KONYADA İLİM ÇiNARI SADREDDİN KONEVİ

nisankapak1.jpgsadrettin.jpgHASAN MAHİR  Konya iline varınca ovanın düzlüğŸünde kurulmuşŸ bir kent karşŸılar sizi. Geceleyin binlerce semazen hücresinde kandillerini yakıp tefekkür ediyor gibi ışŸıl ışŸıl görünür şŸehir. Gündüzleri ise her yanı tarih, her yanı mana ilkimi ile kuşŸatılmışŸ sokaklar, caddeler insanı kendine çağŸırır. “Ne olursan ol yine de gel “der mana erenleri. Konya’ya varınca, Mevlevi bir semazen gibi dönmeye başŸlar insan.
Konya mistik yapısından dolayı kendisini arayanların diyarıdır. Burada nice insan, kendinde kaybolup sonrasında kendini bulmuşŸtur. Konya sokaklarında yürürken ağŸırlığŸını fazlaca hissedeceğŸimiz bir Hazreti Mevlana havası görülür. Sonra Hz. Mevlana€™nın hocalarından şžems-i Tebrizi Hazretleri çıkar karşŸımıza. Ve ötede, yine Mevlana’nın hocalarından Sadreddin Konevi Hazretleri karşŸılar bizi, Allah (cc) sırlarını yüceltsin.
Yolumuzu ve kalbimizi, bizi çağŸıran Sadreddin Konevi’nin makamına döndürüyoruz. İçimizdeki gösterişŸ ve gurur, gölge gibi peşŸimizden bizi takip ediyor. Sokaklardan ilerledikçe Mevlana ve şžems-i Tebrizi’nin türbeleri gibi gösterişŸli bir türbe arıyor gözlerimiz.
Ara sokaklarda, güller içerisinde, kendi adı ile anılan mütevazı bir türbede karşŸılıyor bizi Sadreddin Konevi Hazretleri. Sade ve bir o kadar huzur verici caminin avlusunda, her yanı güllerle, çiçeklerle bezenmişŸ türbe oldukça sade. Mevlana ve şžems-i Tebrizi Türbeleri mescitlerin içerisine yapılırken, Sadreddin Konevi Türbesi bahçeye yapılmışŸ.
Kabir küçük bir mezarın içerisinde. Onun üzerine etrafı ve üzeri açık olan bir türbe yapılmışŸ. Türbenin etrafını güller sarmışŸ.
Sadreddin Konevi (ks) dünyadaki en şŸanslı yetimlerden birisi olsa gerekir. GeldiğŸi makamı, belki de şžeyhu€™l Ekber Muhyiddö®n-i Arabi (ks) gibi üvey bir babaya borçlu. Muhyiddö®n-i Arabi Hazretleri, Tasavvuf ve Kelam alanında ortaya koyduğŸu düşŸünce ve yaşŸamla, tarihteki yerini almışŸ, mana üstatlarından birisidir. Bunun yanında Sadreddin Konevi hazretlerinin madde planında üvey babasıdır.
Muhyiddö®n-i Arabö®  üvey evladının evliyalar arasında aşŸk mertebesindeki yerini alabilmesi için ona iyi bir eğŸitim vermişŸtir. En büyük terbiyesi, Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (sav) büyük cihat olarak nitelendirdiğŸi “Nefis terbiyesi” olmuşŸ.
Nefsin en kötü yoldaşŸı olan yeme içme duygusunu, Sadreddin Konevi’den uzaklaşŸtırmak için ona az yemeyi, az içmeyi, az uyumayı öğŸretmişŸtir.
Muhyiddö®n-i Arabö®, nefis terbiyesinde o kadar ileri gitmişŸ ki, Sadreddin Konevi’yi alır yüksek bir yere çıkartır, düşŸme korkusu yaşŸadığŸı için uyuyamayan Sadreddin Konevi tefekkür ö¢lemine dalarmışŸ.
Muhyiddö®n-i Arabö®   maddi olarak durumu iyi olmasına rağŸmen Sadreddin Konevi’ye az yedirir, az içirir, az uyuturmuşŸ.  ¼br> ¼br> DışŸardan bakanlar, ne olacak üvey baba demeden kendilerini alamazlarmışŸ.
Bazıları Sadreddin Konevi’nin annesine giderek: “Sen zengin, ö®tibö¢rlı bir kişŸinin hanımı iken, şŸimdi bir Pö®r-i MağŸribö®’ye vardın. Hö¢lin nasıl, hayö¢tından memnun musun?” dediler. O da; “Hö¢limden memnunum. Geçimim de iyidir. Lö¢kin gözümün nö»ru oğŸlum büyük sıkıntılar içindedir. Gecesi de gündüzü de yoktur. Efendim Muhyiddö®n-i Arabö® kendisi kuşŸ eti yer, ballı şŸerbetler içer, lö¢kin ciğŸerpö¢reme bir arpa ekmeğŸi dahi vermez. Yememek ve içmemekten bir deri bir kemik kaldı. Üstelik onu da göremez olduk. Onu kimseye göstermez. Uykusu gitsin diye zembile koyup bir yere asar.” dedi.sadredin2.jpg
O akşŸam Muhyiddö®n-i Arabö® hazretleri hanımından yine kızarmışŸ bir tavuk istedi. Yemekten sonra Muhyiddö®n-i Arabö® hazretleri hanımına: “TavuğŸun kemiklerini bir yere topla.” buyurdu. KadıncağŸız kemikleri bir araya topladı. O zaman Muhyiddö®n Hazretleri; “Bismillah! Kalk git ey tavuk!” buyurdu. Allah’ın izniyle, hayvan, et ve kemiğŸe büründü ve kanatlanarak uçtu. Bunun üzerine Muhyiddö®n Hazretleri; “Hanım! OğŸlun böyle olduğŸunda ancak tavuk etini yiyecek.” buyurdu. O zaman kadıncağŸız, Muhyiddö®n hazretlerinin ellerine kapanıp özür diledi ve cö¢n-u gönülden istiğŸfö¢r etti. Sonra oğŸlu Sadreddin-i Konevi Hazretleri de mö¢nevö® dereceleri geçip büyük velö®ler arasına girdi.¼br> Bir gönül pınarı
Sadreddin Konevi, hocasından aldığŸı terbiye ile Allah dostları arasında yerini almışŸ bir gönül erbabı.
Sadreddin-i Konevi bir rüyasında cennete götürüldüğŸünü ve oradan misk meyvesi kopardığŸını anlatır. UyandığŸında sağŸ elinde bir avuç misk olduğŸunu, kokusunun Muhyiddö®n-i Arabö®’nin kendisine hediye ettiğŸi hırka-i şŸerö®fe sirö¢yet ettiğŸini anlatır. Sadreddin Konevi Hazretleri, fani olanlardan ayrılıp bö¢ki ö¢lemdeki yerini alınca, kefenine bu kokudan sürülmüşŸtür.
Türbesine her gün yüzlerce insan gelip dua eder. Onun makamında, onun yolunda kimi kendini kaybeder, kimi kendini bulur. En büyük engelimiz olan nefsimizi, Muhyiddö®n-i Arabö® gibi bir hocanın dizinin dibinde aşŸabilirsek eğŸer, kim bilir belki “öte kapısı” bize de açılabilir. Kim bilir cennetten bir misk meyvesi bize de uzatılır.
¼br>  ¼br> KERAMETLERİNDEN BAZILARI
Narlar Altın Oldu
Selçuklu hükümdarı Sultan Alö¢addö®n, Sadreddö®n-i Konevö® Hazretlerini ziyö¢ret eder. Sadreddö®n-i Konevö® Hazretleri ona bir tas içinde nar hediye eder ve bunları götürmesini söyler. Sultan bu narları alıp sarayına döndüğŸünde, tastaki narlara baktığŸında her birinin mücevher hö¢line döndüğŸünü görür. Bunun bir kerö¢met olduğŸunu anlar ve Sadreddin Konevi’ye karşŸı sevgisi daha da fazlalaşŸır. Sonradan, bu mücevherlerle Konya iç kalesini yaptırdığŸı rivö¢yet edilmektedir
ö‡amur Cevher oldu
Bir gün Sultan Alö¢addö®n’e, İran şžahı€™ndan kıymetli bir mücevher hediye geldi. Sultan, kuyumcubaşŸısını çağŸırıp cevheri süslemesini emretti. KuyumcubaşŸı, cevheri alıp giderken düşŸürdü. Sultan Alö¢eddö®n cevherin düşŸtüğŸünü görünce, veziri Sö¢hib-i Atö¢’yı gönderip onu aldırdı ve bir yerde muhö¢faza etmesini söyledi.
KuyumcubaşŸı dükkanına gelince, yolda cevherin düşŸtüğŸünü anladığŸında, korkudan rengi sarardı ve feryö¢d edip; “Mahvoldum.” dedi. Aklı başŸına geldiğŸinde, büyük bir üzüntü içinde bu hö¢lini yakınındaki cö¢mide bulunan Sadreddin Konevi Hazretlerine arz etmek istedi.
Konevi Hazretleri onun hö¢lini öğŸrenince: “Ey kuyumcubaşŸı! EğŸer sır aramızda kalır da kimseye söylemezsen, cevheri bulmamız kolay olur.” Buyurdu. Kuyumcu buna sevinip söz verdi. O zaman Sadreddin-i Konevö® Hazretleri bir miktar toprak getirtip cevherin büyüklüğŸünü sordu. KuyumcubaşŸı da; “Yumurta kadar.” deyince, Konevi Hazretleri mübö¢rek ağŸzının suyundan bir miktar katıp çamuru güneşŸte kuruttu. ևok geçmeden o toprak parçası, misli bulunmayan bir cevher hö¢line dönüverdi.
Hastalar şžifa Buldu
Sultan Alö¢addö®n zamö¢nında, Hö¢ce Cihö¢n adında Konya’da çok zengin biri vardı. Malının hesö¢bı bilinmezdi. Bu zenginin oğŸlu Sara hastalığŸına tutuldu. Derdine çö¢re bulunamadı. Zenginin ona çö¢re için başŸvurmadığŸı tabip kalmadı. Bunun için çok para sarfetti. Lö¢kin hiçbir çö¢re bulamadı.
Hö¢ce Cihö¢n’ın yolu bir gün Sadreddin-i Konevö® Hazretlerinin dergö¢hına uğŸradı. Derdini ona açıp: “şžu dünyö¢da bir oğŸlum vardı. O da sara hastalığŸına tutuldu. Ne olur bu çö¢resize bir derman olun.” dedi. Bunun üzerine Sadreddin-i Konevö® hazretleri ona oğŸlunun adını sordu. ¼br>  

Hö¢ce Cihö¢n: “İsmi Alican, vö¢lidesinin ismi de Hö¢n’dır.” dedi. Konevi Hazretleri hizmetçiden kö¢ğŸıt kalem istedi ve €˜Eö»zü besmele€™ okuyup; “Bismillahillezö® lö¢ yedurru maasmihö® şŸey’un fil erdi velö¢ fis semö¢ö® ve hüvessemö®ul alö®m. Eö»zü bi kelimö¢tillah-it-tö¢mmö¢ti küllihö¢ min nefsihö® ve ikö¢bihö® ve şŸerri ibö¢dihö® ve min hemezö¢t-işŸ şŸeyö¢tö®n.” yazdı ve duö¢lar etti.
Hö¢ce Cihö¢n eve gittiğŸinde oğŸlunun sara illetinden tamö¢men kurtulmuşŸ olduğŸunu gördü. Allahu teö¢lö¢ya şŸükürler etti ve bunun kerö¢met olduğŸunu anlayıp, Sadreddin-i Konevö® Hazretlerine karşŸı sevgisi arttı.
Nasıl gidilir?
Konya’ya Türkiye’nin hemen her yerinden karayolu, havayolu ve demir yolu ile ulaşŸılabilir. Konya merkezde Sadreddin Konevi Camii’nin bahçesinde Sadreddin Konevi’ye bir fatiha gönderebilirisiniz. 

SADREDİN KONEVİ HAZRETLERİ KİMDİR? (1207 – 1274)
Esas ismi Eb’ül Me’ali Muhammed bin İshak’tır. Dedesinin adını almışŸtır. Hicri 605, Miladi 1207 yılında Malatya’da doğŸdu. Babası İshak Efendi, kendisi gibi büyük bir alim ve Anadolu Selçukluları nezdinde itibarlı ve mevki sahibi bir zattır.
şžeyh Sadreddin-i Konevi babasını küçük yaşŸlarda kaybetti ve o yıllarda Konya’ya gelen şžeyh’ül-Ekber Muhyiddin-i Arabi Hazretleri, onun annesiyle evlendi. Küçük Sadreddin, bundan sonra tamamen babalığŸının terbiye ve tedrisi altına girdi ve iyi bir tahsil gördü. Muhyiddin-i Arabi ile birlikte Halep ve şžam’a gitti ve devamlı onun derslerini takip etti. Onun vefatından sonra, büyük alim ve mutasavvıf Evhadüdin-i Kirmani Hazretlerinden feyz aldı. Daha sonra Mısır’a ve hacca gitti ve hac dönüşŸü Konya’ya yerleşŸti.
Hadis ve tasavvufta ünü dünyaya yayılan Sadreddin-i Konevi, Konya’da Hoca Cihan’ın kendisine hediye ettiğŸi konakta otururdu. Bu ev, ÇişŸme Kapısı denilen Konya sur kapılarının birinin dışŸında ve şŸimdiki türbesinin bulunduğŸu yerde idi.
Konya’da binlerce talebe yanında pek çok da hikmet ve tasavvuf ehli kimseler yetişŸtirdi. Mevlana’nın da kendisinden feyz aldığŸı rivayet olunur. Ahmet Eflaki, Menakıb’ül-Arifin isimli eserinde Mevlana ile aralarındaki münasebet ve dostluğŸa ait pek çok menkibe nakleder. Ayrıca Mevlana, cenaze namazının Sadreddin-i Konevi tarafından kılınmasını vasiyet etmişŸtir. Sadreddin-i Konevi, hocası Muhyiddin-i Arabi’nin kendisinin yüksek makamlara kavuşŸması için çok uğŸraşŸtığŸını, vefatından sonra da üzerinde tasarruflarının devam ettiğŸini uzun uzun anlatır.
  

Sadreddin-i Konevi, 673 Hicri, 1274 miladi yılı Muharrem ayının 16. Pazar günü vefat etti. Türbesi II. Abdülhamid Han zamanında ve onun direktifleri ile Konya Valisi Ferid PaşŸa tarafından, 1899 yılında yeniden imar ve ihya edilmişŸtir.
İ’caz’el-Beyan, Miftah’ül-Gayb, Nusus, Mir’at ül- Arifin, Nefahat gibi pek çok değŸerli eseri vardır. Eserlerinden Fatiha Tefsiri 1310’da Haydarabad’da basılmışŸtır. Son yıllarda, eserleri Türkçe€™ye çevrilip yayınlanmaya başŸlanmışŸtır.sadredin4.jpg

Vasiyetinden
* Felsefe ile ilgili kitaplarım satılıp parası sadaka olarak dağŸıtılsın. Tıp, Fıkıh, Tefsir gibi diğŸer ilimlerle ilgili kitaplarımı da şžam’a vakfediyorum. Onların hepsi orada bulunan ve Allah ( c.c.) için ilim tahsil edenlere verilsin. Kendi yazdığŸım kitaplarım da benden bir hatıra olarak Afifüd-Din’e ulaşŸtırılsın. Ve ehli olan kimselere onları okutması söylensin.
Kızım Sekine’ye de [Allah (c.c.) onu muvaffak kılsın] namaza ve diğŸer farzlarla birlikte istiğŸfar etmeye, Allah (c.c.) ‘tan mağŸfiret dilemeye devam etmesini, Allah (c.c.) a itaatte bulunmasını vasiyet ediyorum.
* Dostlarıma da ancak yaşŸanılmak sureti ile bilinebilen zevkö® marifetlere, anlaşŸılması güç ve kapalı olan bilgilere dalmamalarını; ister benim, ister şŸeyhimin ( Allah ondan razı olsun) sözleri olsun, onların sadece sarih ve açık olanları ile yetinmelerini, bunların dışŸında kalan, açık ve sarih olmayanların tevilini düşŸünmemelerini vasiyet ederim.
* Kendilerine yol gösterici olarak yazdığŸım “Er-Risalet-ül Hadiye vel-MürşŸide” adlı risalemde olduğŸu gibi Cenab-ı Hakk’ın huzurunda başŸka şŸeyleri kalbinden çıkarmakla meşŸgul olsun. Ve Allah(c.c) hakkında hüsn-ü zanda bulunsun. Gerek nazarö® ve gerek lüzumsuz başŸka ilimlerle meşŸgul olmasın. Aksine zikirle ve Kur’an okumakla meşŸgul olsun ve görevlendirildiğŸi virdlere devam etsin. Yukarıda işŸaret edildiğŸi üzere, açık ve sarih beyanları mütalaa etsin.

En çok ettiğŸi dua
“Yö¢ Rabbö®! Kalbimizi senden başŸka şŸeye yönelmekten ve senden başŸkasıyla meşŸgö»l olmaktan temizle. Bizi bizden al, bizim yerimize bizi kendinle doldur. Bizi başŸkalarına ve şŸeytana oyuncak yapma. Bize nö»r bahşŸet. Duö¢larımızı çabucak, kendi istediğŸin şŸekilde kabö»l buyur. Sen işŸitensin. Sen bize yakınsın. Sen duö¢lara icö¢bet edensin.”

hasanmahir@hotmail.com

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 Comment

  1. PolpravHalf 14 Ağustos 2011 at 00:50

    Ne büyük bir web günlüğü . Çeşitli konularda ton ,net okuma bloglar saat harcamak . Ben her şeyden önce tema ve ben sadece muhteşem bir makale olarak tarif yazmak için ikinci kim yarattı övgü vermek zorunda . Ben dürüst , dürüst sadece çok az sahip ve bunu aldığı makaleler yazmaya bir beceri olduğuna inanıyoruz . Demonstrasyon ve üst sınıf içeriği birleştirerek her şeye süpersiber bloglarastronomik miktarı ile nadir .

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *