Karadeniz Yaylalarında Motorla Uçmak

uzungol31.jpgTurkaos€™05 Henüz Uzungöl€™den dağŸlara tırmanacağŸımız yola varmak için gölün etrafını dönerken Emrah€™ın önüne bir teyze atladı galiba karşŸıya geçmek için Emrah€™ın geçmesini bekleyememişŸti, Emrah ani fren ve kumlu toprağŸın da yardımıyla yolun ilk km.sinde kendini yerle buldu. Daha dağŸ yollarından öbür tarafa yani Trabzon€™dan Rize€™ye geçecektik. DoğŸukaradeniz dağŸlarının en batısındaydık üzerinde neler göreceğŸimizi çok merak ediyordum.AldığŸımız tarife göre dağŸ yolundan tepeye kadar çıkacak, sağŸdaki mahalleye girmeden düz devam edecek, daha sonra tepeden giden yoldan sağŸa ayrılıp aşŸağŸı inen yoldan Hayö¢ köyünü bulacak ve tekrar soracaktık. DağŸ yoluna vardıktan biraz sonra sağŸda bir mahalle gördük ama henüz tepeye çıkmamışŸtık, devam ettik ağŸaçların arasından büyük yemyeşŸil çayırlar, zirvelere yakın dik yaylalar görünüyordu, yol toprak ve taşŸlıydı ama hava nemli olduğŸu ve çiğŸ yağŸdığŸı için hiç toz kalkmıyordu.  

Yukarılara doğŸru aramızdaki mesafeler açılmaya başŸlamışŸtı. Bundan önceki günlerde de zaman zaman kopup tekrar buluşŸuyorduk, ben önceki turlarımda daha çok peşŸ peşŸe gitmeye alışŸmışŸtım, yine de bazen yalnız olmakta keyifli ama galiba bu yollarda bu iyi bir fikir değŸildi. Ati€™yle bir yol ayrımına vardık hangi yolun doğŸru olduğŸunu kestiremiyorduk yol ayrımı tepede karşŸımıza çıkmalı ve aşŸağŸıya gidene girmeliydik, bu yolların ikisi de farklı yönlerden yukarı gidiyordu üstelik Emrah€™ la Okan€™ın hangisini tercih ettiklerini de bilmiyorduk.

 uzungol1.jpgSis yoğŸunlaşŸmaya başŸlamışŸtı yani buraların deyimiyle duman çöküyordu hava kapalıydı ama yağŸmayacaktı motorlardan inip yolda tekerlek izi aramaya başŸladık birkaç belirsiz iz görünüyordu ama arabaya mı ait yoksa motora mı ait, emin olamıyorduk toprak iz tutmaya müsait değŸildi. Neden yol ayrımında beklemediler diye söyleniyorduk, ben yere oturup motorun ön lastiğŸine sırtımı dayadım ve bir sigara yaktım. 

Ati ise etrafta dolaşŸıp telefonun çektiğŸi bir yer aramaya başŸladı. Birkaç denemeden sonra telefonla Okan€™a ulaşŸtı hatlar berbattı zor zahmet anlaşŸarak soldan gittiklerini öğŸrendi bizde toparlanıp peşŸlerinden devam ettik. 

Sisten dibi görünmeyen uçurumları bir sağŸımıza bir solumuza alıp ilerliyorduk, bu yükseklikte artık ağŸaç kalmamışŸtı her yer ıslak çayırdı sisin içinde Emrah ve Okan€™ı gördük hiç durmadan hepberaber devam ettik ve bir tepeye vardık. Yol alakasız bir yöne devam ediyordu, durup birer sigara içtik. Puslu havada düzlükler çok güzel görünüyordu fotoğŸraflar çektik, yol ayrımında doğŸru yolu seçip seçmediğŸimizi konuşŸuyorduk herhalde öteki yol doğŸruydu diye düşŸünüyorduk. O sırada ilerideki tepelerden birinde, sislerin arasında yürüyen bir adam farkettik adama uzaktan bağŸırarak Hayö¢ köyünü sorduk, aslında o an köyün ismini doğŸru bilmediğŸimiz için Kaya köyü diye soruyorduk, köyün isminin Aya mı? Kaya mı? Hayö¢ mı? OlduğŸunu hala bilmiyorum. KarşŸılıklı bağŸrışŸmalarımızın yankıları arasında anlaşŸmaya çalışŸırken adam eliyle geldiğŸimiz yolu işŸaret etti, yol ayrımında öbür yolu seçmeliydik.  

Bir süre sonra, dik ve kumlu bir dönemeçte Okan da motoru devirdi motoru yolda aşŸağŸıya doğŸru biraz sürüklendi grenajda kırıklar vardı, sağŸ ayna dağŸılmışŸtı ve en kötüsü fren takozu iyice yamulmuşŸtu satmayı düşŸündüğŸü Tenere€™sine iyi bir indirim yapması gerekecekti. Okan€™da bir şŸey yoktu moralimiz yerindeydi, burada düşŸmemek tuhaftı zaten şŸakalaşŸıyor fotoğŸraf çekiyorduk, Ati ile Okan fren takozunu düzeltirken kırınca espriler seyreldi, Okan ön frensiz inecekti. €œZaten bu yollarda ön freni ne yapacaksın€ falan gibi desteksiz moraller verdik ve yola devam ettik, yine derelerden geçerek, yollarla,  virajlarla boğŸuşŸarak, muhteşŸem manzarayı seyrederek Uzungöl€™deki arkadaşŸların dediğŸi gibi şŸahane bir macera yaşŸıyorduk.  

Bu tahminleri doğŸruydu ama yol tarifini biraz hafife almışŸlardı. Esas yanıldıkları şŸu ki, bize €œİkizdere€™den Rize€™ye inerseniz ö‡amlıhemşŸin üzerinden geçerek Ayder€™e birkaç saatte varırsınız€ demişŸlerdi, oysa havanın kararmasına bir saat kalmışŸtı ve Ayder bir tarafa İkizdere€™ye varsak bari diye düşŸünüyordum.Artık ağŸaçların arasındaydık yani bayağŸı alçalmışŸtık ama deniz seviyesiyle karşŸılaşŸtırınca hö¢la çok yüksekteydik.  uzungol2.jpg

Sonunda yol yola benzemeye birer birer köyleri geçmeye başŸlamışŸtık ve sonra o an bana otoban gibi gelen nispeten genişŸ delik, deşŸik, başŸka araçların da kullandığŸı, bir yola vardık ve birisinden İkizdere€™ye yaklaşŸtığŸımızı öğŸrendik. Yolda arıza yapmışŸ bir minibüse rastladık şŸoförüyle konuşŸurken de, yukarıda bir yerlerde Anzer€™den gelen yolla birleşŸtiğŸimizi ve oradan indiğŸimizi öğŸrendik, gizemli hayö¢ köyünü hiç görememişŸtik.  

Uzungöl€™de yolu tarif eden arkadaşŸlardan biri €œBunları asıl Anzer yolundan gönderelim tam macera olur€ demişŸti diğŸeri de €œoradan uçarlar€ diyerek vazgeçirmişŸti. Tam olarak nereden geldiğŸimizi anlamasak da bir yere varmışŸtık ve birazdan İkizdere€™de olacaktık, €œorada bir yerde bir çayır bulur kamp atarız€ diye konuşŸtuk. Arızalı minibüse lokma takımı vererek arızayı gidermesine yardımcı olduk, tam yola devam edecektik ki bu sefer biraz ilerde yolda kalmışŸ eski bir Ford€™a rastladık onu da iterek çalışŸtırdıktan sonra İkizdere€™ye gaz açtık, kamp için alışŸverişŸ etmek üzere çarşŸıya girdik 

Üzerinde 2950 metreye kadar yükseldiğŸimiz dağŸları aşŸarak Uzungöl€™den geldiğŸimizi duyan esnaf etrafımızı sardı. İkizdere€™nin yaylası olan ö‡ağŸırankaya€™ya çıkmamızı ve çadır kuracaksak oradaki han€™ın yanında kurmamızı tavsiye ettiler, orada soba yandığŸını çay olduğŸunu, yemek olduğŸunu ve içkilerimizi de içebileceğŸimizi söylediler. Hava€™nın daha yükseklerde soğŸuk olacağŸı belliydi ama çadır ve uyku tulumlarımız vardı, ayrıca öyle heyecanla tavsiye ediyorlardı ki bizde €œtamam o zaman€ dedik.  

AlışŸverişŸi zaten yapmışŸtık hemen birisi hanı arayıp geleceğŸimizi haber verdi, birisi de ayrıntılı bir Rize haritası verdi, harita yayla yollarını da gösteriyordu buna çok sevindik.  

ö‡ağŸırankaya€™ya ayrılan yola kadar birisi arabasıyla bize eşŸlik edip yolu gösterdi. Dediklerine göre 27 km. sonra han€™daymışŸız. Yol ayrımından tırmanmaya başŸladık hava iyice kararmışŸtı, nedense hiç kötü bir yol beklemiyordum ama şŸimdiden dağŸ yolu olduğŸunu belli etmişŸti. €œBizi bu zifir karanlıkta buraya gönderdiklerine göre İkizdere€™li arkadaşŸların bayağŸı gözü karaymışŸ€ diye düşŸündüm, bizde onların yüzünü kara çıkarmadık, bir saatte de olsa o virajlı, kumlu, taşŸlı yolu aşŸtık ve dedikleri gibi ikinci köye vardık. Camiden çıkan dinç dedeler neşŸe içinde bizi karşŸıladılar, zaten bir kilometre kalan yolu tüm ayrıntısıyla uzun uzun, tekrar tekrar tarif ettiler ve böylece ö‡ağŸırankaya yaylasındaki han€™a vardık

ışŸığŸında yakındaki bir tepede kar yığŸınları görülüyordu, her taraf sırılsıklamdı ve beklediğŸimizden çok daha güzeldi. İstanbul€™un sıkışŸ tıkışŸ hayatını düşŸünerek etrafımızdaki kocaman alanın ortasında uzaklara aya yıldızlara bakakaldım.

Han derken İkizdereliler€™in ne demek istediğŸini ancak hanı görünce anlamışŸtım, eskiden yaylaları geçenler için yapılmışŸ, dedenin dedesinden kalma, 128 yaşŸında, ahşŸap, oranın doğŸal bir parçası olmuşŸ, iki katlı gerçek bir handı. AhşŸap duvarları yüz yıldan beri kazınan isimler tarihler ve yazılarla doluydu, alt katta eski, ocaklı bir soba, birkaç masa, çay ocağŸı ve her şŸey olan bir bakkal odası vardı. Böyle bir yapının yanında çadır kurmak aptallık olurdu, handa yatmaya karar verdik. Ama hancı Habib€™in muhlaması bizi doyurunca Ati€™nin aşŸçılığŸı boşŸa gitti. ևok keyifliydik yaz ortasında soğŸuktan, yanan soba€™nın etrafına toplanmışŸtık. Hep beraber şŸarap içip yeni arkadaşŸımızla güle eğŸlene muhabbet ettik, bir yandan da €œö‡ağŸırankaya€™dan Ayder€™e dağŸların üzerinden, yayla yollarından gidebilir miyiz?€ diye konuşŸuyorduk.

İkizdere€™de Tekel büfesi işŸleten arkadaşŸ haritayı verirken bu yollardan gidebileceğŸimizi söylemişŸti oysa hancı Habib çok fazla yol ayrımı olduğŸunu kaybolacağŸımızı söylüyordu, bazı yollardan senede bir kaç araç geçtiğŸini yolun çimenle kaplandığŸını, yolu seçemeyeceğŸimizi söylüyordu, buralarda büyümüşŸtü, €œöğŸleye doğŸru duman çöker buraların sisi başŸka şŸeye benzemez€ diyordu. Haritaya bakıp susuyorduk. Geç olmuşŸtu saat 2 yada 3 gibi €œEmrah€™la ben yerde, Okan€™la Ati€™de yataklar da yatsın€ kararını her nasılsa verip yattık. 

Atilla MusluoğŸlu,          
95€™Honda Africa Twin
Emrah Ablak,      
99€™Honda Transalp
Okan Tiryaki,       
93€™Yamaha Tenere
Çitin Kıymet,              
 02€™Honda Africa Twin

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *