruz. Siyahsız bir beyaz doğŸru ilerliyoruz.

Not: Gezimizde desek ve ilgisini esirgemeyen, POLAR TOER (www.polartour.com) ve çalışŸanları; operasyon şŸefi Aydın BaraşŸ bey, Rehberimiz Seher Ulutürk hanım ve şŸoförümüz Mehmet Demir beye teşŸekkür ederim.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *