Evliyalar Diyarı Kastamonu

Evliyalar Diyarı Kastamonu

Kastamonu… Fatih Sultan Mehmet Han’ın annesinin doğduğu, büyüdüğü ve telli duvaklı gelin edildiği şehir, Çanakkale Savaşı’nda nüfus yoğunluğuna göre en fazla şehit veren, üzerinde 30.000’den fazla evliya barındırmış şehir… Namidiyar Evliyalar kenti Kastamonu…

Kastamonu’ya geldiğimizde bizleri öncelikle kale manzarası karşılıyor. Şehri “Türkmen kaidesi” olarak anan Katip Çelebi, kalenin yüksek bir kaya üzerinde yer aldığını ve küçük olduğunu belirtiyor Cihannuma’da.

kastamonuevleriKalenin hemen karşısında ise saat kulesi yüksekçe bir tepeden bizleri izliyor. Şehir bu iki tepenin arasındaki dere boyu ilerliyor. Sağlı sollu yapılar arasında buram buram tarih koklayarak ilerliyorsunuz. Sabahın erken saatlerinde burada yürümek gerçekten bulutlar üstüne yürümeye benziyor, o kadar rahat, o kadar uhreviyet dolu, mis gibi kokan tertemiz hava…

Şehrin merkezinde cami, medrese, hamam, zaviye gibi tarihi eserler bulunuyor.

Şehrin modernleşen kısmında ise yeni nesil yüksekçe yapılar, cam kaplı alışveriş merkezi, kafeler, restorantlar, modern siteler bulunuyor.

Modern kısım, eski şehre henüz fazla bulaşmamış görünüyor. Ancak dikkat edilmesi de gerekiyor. Zira fazla da mesafe yok, bu sebeple Kuzeykent adından yeni bir yapılaşma var. Şehrin yarı nüfusunu çekiyor gibi görünüyor. Burada da yeni site şeklinde binalar yükseliyor. Bu oldukça önemli. Çünkü şehri eski ve yeni diye ayırmak mümkün. Düşünenlere teşekkür etmek lazım, tarihi yapıları koruma adına oldukça önemli bir proje olmuş.

“Kastamonu dep dep” tezahüratının gerçekleştiği iddia edilen kent stadyumu şehrin doğu girişine konuşlanmış. Şehir takımına sahip çıkıyor. Her sene şampiyonluklar yaşayarak 2 yılda 2. Lige yükselmiş. Oldukça önemli başarı, bunda da Kastamonuluların spor sevgisi büyük pay sahibi. Stad eski ve küçük olmasına rağmen tıklım tıklım doluyor.

Nasrullah meydanı unutulur mu hiç?

kastamonu-cifte-hamamKastamonu denilince ilk akla gelenlerden biri yüzlerce mitinge kucak açmış, istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un “Ey mü’minler, size ellerinden gelen fenalığı yapmaktan çekinmeyen, bu hususta hiçbir fırsatı kaçırmayan, dininize yabancı kimseleri kendinize mahrem-i esrar, dost, arkadaş ittihaz etmeyiniz.” uyarısının yankılandığı Nasrullah meydanı unutulur mu hiç? Avlusunda yatan ve alana adını veren Kadı Nasrullah, camisini, şadırvanını ve içildiğinde yedi yıl içerisinde tekrar geri gelineceği söylenen büyülü suyu yer alıyor.

Nasrullah Caminin hemen arkasındaki Münire Medresesi El Sanatları Çarşısı bütün yöresel ürünleri görmek mümkün. Hediyelik eşya çarşısı ve yöresel tatların bulunduğu bir çarşı şeklinde hizmet veriyor. Ağaç oyma eşyaları, şimşir kaşıkları, örme sepetleri, el dokuması çarşafları, kendine has mutfağındaki yemekleri görmek mümkün.

Kentin tam ortasından şehri ikiye bölen bir nehir ve üzerinde tarihi kambur köprü yer alıyor. Köprünün iki tarafında meşhur Kastamonu Çekme Helvasını bulabileceğiniz dükkânlar, çok lezzetli pideler yapan pideciler ve Kastamonu pastırmasının satıldığı dükkânlar bulunuyor.

Onlarca türbe, han, hamam, konak, medrese, cami var…

Kastamonu’da bugün koruma altına alınan geleneksel Türk evi sayısı 358’miş. İl merkezinin büyük bir bölümü sit alanı. İl merkezinde toplam 546 adet dini, kültürel, anıtsal ve sivil yapı mevcut. Osmanlı devleti döneminden hatta daha öncesinde yaşayan Çobanoğulları ve Candaroğulları beylikleri dönemlerinden onlarca han, hamam, türbe, cami, konak gibi yapılar var. Yol üzeri gezerken birçoğuna denk geliyorsunuz. Sepetçioğlu Konağı, Açıkbaş Sultan Türbesi, Karanlık Evliya Türbesi, Âşıklı Sultan Türbesi, Hatun Sultan Türbesi, Benli Sultan Türbesi, Livapaşa Konağı, Eflanili Konağı, Yakupağa Külliyesi, Kurşunlu Han gibi merkezde yer alan İsmail Bey Külliyesi ise devrinin ilmi çalışmalarına tanıklık eden ve yaklaşık 6 asırlık mazisiyle ve şahane mimarisiyle, kayalık bir zemin üzerine oturmuş.

Merkezde gezerken tarihi bir bina olarak hemen dikkat çeken yapı bir okul var. Meydanın hemen yanında yer alıyor. Anadolu’nun ilk lisesi Abdurrahman Paşa Lisesi ise gerek geçmiş zamanın, gerekse Cumhuriyet devrinin önemli bir eğitim kurumu olarak, verdiği mezunlarıyla adından her dönem söz ettiren bir okul olmayı başarmış.

Okulun karşısındaki Kastamonu Müzesi, hanları, hamamları, kümbetleri ve valilik binası gibi daha birçok burada sayamayacağımız sayıda pek çok eser tarihe tanıklık ediyor.. Kastamonu sokaklarında, döndüğünüz her köşede Osmanlı mimarisinin izlerini taşıyan tarihi konaklar ve yapılar yer alıyor.

 

devrekaniakdogan-selalesi“Çanakkale içinde aynalı çarşı… Anne ben gidiyorum düşmana karşı…”

Çanakkale Şehitliği’nde Kastamonu yiğitlerinin imzalarını görürsünüz. Muzaffer Sarısözen’in derlediği meşhur Çanakkale türküsü. “Çanakkale içinde aynalı çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı.” Yine bu yörenin içtenliğini cesaretini ve Çanakkale ruhunu anlatan kentin kahramanlık eseridir. Kentin her köşe bucağı adeta ben ülkenin kaderinde varım der size.

Türkiye’nin en iyi meydan planlarından birine sahip. Cumhuriyet Meydanı’nın bir de anıtı var. Şerife Bacı Anıtı… Kahramanlık hikâyesi gözlerimizi yaşartıyor… Yapılan şanlı fedakârlık karşısında nutkumuz tutuluyor. İnebolu’dan Ankara’ya kağnıyla mermi taşıyor. Mermiler karda ıslanıp, tahrip olmasın diye çocuğunun üzerindeki örtüyü bu cephanenin üzerine örtüyor. Karda kışta düşe kalka kağnıyı taşıyacak bir sonraki kişiye ulaştırıyor. Kendisi de donarak ölüyor.

Kadın kahramanları çok… Rıfat Ilgaz’ın romanına da konu olan Kurtuluş harbinin Gazi kadını Halime Çavuşa ait hatıralar, neler hatırlatmaz ki, halden ve dilden anlamasını bilene…

Kastamonu’daki sahabe türbesi ve Hz. Pir türbeleri…

Kastamonu’nun şerefli ve büyük misafiri vardır. Ebu Eyyüb El Ensari’nin kutlu yol arkadaşı sahabe-i kiramdan Kaysül Hemedani El Asgari Hazretleri’dir. Kendi coğrafyasından çıkardığı alimleri de vardır. Bunların içinde de Kastamonu için Helvetiyye tarikatının Şabaniyye kolunun kurucusu Hz. Pir Şeyh Şaban-ı Veli’nin türbesi hiç boş kalmaz. Şehrin inanç turizminin merkezi gibi görünüyor. Ayak basılacak yer yok desek doğrudur. Türbesinin önünde bir de tadı zemzem suyuna benzeyen asa suyu var.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde, “Kastamonu âlimi, şairi ve hafızı bol olan bir diyardır” diyor. Yer yer bu özelliğini diğer şehirlerle kıyaslar.”Edirne şehrinde darü’l ulum-ı, darü’l –kura ve hatta dar’ül -Kur’an çoktur ama bütün bunlara rağmen Kastamonu kadar hafızı yoktur” der. Hz. Pir namıyla anılan Şeyh Şaban-ı Veli, Müfessir Alaeddin, Benli Sultan, Âşıklı Sultan, Mehmet Feyzi Efendi ve daha nice evliya türbelerinde ziyaretlerde ruhlarına Fatihalar okunuyor, maneviyatlar tazeleniyor.

 

Sarımsak, pirinç, siyez bulguru, kır pidesi, biran, çekme helva, cırık, banduma, tirit…

Tarihsellik, doğallık, geleneksel yaşamı, temiz havası, güven veren insanları ve kendine has yemek kültürü, şehrin temel karakteristiğini oluşturuyor.

Yemeklerini ve meşhur ürünlerini sayarken, ilk akla gelenler, Taşköprü sarımsağı, Tosya pirinci, üryani eriği, siyez bulguru, büryan kebabı (biran), göçe çorbası, üryani eriği ve çekme helva olsa da sanılanın aksine çok daha zengin, çeşitli lezzetler var.

Yiyecek olarak kullanılan yabani otlar, bitkiler, mantarlar, dağ çileği yanında her türlü sebze ve birçok meyve Kastamonu topraklarında yetişiyor.

Kastamonu mutfağının ünlü yiyeceği sac üzerinde pişirilen “etli ekmek”. Pastırmalısı da güzel.

Baharın gelmesi, kuzuların büyümesi ile bir diğer yöre et yemeği olan “Biran Kebabı” yapılmaya başlar

Tatlılar içinde asırlardır süregelen “çekme helva” gerek elde özel olarak hazırlanışı, gerek ince ince tat telleri ile bölgeye hastır, bir diğer meşhur tatlı ise Devrekâni ilçesine ait Cırık tatlısı. İzmir’de lokma deniyor. İlçede bunun şekersiz olanını da yapıyorlar.

devrekaniciriktatlisiKış günlerinin bir diğer yöresel yiyeceği Kastamonu simidinden yapılan “Simit Tiridi’dir. Tiridine bandım şarkısıyla meşhur…

Tarihi “Kastamonu Banduması” veya ıslama Devrekâni ilçesinin yağlı ibisiyle yapılması makbulmüş. Fatih Sultan Mehmet Han’ın annesinin gelin gittiği tarihi ilçede hindiye ibi ve dogu diyorlar. Mutfağı çok zengin olan Kastamonu’da 100 yılı aşkın bir süredir yapılan ünü dünyaya yayılmış önemli bir yemeği olarak aklımızda kalanlardan. Devrekâni Akdoğan Şelalesi, Pınarbaşı Horma Kanyonu gibi güzellikleri var. Ancak diğer ilçelerdeki tarihi ve doğal güzellikleri duyup, gezemeyince içim burkuldu. Valla, Çatak, Şehriban kanyonlarıyla, Ilıca Şelalesi ve dünyanın 4. büyüklükteki mağarası olan Ilgarini Mağarası’nı gezebilmek dileğiyle…

Ayhan ÇİFTÇİ

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *