Keşfedilesi İskoç Adası

Keşfedilesi İskoç Adası

Sizlere İskoçya’ya bağlı küçük bir adadan bahsedeceğim. Isle of Arran. Kampçılar için biçilmiş bir kaftan olan bu adada, feribottan iner inmez, sizi aklınızın bile alamayacağı kadar yeşillik ve temiz, içe çekilesi bir hava bekler. Karşınıza çıkan turist danışma merkezi sizi yanıltmasın çünkü burası tipik, klişeleşmiş bir turistik ada değildir.
Bu merkez yardımıyla, kamp kuracağınız alanlar ve yapabileceğiniz bütün doğa aktiviteleri ile ilgili ayrıntılı bilgileri temin edebilirsiniz.

Eğer aracınız varsa elbette ki adayı karış karış ayrıntıları ile gezmeniz mümkün, fakat aracınız yoksa bu durum sizi olumsuzluğa düşürmesin çünkü harika bir zaman planlaması yapılmış toplu taşıma sistemi ile adayı köşe bucak gezmeniz mümkün.

Otobüs yardımı ile kolay ulaşabileceğiniz birçok kamp-karavan bölgesi bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Lamlash isimli küçük sahil kasabasıdır. Burada çadır kurmanın en keyifli yanı, elbette ki taze çimen kokusu ve kulağınıza ulaşan o güzel derenin şarıl şarıl melodisi olsa gerek. Çadır kurma işleminizi bitirdikten sonra şöyle sahile doğru uzanan yolda yürümek harika. Gün içi sahil upuzundur çünkü ayın hareketi ile deniz geri çekilmiştir ve o nemli, yosun kokulu sahilde dolaşmakta bambaşka bir keyif veriyor insana. Bu kasaba sadece bir sahil boyu uzunluğunda ve büyüklüğünde, fakat içerisinde birçok oda kahvaltı diye bildiğimiz ama İngilizlerin Bed and Breakfast dedikleri birçok evler, paranızın karşılığını kat ve kat alabileceğiniz tabak dolusu servisler veren restoranlarla dolu. Bu restoranların birinde İngilizlerin klasik fast food yemeği olan fish&cips (balık ve patates kızartması) yenmeden geçilmemeli. Lamlash sahilinin hemen karşısında oldukça küçük bir ada bulunmaktadır. Bu adada büyük beyaz bir ev dışında herhangi bir konaklama ya da yerleşim yok.  Bu beyaz müstakil evde Budist rahiplere aittir. Eğer yağmur yağmış ve hemen ardından güneş açmışsa, bu demin bahsettiğim adanın etrafı yaşamınız boyunca görebileceğiniz en parlak gökkuşağına ev sahipliği yapıyor.  Adeta bir taç gibi. Fakat bu adada ve birçok İskoçya bölgesinde dikkat edilmesi gereken çok önemli bir nokta bulunmaktadır. Bu da tatarcık ve bir diğer adıyla titrek sinek diye bilinen küçük sineklerin insanlara saldırısı ve kan emmesidir.  Tatarcık sineklerinin (titrek sineklerin) en sevdikleri hava koşulu, nemli havadır, özellikle de yağmur sonrasında. Bu yüzden bu bölgeye gidilmeden önce gerekli krem, yağ gibi koruyucu ürünleri yanımıza almakta yarar var.

Brodick bölgesini Isle of Arran’ın şehir merkezi olarak kabul edebiliriz. Yine bir kordon boyu uzanan bu mekânda, herkes kendisi için bir şeyleri mutlaka bulabilir. Bu adaya gelip, görmeden gidilmemesi gereken nadide birkaç yer bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi ve en şaşalı olanı Brodick Castle (Brodick Kalesi)dir. Dük Hamilton’ın yaşadığı bu kale halen o zamanların izlerini tamamıyla taşımaktadır. Kullanılan bütün eşyalar; mobilyalar, fincan takımları, çatallar, kaşıklar ve daha niceleri, sizlere o zamanı birebir yaşatıyor. İlk giriş holünde ve çıktığınız merdiven boyunca duvarlar, zamanında avlanıp içleri doldurulmuş geyik başlarıyla dolu. Fotoğraf çekilmesine izin verilmeyen bu kale içerisinde, her odada bir güvenlik görevlisi ile karşılaşmanız mümkün. Turunuzu bitirdikten sonra kalenin alt bölümündeki kafeteryada soluklanıp, çay içmek ve hemen ardından sonsuzluğu çağrıştıran ve harika dekorasyonu ile parmak ısırtan kale bahçesinde yürümekte ayrı bir zevk kaynağı.

Bir diğer görülmesi gereken yer ise, adanın 874m ile en yüksek noktası olan Goatfell’dir.  Isle of Arran’a gelen ve tırmanmayı seven doğacıların mutlak adresi olan bu dağ, limandan da görülebilmektedir.

Kısacası, ruhunuzu dinlendirebileceğiniz, ciğerlerinize bol bol oksijen depolayabileceğiniz, küçük ama nimetleri çok büyük olan bu ada, bize bahşedilmiş bir başka hediyedir.

sudalla@yahoo.com

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 Comment

  1. Duygu Yıldız 06 Kasım 2010 at 15:16

    Harika bir yazı olmuş. Özellikle İskoçya’ ya gidip alternatif yerler görmek isteyenlerin okuması gereken bir yazı.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *