İZMİR’DE TARİHİ ASANSÖR

İZMİR’DE TARİHİ ASANSÖR

İzmir’ e gidip te ünlü Tarihi Asansör’ ü görmemek olmaz. Dario Moreno Sokağı’na girdiğinizde tam karşınıza dikiliveriyor. Bu ne ihtişam diyorsunuz. Şehrin dokusunu bozmadan en alttaki ev sırasıyla birkaç kat yukardaki evlerin arasına kurularak mahalle sakinlerinin kolayca inip çıkmalarını sağlamak için inşa edilmiş.
Biraz tarihçesinden söz edersek; Oldukça farklı kültürleri yıllarca başarıyla içinde barındıran İzmir bugün de bu kültürlerin oluşturduğu zenginliğin mirasını hem kendi halkıyla hem de ziyaretçileri ile paylaşmaktadır ki, asansör bu tip miraslara en tipik örneklerden biridir. İzmir halkı içerisinde Musevi vatandaşların özel bir yeri vardır. Kentin her türlü faaliyetinin içinde ön saflarda yer alan Musevi vatandaşlar bir liman ve ticaret kenti İzmir’in ekonomik hayatı içerisinde de önemli bir konumdadır. Birçok aile hala varlığını sürdürmektedir. Asansörün hikayesi de böyle bir aileden başlamaktadır.

Birbiri arasındaki yükseklik farkı nedeni ile yapılan merdivenler ile bağlantısı sağlanan iki caddeyi bağlamak esasına dayalı İzmir Tarihi Asansör inşası 1907 yılında yapılmış bir yapı olduğu söylenmekte. Bugünkü adları ile iki cadde, geçmişte ise sahil boyu ile Halil Rıfat Paşa semti kentin gelişimi esnasında geçmişten gelen fiziksel özellikler nedeni ile birbirinden ayrılmış. Bu ayrılığın giderilmesi ve ulaşım için yapılan merdivenlere İzmir halkı Karataş Merdivenleri adını takmış. Tarihin derinliklerinden gelen taş ocağı kullanımın temel neden olarak görüldüğü bu ayrılığın giderilmesi için yapılan tam 155 basamaklı merdivenleri diğer bir adı, merdivenlerin başladığı noktada oturan ailenin adı ile aynıymış.

Anlatılana göre; Devidas Merdiveni olarak anılmasındaki sebep olan Devidas ailesinin büyüğü, Devidas bir gün merdivenlerden düşerek ayağını kırar. Merdivenlerin indiği noktada ise yine bir başka Musevi Nesim Levi oturmaktadır. Nesim Levi bu olayın akabinde buraya bir asansör yapmayı planlar ve girişimlerine başladıktan bir süre sonra 1907 de inşaat tamamlanır ve iki semt artık kolaylıkla gidip gelinebilen bir duruma gelir. Aralarında 58 metre yükseklik 155 basamak fark olan sahil boyu ve Halil Rıfat Paşa semtleri artık asansörün işlemesiyle rahata kavuşur. Alınan gelir de bölgedeki Musevi hastanesi için kullanılmaya devam eder. 1942 yılında el değiştiren Asansör, bu tarihten sonra özel işletmecilerin elinde çalıştırılır. Bir süre bu şekilde devam eden işletme bazı nedenlerle kapanır.


1985 ve 1993 restorasyonları ve Dario Moreno sokağı takviyesiyle bugünkü halini alan İzmir Tarihi Asansör hem aynı işlevini korumakta hem de seyir terası vasfıyla dikkatleri çekmektedir.
Asansör’ e bindiğinizde Dario Moreno’ dan bize miras kalan “Deniz ve Mehtap” isimli şarkısı kulakları okşamakta. Romantik bir esinti mevcut. Sanırım bu yüzden sevgilisini kapan gelmiş. En üst kata geldiğinizde kapı açılıyor ve sizi kafe ve restoranlara yönlendiriyor. Burada çayınızı kahvenizi içip, yemeğinizi yiyebilirsiniz. Konak’ ta bulunan bu tarihi eser sizi en üst sıradaki evlere de taşımakta. İsterseniz oradan seyahatinize devam edebilir, isterseniz aşağıya yine bu asansörle inip gezinizi sürdürebilirsiniz. Gerçekten İzmir çok güzel. İzmir’ e gelip sadece dolaşıp geçemeyecek kadar dolu bir tarihi var. Müze kenti desek yerinde olur. Birde İzmir’in insanı ne kadar kibar. İzmir’e gelmişsiniz akbil yok, bir otobüse bindiğinizde küçük büyük herkes size yardımcı olmaya çalışıyor. Biletini kullandırıp parasını bile almıyorlar. Bana kartını kullandıran orta okul öğrencisine ücreti zorla verdim. Yol gösteren, tarif eden güzel yürekli insanlar.


Tarihi Asansöre binip en üst kata çıkıp çevreye baktığınızda tüm İzmir’i ayaklarınızın altında görmeniz mümkün. Panoramik bir görüntüyle İzmir manzarası mükemmel
Yol boyunca kitap sahafları görmek mümkün. O kadar güzel bir ambiyans var ki Affan Dede’ye para saymış, yalnız bir çocuğum buralarda. Çünkü çocuk gözlerle inceliyorum her yeri. Neden daha önce gelmedim ki ben İzmir’e? Yalnız, kendinizle baş başa ne güzel bir an… Sadece egoistçe kendinizce paylaştığınız. Ama bu haksızlık gibi gelmiyor, kendime verdiğim bir ödül bu. Kordon boyuna iniyorum, bir kahve içimi mola vermeyi hakkediyorum sanırım. Denizin kokusu burnumda, İzmir’in rüzgârı saçlarımı savuruyor. Her daim kızı deniz; denizi kız kokan İZMİR…

 

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *