Konya’da Olmak Var

konya7Antalya’dan Konya’ya doğru yol alıyoruz.Kış güneşi, heybetli Toros Dağları’nın ardından ara sıra sıyrılarak kendini gösterirken, yüksek yeşil çam ağaçlarının gölgesi, kıvrıla kıvrıla uzayan yollara düşüyor.
Akdeniz ardımızdan el sallıyor,  Manavgat çayı en alımlı haliyle solumuzdaki vadide süzülerek akıyor, yeşilin üzerine düşen aksiyle karışarak güneşin ışıklarını yansıtıyor.

Torosları güneyden kuzeye diklemesine aşarak, yaklaşık 140 km gittikten sonra, Akseki’de mevsimin bahardan kışa dönüştüğünü fark ediyoruz.
konya6Yaşadığımız coğrafyada, bu kadar kısa mesafelerde şahit olduğumuz iklim farklılığının büyüsüne kapılmamak mümkün değil…
En yüksek konumdaki tepelere ulaştığımız zamansa sağ tarafımızdaki vadiye çökmüş olan sis ve bulut kümesi Türkiye’min görülmeye değer ender manzaralarından birini oluşturuyor yine…
Kısacık bir molayla, bu olağanüstü güzel görüntüyü resimleyerek ölümsüzleştiriyorum.
Dağların kokusunu içime çekiyorum derin derin… Kristalleşmiş karı avuçluyorum, üşüyerek… Sırtımı Toroslara verip, güneşin aydınlatıp ısıttığı zirvelerden, sise bürünmüş Konya Ova’sını izliyorum…
konya5Dağlardan ovaya karışmamız fazla zaman almıyor ve koyu bir sis tabakasının içinde ağır ağır yola devam ediyoruz..�
bir zamanlar en bereketli topraklar iken, ne yazık ki şimdi çölleşmeye yüz tutmuş Konya Ovası, tüm görkemiyle önümüzde uzanıyor…
KONYA şehri, tüm kentsel gelişmişliğiyle karşılıyor bizi…

Geniş caddelerden geçerek Zafer Meydanına ulaştığımızda, yemyeşil Alâeddin Tepesinin güney kenarında tanıdık bir kız çocuğu (çocukluğum) kocaman gülümsemesiyle;
‘’HOŞGELDİNİZ!’’ diye bağırıyor…

konya3Sonra arkadan topladığı uzun saçlarını savurarak gözden kayboluyor. Aynı yamaçtaki Orduevinde ise; kışa soğuğa rağmen dans eden çiftler var yine yazlık bahçede… Onları uzaktan izliyorum,(aynı çocukken olduğu gibi…) yine kimseye sezdirmeden 🙂
Doğduğu, büyüdüğü kente bir turist gözüyle bakamıyor insan nedense… Kendimi şehrin eski, dar sokaklarında, çocukluğumun izini sürerken buluyorum sık sık…
”Yazlık sinema şuradaydı, işte en güzel dondurmayı yapan pastane, bisiklete bindiğim yokuş sokak, işte bizim çeşme, işte o cami…”
 

Soğuk, karlı ve sisli, çocukluğumun geçtiği kent… Ama bir o kadar da sıcak, huzurlu, dost… Yakın akrabalarım var orada, yolumu gözleyen, sohbetine doyamadığım… Ve de paha biçilmez anılarım…
Çocukken ayrımsayamadığım, Selçuklulardan kalma birçok  tarihi eseri; Alaeddin Cami, Karatay Medresesi, İnce Minare’yi hayranlıkla geziyorum…
Ve yıllar sonra Mevlana Türbesi’ni (Müzesi) ziyaret ediyorum bir kez daha… Yerli yabancı pek çok turist grubuna karışıyorum…Sessiz köşelere çekilip,huşu içinde dua okuyan insanları görüyorum…
Ney sesinin rahatlatıcı mistik etkisi altında ruhumu dinlendirirken, zihnime, dilime Mevlana’nın sözleri dolanıyor;

       �
Gel, Gel, ne olursan ol, gel!
İster kâfir, ister Mecusi, ister puta tapan ol, gel!
Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!

Yesarizade Mustafa İzzet Efendi’nin hattı ile yazılmış Farsça beyitte ise:
‘’Bu makam âşıkların Kâbe’si oldu
  Buraya noksan gelen tamamlanır.’’diyor
Avludaki tarihi çeşmelerden su içerek, dualar ediyorum… Ruhumdaki hafiflemişlik, içinde bulunduğum mistik atmosferden belli ki…
Mevlana ziyaretini tamamlayınca en otantik haliyle kalan  ‘’Kadınlar Pazarı’nı’’, Kuyumcular çarşısı’nı, Kaya’lı Park’ı görmeden gitmek olmuyor elbette… Ve de etli ekmekle, fırın kebabı yemeden…:)

Çocukluğumun kenti KONYA:  yenilenmiş imarıyla, tarihiyle, kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle, dini olguların derinden etkilediği sosyal yapısıyla,  misafirperver Anadolu insanlarıyla, görülesi, gezilesi, dost şehir KONYA… �
Tatilin sonunda sevdiklerimle vedalaşırken fark ediyorum ki;  yılların ardından gülümseyen bir kız çocuğu da bırakıyorum oralarda…
Gülümseyerek el sallıyor bana…‘’GÜLE, GÜLE… YİNE GEL!’’diyor…

 

Dönüş yolunda, ‘’İyi ki gelmişim!’’ diye düşünürken, doğduğum kente olan gönül borcumu, vefa borcumu azıcıkta olsa ödemiş olmanın rahatlığını duyumsuyorum…
Yaşanmışlıklarımı yanımda götürüyorum ama yüreğim oralarda kalıyor�
Yeniden gelmeye söz veriyorum…Hemde  en yakın zamanda…

fatmaturkgeldi@hotmail.com

Tagged with:

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *