Kadı Kasteli

Kadı Kasteli

Gaziantep’te bulunan Elmacıpazarı’nın hemen karşısında yüzyıllardır yanık yüreklere su veren bir çeşme görülür. Kimisi susadığı için, kimisi şifa niyetine uzanır bu çeşmenin sularına. Aslında sokaklarda akan bu çeşmelerin suları livas adı verilen kanallarla yer altından kayalar oyularak getirilmiştir.
Bu sebeple bu çeşmeler kastel adını almıştır. Son dönemlerde hukukun ve hukukçuların tartışma olduğu bir dönemde geçmişin hukukçularına Bu kastelin hikâyesi ile bakın istedik.

1710 yılında yapıldığı anlaşılan kasteli zamanın kadılarından biri tarafından yapıldığı bilinmekte. İsmi hakkında kesin bilgi olmasa da hikâyesi ilginç bir kadı.

Osmanlı padişahı kadıyı adaleti ile hükmetsin diye Gaziantep’e gönderir. Kadı görevine başlar. Mahkemeleri yönetir.  Ancak onu Gaziantep’e gönderen İstanbul’daki saray eşrafı maaşını göndermeyi unutur. Belirli bir süre sarayda maddi sıkıntım var diye düşünür ve sesini çıkarmaz. Aradan tam yedi yıl geçer. Kadı en son padişaha bir mektup yazar. Yedi yıldır maaşı gönderilmediğini belirtir.

Mektubu alan padişah kadıyı Gaziantep’te unuttuklarını düşünerek üzüleceği yerde, yedi yıldır bu kadı nasıl orada geçindi maaş almadan diye kendisine sorar. Acaba rüşvetle mi kadılık yaptı düşüncesine kapılan padişah kadıyı denetlemek için sarayındaki müfettişlerden birisini Gaziantep’e gönderir.

Müfettiş olan padişahın adamı kendinden hiç bahsetmeden gizliden gizliye kadıyı izlemeye alır. Mahkemelerini izler. Ve iki tane mahkemeye şahit olur.

İlk davada mahkemeye iki adam iki erkek bir kadın gelirler. Erkeklerden birisi sarhoş diğeri hocadır. İkisinin de iddiası kadının kendi hanımı olduğunu söylemesidir. Kadı kararını açıklar. “Kadını bugün bırakın yarın gelin” der

İkinci dava başlar. Kasapla kasaba davar satan kişi arasında anlaşmazlık vardır. Kasap davarı kendisine satan adama parasını ödediğini iddia eder. Davar sahibi ise parayı almadığını iddia etmektedir.
Kadı kararını verir. Davar sahibine derki “ cebindeki paraları bırak yarın gelin mahkemeyi karara bağlarım der.

Birinci davada kadın ikinci davada parayı kadı alınca müfettişin içine kuşku düşer. Ama ertesi günü bekler.

Ertesi gün davalar tekrar başlar

Birinci davanın sonucunu açıklar. Suçlu sarhoştur. Hoca haklıdır. Kadın Hocanın eşidir. Hocaya kadınını al git der, sarhoşa da bir daha gözüme görünme der.

İkinci davanın sonucunu açıklar. Suçlu davarcı, suçsuz kasaptır. Davarı satıp parasını almadığını iddia eden davarcıya, şu paranı al bir daha da aldığın halde paramı almadım diye söyleme” der. Kasabada senin suçun yok git der.

Davaları izleyen müfettiş kendini tanıtır. Ben padişahın emri ile seni denetlemeye geldim. De bakalım şu davalarda suçluyu nasıl buldun der?

Kadı; kadın davasında “Sarığımı dağıttım yere attım. Kadının sarmasını istedim. Oda düzgünce sardı. Hocanın sarığını sarmaktan ehilleştiğini anladım. Hocanın karısı olduğunu anladım” der.

Kasapla davarcı arasındaki problemi de “Parayı (madeni para) sıcak suya koydum yüzü yağ bağladı. Kasapların eli her zaman yağlı olur. Anladım ki davarcının cebindeki parayı kasap vermiş.

Kadının güzel çalıştığını işine haram katmadığını, hukuktan ayrılmadığını gören müfettiş durumu padişaha bildirir. Sonucu öğrenen padişah yedi yıllık maaşının kat kat fazlasını kadıya gönderir.

Kadı bu parayı hayatında hiç görmediğini, bu paranın dünyalık olarak kendisine fazla olduğunu düşünerek kendisi adına bir kastelin yapılmasını ister.
Şehrin dışında bulunan Kadıdeğirmeni dinilen yerden kanallarla kadı kasteline su getirilir.

Bu gün gelen geçenlerin yüreğini ferahlatan Kadıkasteli o gün bu gündür Elmacıpazarı’nın karşısından ötelere hayır olarak akar durur.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 Comment

  1. SERKAN YIKICI 20 Ocak 2012 at 01:23

    Merhabalar; bu kasteli yaptıran kadı mahir efendi dir.kadı mahir efendinin mezarı kemikli bedestenin karşısındaki oçak pasajının arkasındaki camiinin avlusundaki mezarlıktadır.üzeri arapça harfler ile yazılıdır.kadı mahir efendi benim dedemin dedesinin dedesi diye gider.Aile büyüklerime sorduğumda “soyumuz nereden gelir”diye osmanlıdan derler.kimler dediğimde kadı mahir efendiyi söylüyorlar.antep te kimlerdensin denildiğinde kadıoğullarından diye cevap veriyoruz.kadıoğulları soyundan sonra soyadı verildiğinde bizim soyumuzdan yaklaşık 5 tane soyadı alan çıkmış.2 sini hatırlamıyorum; Dinler ,Dinleyici,ve benim soyadım Yıkıcı.benim dedelerimin dedesi olan Yıkıcı, ata sporumuz olan güreşte hiç yıkılmamış bu yüzden Yıkıcı soyadı verilmiş.Yani bu kadı kasteli yaptıran kadı mahir efendinin,bu yorumları yazacak en küçük torunuyum 01/10/1987 doğumlu SERKAN YIKICI saygılarımla…

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *