İZNİK (NİKİA) VE SERAMİKLER

İZNİK (NİKİA) VE SERAMİKLER

İnsanın bazen bulunduğu yerden çok uzaklara gidip oradaki oksijeni de içine çekmesi gerekiyor. Rutin hayat insanı içten içe sıktığında bir yerlerde sizi kır kahvelerinin beklediğini bilmek, o renkli ambiyansa kendini doyasıya kaptırmak isteği geçiyor içinizden. Benim için öyle en azından. Sizin de benim gibi görünmeyen kanatlarınız varsa ve siz o kanatlarla yerden havalanıp uçmaksa dileğiniz, durmayın o zaman. Atın sırt çantanıza yedek bir tshirt, bir şort, güneş gözlüğünüz ve şapkanız, doğa sizi bekliyor.

 

İşte ben öyle yaptım. İnternetten İznik’e bir tur vardı. Bursa’yı da kapsayan onu başka bir yazımda anlatacağım. Fırsat köşesindeydi. Aldım bir bilet, gezinin gerçekleşeceği günü beklemeye başladım. Bakırköy Onur Plaza’nın önünden kalkan otobüslere bindik. Tur da şöyle bir enteresan durum var. Otobüsün içinde ki insanlarla arkadaş oluyorsunuz bir süre sonra hep beraber oturup hep beraber yemek yiyip dolaşmaktan kaynaklanıyor olabilir bu durum. Ama güzel bir gezi oluşuyor böylece tur rehberinizde kafanıza uygun biriyse otobüsten inmeden telefon numaraları alınıyor bir daha ki sefere tekrar görüşmek üzere sözler alınıp veriliyor. Ama sözler tutuluyor mu onu bilemem.

Bu gezide beni cezbeden olay, Çini eğitimi verdiğim için Çiniciliğin merkezi olan İznik’e gidip olayı yerinde görmekti. Bir de seramik gösterisi yapılacaktır sözü beni derinden etkiledi diyebilirim. Sabah 06.00 gibi bindik araçlara ve yola koyulduk. Kahvaltı anlayışınıza ne kadar ters bilemem ama bir kek bir de meyve suyu veriyor tur şirketi. Gideceğiniz yerde kendiniz kahvaltı yapabilirsiniz. İznik’ te bunun için çok şirin kır kahveleri var. Tost ve çayın keyfini çıkarabilirsiniz.

İznik’ te her şey seramik ve çini. İlk olarak İZNİK AYASOFYA (ORHAN) CAMİİ’ ni gezdik. Kapının hemen yanında cam bir levhaya tarihçesi yazılmış, Türkçe ve İngilizce anlatımında şunlar yazıyor.

  “İznik’in yerleşim yeri olarak kullanılmaya başladığı zamanlarda ibadet mekânı olarak inşa edildiği tahmin edilen bu yapı Romalılar döneminde de ibadethane olarak kullanılmış, IV. Yüzyılda eski ibadethane kalıntıları (temelleri) üzerine kilise yapılmış, XI. Yüzyılda depremden sonra mimarisinde önemli değişiklikler yapılarak nefler, payeler ve bunların arasında yerleştirilen sütunlarla ayrılmıştır.

       Orhan Gazi tarafından 1331 yılında İznik’in fethedilmesiyle camiye çevrilmiş ve Orhangazi Vakfı adına tescil ettirilmiştir.

      Ayasofya (Orhan) Camii, XVI. Yüzyılda geçirdiği yangından sonra, Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) emriyle, Mimar Sinan tarafından büyük ölçüde mimarisi de değiştirilerek tamir ve ihya edilmiştir. Bu sırada güney tarafa sağ sahnın (üstü kubbeli örtülü yer) köşesine mihrap yerleştirilmiş, içindeki kemerler ve bunların dayandığı sütunlar kaldırılarak geniş büyük kemerler yapılmış, böylece namaz saflarının mihrabı görebilmesi sağlanmıştır. Mabedin Kuzey batı köşesine minare eklenmiştir. Esas mihrabın malakari tekniğiyle yapılmış kabartma bir süslemeye sahip olduğu az kalan izlerden anlaşılmaktadır.

     1920 yılında Yunanlılar tarafından yakılıp-yıkılarak harap edilmiş olan Ayasofya (Orhan) Camii’nin, 2007 yılında Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğünce yapılan tadilat çalışmaları sırasında üstü çatıyla kapatılarak, yıkık vaziyetteki mimarisi tamir edilmiştir. Ayasofya (Orhan) Camii, 06 Kasım 2011 tarihinde Kurban Bayramı namazında yeniden ibadete açılmıştır.”

Rehberimizin dediğine göre; Camii Osmanlıya geçmeden önce şahane Fresklerle süslüymüş ama İznik alındıktan sonra Freskler’ in üzeri harçlarla kapatılmış.

Gezinin bu bölümünde İznik Müzesi’ni ziyaret ettik, Daha sonra II. Murad Hamamı’ nı

(Hacı Murad Hamamı) ziyaret ettiğimizde kapının hemen girişinde hamamım tarihçesi anlatılıyordu;

    “(15. y.y) Meydan Hamamı ve Murad II Hamamı olarak da anılır. Doğu Batı doğrultusunda uzanan hamam güneyde erkekler ve kuzeyde kadınlar kısmından oluşur. Kadınlar kısmı. Doğuda kare planlı soğukluk, batıda sıcaklık, tuvalet ve eş boyutlu kareplanlı iki halvet mekanlarından oluşur. Erkekler kısmı, doğuda kare planlı soğukluk, batıda ılıklık, tuvalet ve dört eyvanlı sıcaklık mekanlarından oluşur. Kadınlar ve erkekler kısmının batı cephesinde bitişik kuzey güney yönünde dikdörtgen planlı bir su deposu vardır.”

İznik’in her yeri seramik mağazalarıyla dolu. Burada turizm için çalışmalar yapılıyor. Eski konaklar yemek yeme mekânı olmuş. İznik’e gelip seramik gösteriş yapmadan olmaz. Bizim kafileyi Turnet’inin başında güzel sohbetiyle Kadir Yılmaz karşılıyor. Küçük çini dükkanlarında eşiyle birlikte seramik yapıp satıyorlar. Bize güzel bir Show yapıyor ve anlatımıyla zenginleştiriyor gösterisini. Neymiş bakalım iyi seramik yapmanın PÜF NOKTASI…

-Seramikte yeşil rengi elde etmek zor. Bu yeşil boyayı koymalarındaki neden buğdayı biçip diktiklerinde testi gözükmüyor buğdaylardan ama bu yeşil parlıyor testimiz orada diye alıp su içiyorlar. Usta çırak ilişkisinde de Ahilik geleneğinde usta çırağına he şeyi öğretmiyor. Belli bir şeyler öğretiyor bakalım benimle mi çalışacak? beni bırakıp gidecek mi? Çırak testiyi yapıyor gidiyor. Gittiğinde buraya yeşil boya koyuyor yeşil boya kahverengi ve mat çıkıyor sonra geliyor ustasına “ustam neden benimkiler böyle çıkıyor?” diyor. O da “oğlum sen bu işin püf noktasını öğrenmedin, bu işin püf noktasını öğrensen yaparsın.” diyor. Usta yeşil boyayı koyuyor veriyor çırağına pişiriyor yeşil çıkıyor. Çırak ertesin gün deniyor yine kahverengi yine mat. Geliyor ustasına yalvarıyor “ustam senden ayrılmayacağım seninle çalışacağım bana ne olur öğret.” “Oğlum boyayı yapmadan önce tozunu üfleyeceksin.” diyor. Püf dediğinde tozunu üflüyor çırak uyanmıyor. Sonra da “testimin kolları hep yamuk oluyor neden hocam?” diyor. O da “yaşken sağa eğik bırakacaksın kuruduğunda kendiliğinden düzelir.” Diyor. Sonra testiyi ortadan yarıyor, “her tarafı bir olacak diyor bir tarafı kalın olursa suyu ısıtır.” diyor. O ustasına teşekkür ediyor. Ben sizlere teşekkür ederim.

Kadir Bey’in eşi o sırada çini boyamakta Seramik Sırının neden yapıldığını anlatırken elindeki cam parçalarını gösteriyor. Un haline getirilen camın işlemlerden geçtikten sonra nasıl Sır haline getirildiğini anlatıyor. Bundan sonra serbest zamanda kafile 1 saat sonra buluşma noktasında buluşmak üzere serbest zaman veriliyor.

Kır kahvesinde çok lezzetli çayımızı tostla birlikte yerken gerçekten mekânın güzelliği bizi sarhoş ediyor. Dinleniyoruz …

Tekrar buluşma noktasında buluşuluyor ve İstanbul’da Geleneksel Türk el sanatlarının merkezi nasıl Cafer Ağa Medresesi’yse; İznik’in Süleyman Paşa  Medresesi var. Burası aynı zamanda Çini ve Seramik Çarşısı. Hatıra olarak İstanbul’a götüreceğiniz seramik ya da Çini’ den yapılmış mağnet, vazo vs buradan alırken çayınızı kahvenizi içerek soluklanabilirsiniz. Bu çarşıyı ayakta tutmaya çalışan kadınlar ama onlar da tanıtımın yeteri kadar yapılamadığından şikayetçiler. Mikrofonumuzu Bayan Esnaflarımıza uzatıyoruz;

 

-Merhaba ne güzel bir mekân burası sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Havva Çamdar.  Ben İslam ve Osmanlı tarihçisiyim. Bu kentin genel sekreterliğini yapıyorum kent konseyinin. Burası bizim çini atölyelerimiz. 10 kişiyiz 20 yıldır devam ediyoruz. Kurucularından biriyim. Türk İslam sanatının en eskilerinden olan İznik çinilerinin yeniden yapılandırmaya tekrar geleneksel hale getirdiğimiz yegâne tek çarşının içinde bulunuyorsunuz burası medresedir.

 




ÇİNİ KÜLTÜR FEZSTİVALİ’ MİZ VAR

     -Medrese hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?

Dönemin 750 yıl önceki ilk fakültesinde bulunuyorsunuz. Kadın elinin değdiği her çini bizim. Biz başarılı hanımlarız her şeyi yapabiliyoruz. Festival yapıyoruz 3. Festivalimiz oldu. Bu sene kent konseyi İznik belediyesi büyük şehir kaymakamlığının hazırladığı bizzat bizim kendimizin çok fazla içinde bulunduğumuz 3. Uluslararası festivalimizi yapıyoruz. “Adı çini kültür sanat festivali.”

 

 -Sizi destekleyen bu konuda isim yapmış firmalar var mı?

Vakko, koç, Paşabahçe İznik çinisini firma olarak destekleyen firmalar. Nasıl ki şallarda desteklenir, ipeklerde desteklenir, çinilerde de bizi destekleyen bazı firmalar var. Bekliyoruz sizlerden de destek ama. Alışverişe geldiğiniz zaman istiyoruz ki bu hanımefendi gibi minik hediyeler almanız. Bizleri ayakta tutan çay kahve içtiğinizde çarşılar ayakta durur. Ocaklar ayakta kalsın. Esnaf ayakta kalsın.

 

      -Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler

Rica ederim. Amaç sesimiz duyulsun, ayaklarınıza sağlık…

 

Bir başka Bayan Esnafımıza soruyoruz?

-Merhabalar, sizi tanıyabilir miyiz?

Rahime Aras. 30 yıldır bu işle uğraşıyorum. 16 yıldır da buradayız. Çininin A dan Z ye yapılışını yani ben bir usta yanında bu eğitime başladım, usta çırak ilişkisiyle. Sekiz yıl ustayla beraber çalıştıktan sonra kendi atölyemi açtım İznik alt yapısından, hazır ürünlere kadar çalışıyoruz.

 

700 YILDIR AYAKTA BU MEDRESE

     -Medrese hakkında neler söylemek istersiniz?

Osmanlının ilk medresesidir burası. 1332’de yapılmıştır. 700 yıldır ayakta olan bir bina burada olmaktan mutluyuz.

 

-Bir Seramik Festivalinden söz ediliyor, siz de katılacak mısınız festivale?

Festivale biz katılmıyoruz çünkü vaktimiz olmuyor. Showroomlarımızı bırakamıyoruz. Ama festivale katılan arkadaşlarımızda var.

 

   -Satışlar nasıl?

Satışlarımız durgun. Kış ve yaz dönemi durgun ama ilkbahar sonbahar biraz hareketli işte o kadar.

 

   -Bu konuda sıkıntılarınız neler?

Bizim devlet desteğine ihtiyacımız var. Ben devlet sanatçısıyım belgende var. Ama hala vergi ödüyoruz. Yani gerçek usulde vergi ödüyoruz. Yani sanata değer verilsin istiyoruz. Biz unutulan bir şeyi tekrar yaşatmaya çalışıyoruz. Çünkü İznik’te 300 yıl aradan sonra tekrar başladı ve ilk başlayanlardan biriside bizleriz. Buranın kurulduğunda da ilk bizler vardık. İlk çiniye başlayanlarda bizleriz burada İznik’te tekrar.

 

 -Teşekkür ederiz.

Rica ederim yine bekleriz…

 

Mekândan teşekkür ederek ayrılıyoruz. Son olarak Nilüfer Hatun Çini Çarşısını ‘da geziyoruz. Kapıda yine mekânın tarihçesini okuyoruz.

“Nilüfer Hatun D:1285- Ö: 1383, Bursa), Yarhisar Tekfur ‘unun kızı, Orhan Gazi’nin eşi ve I. Murat’ın annesidir.

   Orhan Gazi ile evlendirilmeden önce Bilecik Tekfurunun oğluyla nişanlıdır. Osmanlıların Bilecik’i ele geçirmesi sırasında yakınlardaki düğün konvoyuna yapılan baskın esnasında esir alındığı ve Osman Gazi tarafından oğlu Orhan Gazi ile evlendirildiği söylenmektedir. Bursa’da bir ilçeye ismi verilmiştir. Kabri Bursa’da Orhan Gazi türbesindedir. İznik’te kendi adına Nilüfer Hatun İmareti adıyla bir imarethane yaptırılmıştır. Bu imarethane ayrıca Osmanlı’nın ilk Aş Evi olma özelliği taşır.

    2008 yılında faaliyete başlayan Nilüfer Hatun Çini Çarşısı, geçmişte yaptığı hayırseverlikler ve eserleri ile ün salan “Nilüfer Hatun” ismi ile anılmaktadır.”

Böylece İznik gezimiz burada son buluyor. Otobüsümüze binerek Bursa’ya doğru yola çıkıyoruz…

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *