İzmir Mask Müzesi

İzmir Mask Müzesi

İzmir’i ilk önce tezimden dolayı ziyaret etmiştim. Sevgili Zühal Yorgancıoğlu yaşadığı yer olan İzmir’e davet etmişti. Konum etnik gelinliklerdi ve bu konuyu Madam Z’den daha iyi bilen olamazdı. Hava alanından alması için şoförünü gönderdiğinden güzel İzmir’i gezme şansım olmamıştı. Kendi kendime ben İzmir’e tekrar ama bu kez taşını toprağını tavaf edeceğim diye söz verdim. Biletimi almadan önce İzmir’in gezilecek her yerini gezmeliyim diye düşündüğümden önce internet sitelerinden İzmir’i araştırma yaptım. Ne çok gezilecek ve görülecek yeri vardı ve ben tek tek dolaşacaktım her yerini…
Nedense İzmir’i hep bir genç kız olarak düşünmüşümdür. Gün boyu Ege de yıkadığı, o ipek saçlarını İzmir’in melteminde kurutan, hiç yaşlanmayan bir kız. Derler ya İzmir’in kızı ve denizi ben ikisini aynı bilirim. İzmir; mağrur, gururlu, güzel kız. Bu yüzden hep söylenildiği gibi İzmir’in kızları çok güzel olur, ben de İzmir sokaklarını arşınlarken eskilerin sözlerini teyit ediyorum içimden.
İzmir’e geldiğimde Sırt Çantam yanımda, içinde yedek giysilerim var. Sabah saatlerinde gelmişim, kahvaltı etmem lazım. “Boyoz” yiyeceğiz anlaşılan, geleneği bozmayan bir yapım vardır. “Kumru” yu sonraya saklayalım. Ben eskiden Kumru denildiği zaman kuşu sandviç yapıyorlar sanıyordum. Gerçeği öğrendiğimde hayal kırıklığına uğramıştım. Salam, sosis vs ince ince kıyıp ekmeğin arasına koyuyorlarmış. E niye kumru deyip iştahını kesiyorsun benim gibi bir hayvan severin? İzmir’in tostu ‘da güzelmiş katılıyorum test edildi, onaylandı.
Bir gün de gezilir mi bu kadar Müze? Yolum ilk Konak Belediyesinin açtığı Alsancak Kıbrıs Şehitleri caddesindeki 1448 sokakta bulunan Mask Müzesi’ne çıktı. Bir yanında Yeşilçam Meyhanesi, diğer yanında Alsancak Meyhanesi’nin arasına konuşlanmış durumda. Levanten kültürüne göre inşa edilen ve Hüseyin İnal Öz tarafından bağışlanan tarihi bina restore edilerek Konak Belediyesi tarafından Türkiye’nin ilk Mask Müzesi olarak 10 Mayıs 2011 tarihinde Alsancak semtinde ziyaretçilere açılmış.
Antik Yunan tiyatrolarında maskların çok kullanıldığı bu geleneğin daha sonra Romalılar döneminde devam ettiğinden bahsediliyor. Günümüzde de tiyatro oyunlarında ve bazı dinsel törenlerde çeşitli maskelerin kullanılmaya devam ettiğinden söz ediliyor.



Katları tek tek dolaşıyorum, her türlü mask var burada, kimi Malezya kültürüne ait kimisi Anadolu ve dünya kültürüne ait 300’ün üzerinde mask bulunuyor.
Bazı masklar önemli kişilerin yüzünden kalıp alınmış olarak hazırlanmış. Hatta bunun nasıl yapıldığını anlatan resimler var. Mesela Aziz Nesin’in ölüm maskı var. Anadolu’da törenlerde hâlâ kullanılan Kalo Gağan ve Kose Geli Mask kostümleri izleyicilere sunulmaktadır. Anadolu maskları, tiyatro maskları, ritüel maskların da sergilendiği müzede, mask atölyesi eğitimi de verilmektedir. Kalo Gağan gerek anlam gerekse özellik bakımından Hızır ve Noel Baba’ya benzer kişiliktir. Yardımsever ve barışçı özellikler taşır. Kalo, ihtiyar erkek anlamına gelmektedir.
Laf aramızda biraz ürkünç masklar da var. Yani gece burada kalsam ruhumu teslim ederim herhalde. Türk Hava yollarıyla geldiğim bu rüya şehirden Ahiret Hava yollarıyla geri dönerdim sanırım. Ne demek ölüden mask almak bırrrr. Düşüncesi bile ürpertici.
Bu geziler sırasında ben kendimle baş başa ruhumun sesini dinlemek istedim ama size bir arkadaşınızla gezmenizi öneririm. En azından alt katta bulunan Kafeterya’ da dinlenip günün anlam ve önemini anlatan sohbetler yapabilirsiniz. Ben tek başına olmayı seviyorum gezi yaparken çünkü yaşadığınız hayatın çok sesliliğinden kaçmışsanız sizde benim gibi başka bir sese tahammül edeceksem o ses; tarihin derinliklerinden gelen sesler, o topraktan çıkan eserin ruhunun akisleri, ruhların ayak tıkırtıları olmalı. Hadi çıkalım off püf sesleri duymak istemem.
Bir de başka insanlarla aynı frekansı yakalamak kolay değil ki. Herkesin yaşantısı, düşüncesi, fikirleri farklı. Kimi tabiatı sever, kimi çağın sırtımıza yüklediği modern hayatı. Yani çocuğunuzla bile çelişiyorsunuz çoğu konuda. Ya da benimkiler muhalif bilemiyorum. Hadi sinemaya gidelim şu filme desem amaç ailecek bir şey paylaşmaksa bir sessizlik olur. İçimden sayarım 1,2,3 diye derken 5 gibi oğlum “ben o filme gitmem” der. Şimdiye kadar sayıda şaşmadım.
maskmuzesi2

İzmir’ de gezilecek yer çok. İzmir’in Alsancak semtinde dolaşıyorum. Yollar, sokaklar çok tanıdık, İstanbul’un tarihi mahallerine benziyor. Daha sonra İzmir’de ziyaret ettiğim diğer yerleri de anlatacağım. Gezi meselesine yeni adım attığımdan nasıl mutluyum ve şaşkınım. Hayatım boyunca bir gezgin olmak istedim. Yeni yerler, yeni kasabalar, yeni insanlar tanıyayım. Yeni ülkeler gezeyim. Coşkun Aral gibi, Tayfun Talipoğlu gibi. Yaşam öyle şaşırtıcı ki gün geldi asla göremem, tanışamam dediğim idolüm, çok sevdiğim, Tayfun Talipoğlu’nu röportaj için aradığımda, şakacı ses tonuyla “ne konuşacağız” dediğinde “Sanat” demiştim. Söyledim bu düşüncemi kendisine “bende sizin hayatınızı yaşamak isterdim, çoğu kişi gibi” dediğimde bana “ben herkese gitmek mi istiyorsun git o zaman yaşamı erteleme” demişti. Bu konuşmadan bir hafta sonra kaybettik kendisini. Ben o’na söz verdiğim gibi yaşamı ertelemeyeceğim. Ne kadar daha ömrüm kaldıysa onu sevdiğim işi yaparak sonlandıracağım. Yaşam o kadar kısa ki, en güzeli bize tabiatın sunduğu bahçede sonsuza kadar öğrenerek gezmek. Gölgesine uzandığın ağacın yüzyıllar boyu hangi kervanı, hangi yolcuyu ve koyunlarını otlatan çobanı, dinginliğiyle avutup kollarıyla sardığını kim bilebilir?

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *