Köprülü Kanyonda Rafting

rafting3.jpg

Suya verdik sevgiyi, aşŸkı, hüznü, umudu. Su ekmek verdi, meyve verdi, sebze verdi, hayat verdi bize ilk var olduğŸumuz günden bu ana kadar. Suyun adrenalini yükselttiğŸine de şŸahit olduk Raftingle de.   Genelde Rafting sporu ile uğŸraşŸanları televizyon ekranından izler küçük heyecanlar yaşŸardık. Bu kez çılgınlığŸın tam ortasına gitmeye karar verdik.

Her yanı ile yaratıcının özene bezene tatil için yarattığŸı Antalya€™da, su ile yapılan dansa verilen isim Rafting yapmak için kolları yolumuzu Köprülü Kanyona yönelttik.

Yollar kıvrıla kıvrıla akıp gidiyor çam ormanları içerisinden. Kaya üzereinde toprağŸa ve suya nasıl ulaşŸtığŸına akıl erdiremediğŸimiz çam ağŸaçları gözetleme kulesinde nöbet bekleyen asker gibi yollardan geçenleri gözetliyor.

Yol boyunca gözlemeciler, seracılıkla, tarımla uğŸraşŸan köyler, yeşŸil örtünün içerisinde göğŸe yükselen minareler tespih gibi dizilmişŸler yol boyunca. Sabah kahvaltısı için bir küçük tesisi de duruyoruz. Kahvaltı yaparken yudumladığŸımız çayın sıcaklığŸına inat Rafting yapacağŸımız suyun soğŸukluğŸuna dair anlatılanlar içimizi üşŸütüyor.

Antalya€™dan   80 km uzaklaşŸtık artık. Rafting şŸirketlerinin tabelaları yol kenarlarında bize yön veriyor. SorduğŸumuzda bu Bölgede Rafting işŸi ile uğŸraşŸan kırk civarında firma olduğŸundan bahsediliyor. Yaz aylarının gelip turizm sezonun başŸlaması ile beraber günlük ortalama sekiz bin yerli ve yabancı turist salcılık yapmak için bu Bölgeye geliyor.

Zaman zaman sakin zaman zaman coşŸkun akan Köprüçay€™a geliyoruz. Bizden önce gelenler çoktan küreklere asılmışŸlar. Suya girmenin çekincesi rafting yapmanın heyecanı içimizdeki gelgit dalgasının yükselmesine sebep oluyor.

Bir rafting firmasında duruyoruz. şžansımızdan mıdır nedir, gittiğŸimiz gün bayağŸı kalabalık var. Biz doksan kişŸilik son guruba dahil oluyoruz.

İlkönce bot rehberleri tarafından can yelekleri giydiriliyor. Uyarmadan geçemeyeceğŸim yeleğŸin altına tişŸört benzeri bir şŸeyler giymede yarar var. Dik açıdan gelen güneşŸ bedeni ciddi bir biçimde yakıyor.

Yeleklerden sonra sıra ayakkabılarda. Burada insanı en çok uğŸraşŸtıranlardan ve tedbirli olmaya zorlayan şŸeylerden birisi ayakkabılar. ֖zellikle deniz ayakkabısı yada sandalet tarzı ayakkabılar olmasına dikkat etmek lazım. Bizim gibi çok sayıda insan denize girer gibi terliklerle gelmişŸler buraya. Tedbir alınmazsa terlikler ırmağŸın derinliğŸine karışŸıp gidiyor. Bizim milletimiz zekidir. Terlikle gelenler içinde çözüm bulunmuşŸ. DağŸıtılan iplerle terliğŸinizi ayağŸınızdan çıkmayacak bir sandalete çeviriyorsunuz.

Artık yol görünüyor, başŸımıza kasklarımızı ellerimize küreklerimizi alıp tekrar araçlara binip raftingin başŸlayacağŸı noktaya gidiyoruz.

Suya düşŸmüşŸ bir yaban çiçeğŸi gibi ırmağŸın kenarındaki botlar bizi bekliyor. Her botta tecrübeli bir rehber var. Her bota büyük olarak sekiz küçüklerden de üç dört tane çocuk biniyoruz. Bazıları kana adı verilen iki kişŸilik botlara biniyor.

Botlar başŸlangıç noktasından sıyrılıp ırmağŸa karışŸınca deniz kuvvetleri savaşŸta dağŸılmışŸ tayfalarının ne yapacağŸını bilmediğŸi bir şŸaşŸkınlık seremonisi başŸlıyor. Yönünü bulmaya çalışŸan bizlere rehber kaptanımız yardımı ile tayfalığŸa ısınıyor dikkatimizi hemen topluyoruz. Daha elli metre gitmeden bizim şŸansızlığŸımız olsa gerek akıntının hızlı olduğŸu ilk yükseklikte botumuz kayaya oturuyor. Büyük uğŸraşŸlar sonunda kayayı geçiyoruz. Tam ısındık derken bir mola veriyoruz. Mola yerinde toplanan gurupla beraber ırmağŸın kenarlarında yükselen çam ormanlarının içerisine gidiyoruz. Burada köprülü kanyon olarak bilinen bir yerdeyiz. IrmağŸın  kollarından birisi buradan çıkıyor. Tarihi taşŸtan yapılmışŸ bir köprü hemen yanında yol ve yine yeni yapılmışŸ bir köprü karşŸılıyor bizi. Yerli halk buraya piknik yapmak için gelmişŸ. Her ağŸacın gölgesinde bir aile çaylar gözlemeler kebaplar kendi eğŸlencelerindeler. EğŸlenmeye gelmişŸ yabancıları da izliyorlar.

Gurup olarak tek sıra halinde sık ağŸaçlardan güneşŸ vurmayan suyun kenarında dizildik. Kendimizi rehberlerimizin inisiyatifine bıraktık. Yapmamız gereken Birbirimize tutunarak karşŸıya geçmek. Bir sürü psikolojisi ile herkes en son girme peşŸinde. Cesareti olmayanlar sıranın arakasına doğŸru geçiyor. Suya ilk giren rehberimiz oldu. KarşŸıdan atılan ipe tutunarak

Birbirine zincirlenmişŸ insanlara öncülük etmeye başŸladı. Sırası gelen suya giriyor, her suya girenden bir çığŸlık yükseliyor. Bu çığŸlığŸın sebebini adımımızı suya attığŸımızda yaşŸayarak anlıyoruz. Atalarımızın deyimi ile €œsu demir gibi.€ Bu dolabının derin dondurucusuna girmişŸ gibiyiz. Su bedenimizi yakıyor.

Suya adım atıp ilerlerken dizlerimize kadar su normal geliyor. Ancak derinlik bedenin üst kısımlarını sardıkça vücuttaki derin bir yanma hissi vücudu sarıyor. İlk aklınıza gelin suya girmenin verdiğŸi derin pişŸmanlık. Bu pişŸmanlık geri dönmek için arkaya bakmanıza sebep oluyor. Ancak işŸ işŸten geçmişŸ yolu yarılamışŸsınız. Artık yapmanız gereken bir an önce ileri doğŸru atılıp bu buz ırmağŸından bir an önce kurtulmak. Daha fazla gayetle karşŸıya çıkıyoruz. Kabuslu bir rüyadan uyanmışŸ gibiyiz. ևoğŸu insan güneşŸi bu kadar özlediğŸini beklide ilk defa fark ediyor.

DağŸa tırmanıp yüksek ve bir o kadarda dar kalyonun üzerinde kurulan tarihi köprünün üzerinden geçiyoruz. Eskiden kervanların  ve insanların geçmesi için yapılmışŸ bir köprü. Köprü altında derin bir kanyon var. Cesareti olanlar dev kayalıklar arasından kendilerini kanyonun derin sularının içerisine bırakıyorlar.

Buradaki küçük heyecanla tekrar botlara dönüyoruz. Kürekler elimizde suya veriyoruz ruhumuzu.

Biraz daha ilerlediğŸimizde yemek molası için duruyoruz. Yemekleri yedikten sonra tekrar botlardayız. ֖nümüzde uzun bir yol yada ırmak bizi bekliyor.

Profesyonel olarak rafting yapmadığŸımız için işŸin eğŸlencesindeyiz. Birbirine yaklaşŸan botlardan küreklerle karşŸı bota atılan sular çığŸlıkları yükseltiyor. ÇığŸlığŸın sebebi dik açı ile gelen güneşŸin yaktığŸı bedenlere gelen damla damla sular bedeni ürpertiyor. Heyecanın ve çığŸlıkların yükseldiğŸi bir başŸka yer ise ırmağŸın eğŸimli hızlı akımının olduğŸu yerler. Sakin zamanlarda küreklere asılırken burada inisiyatifi bota ve köpük köpük akan suya bırakıyoruz.

Sudaki bu eğŸlenceyi keçilerini otlatan köy çocukları dudaklarındaki ıslıklarla uzaktan izliyorlar.

Durgun bir yere geldiğŸimizde rehberimizi kürekleri yavaşŸlatıp botumuzu suyun ters istikametine döndürüyor. İlerde yükselen tepeye bakmamızı işŸaret ediyor. Tepede sırt üstü yan yatmışŸ bir insan silueti görülüyor. Herkes birilerine benzetmeye çalışŸırken rehberimiz Atatürk€™e  benzediğŸini söyleyince €œevet€ diyoruz. Bu Atatürk.

Yolun sonuna doğŸru kürek çeken kollarımız yorulsa da pek umurumuzda değŸil. Bir ara sağŸdakiler kürekleri ileri soldakiler geri çekmeye başŸlayınca zevkli bir dönmece oluşŸuyor suyun içerisinde.

Yol boyunca botu devrilenler, suya atılanlar ve düşŸenlerle güzel bir zaman geçiriyoruz. Yolun sonuna geldiğŸimizde botumuzu başŸlar üzerine alıp tesise götürüyoruz.

Yol bizi fotoğŸraflayanlar bizim görüntülerimizden oluşŸan bir sergi açmışŸlar. Bizim beğŸenimize sunuyorlar.

Gurup halinde tesise oturuyoruz. KarşŸımızda bir televizyon ekranı duruyor. Gün boyunca yaşŸadığŸımız heyecanın tekrarı çıkıyor karşŸımıza. Bizi kameraya da almışŸlar. YaşŸanmışŸı seyrediyoruz, bir daha aynı anı yaşŸama şŸansımız olmadığŸını bile bile.

Biz dinlenirken botları, kürekleri, kaskları çalışŸanlar yeniden yüklüyor araçlara ekmek parasına. Bizden sora başŸkaları gelecek, yeni başŸlangıçlar yapacaklar bu sularda.

Gün kenarında kıvrılan yola düşŸüyoruz.  Ve bir günümüzü de suyun akışŸına bırakıyoruz. Köpük köpük, dalga dalga akıyor denizlere su.

 

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *