Haydarpaşa’dan Gebze’ye Trenler

Haydarpaşa’dan Gebze’ye Trenler

Trenle yolculuk etmenin bir başkadır tadı. Çok şey anlatır insana demir. Kıvrılan demir rayların üzerinde süzülür tren, içinde düğümleşmiş duygularla. Bazen umut taşır yarınlara, bazen yarım bırakır başlangıçları. Bir istasyonda elleri koynunda kalır sevdaların.
Bir başka istasyonda kavuşur sevdalar. Bir istasyonda alır insanları içine bir başka istasyonda bırakır yalnızlığa.

Haydarpaşa istasyonundan Gebze istikametine giden banliyö trenlerinde yolculuğa çıkarmak istiyorum sizleri. Biraz yorgun olmanız lazım bu yazıyı okurken biraz telaşlı. Ya da mesai bitimlerinin sonlarına doğru okumalısınız daha zevkli olacaktır sizin için

Mesai bitiminde evine ulaşmak için büyük telaş yaşanır, Haydarpaşa istasyonunda. Avrupa yakasından vapurla gelenler bir anda doldurur treni. Bu yüzden Kadıköy’den trene binmek isteyenler ayakta kalmak istemiyorlarsa vapur Haydarpaşa iskelesine yanaşmadan yerlerini almalıdır. Bilet sırasında heyecan doruğa çıkar çünkü tren kalkmak üzeredir. Tren, çalan klâksonun ardından yavaş yavaş hareket etmeye başlar. Bilet kontrol memuru son düdüğü çaldığında hızlı erkekler kapanan kapıların önüne atlarlar. İçerden basılan bütün sayesinde trene binerler. İhtiyarlar, elinde kalabalık eşyası olanlar birde yüksek topuklu ayakkabı giyen bayanlar bir sonraki trene kalırlar. Yada kalmak zorundadırlar

Öttürür düdüğünü görevli Tren aheste aheste hareket eder nazlı bir gelin gibi. Anlamsız kalır başlangıçlar Unutulur geride kalanlar, Haydarpaşa Camii’nin önündeki dilenci, dolmuş duraklarının çıkışındaki simitçi, devlet konservatuarı önündeki çiçekçi satan çingene kızı, Altıyol’daki boğanın duruşu, vitrindeki beyaz gelinlik, çıkışta alınmış sandviçin faturası, işyerinde imzası unutulmuş evrakın akıbeti, aşklar, sevgiler, stresler, güneş, bulut, iskele, istasyon ve…İleride bizi bekleyen çocuklar, yapılacak yemek, paylaşılacak zaman, umutlar yıkanacak bulaşıklar, kapatılacak perde, karanlığı aydınlatacak ışıklar, balkondaki içilecek sohbet çayı.

İşte böyle başlıyor Banliyö treninde bir tren hikayesi. Tren her zamanki bestesini okuyor raylara. Makinist anlıyor onun söylediği türkünün notalarını. Yaşlılar dikiliyor yorulmuş gençlerin başına, Kimi yer veriyor gençlerden, kimi takmıyor bile. Yakınıyor ihtiyarlar “Ah bu gençler bizim zamanımızda böyle mi idi” “Öyle ya” der öteden birisi. Bir başkası karışır söze “ne günlere kaldık”. Düşünmezler hiç bu nesli yetiştirenler onlar. Oturamadıkları koltuğu işgal edenler dünkü hatalarının cezasını çekiyorlar.

-Saygı değer yolcular elimde görmüş olduğunuz bu…  Avrupa’dan ithal edilmiş olup satıldığı yerlerde…verilmektedir, bensize bu ürünü … veriyorum. Almak isteyen, ihtiyacı olanlar temin edebilirler. Böyle başlar tren satıcıları vagonun orta kapısından girerken. Her istasyonda değişir satıcı ve ürün tipi.

-Fıstıklar yimbeşe,

-Buz gibi su

-Maliyetine cüzdan var

Sokak çocukları trenin kapılarında ayakkabı sörfü yaparlar.

Kalabalığı yararak girer hangi tarihte kaldığı belli olmayan şapkasıyla biletçi. Bilet ve paso kontrolleri yapılır.

Her gün duyarsınız bu sözü

-” Biletler, pasolar”

Tagged with:

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *