Hayatınızı Yeşillendirin!

Sürdürülebilir yaşam başlığı altında karbondioksit emisyonlarını azaltma yöntemlerinden alternatif enerji sistemlerine kadar bugüne dek birçok konu hakkında bilgi edinmiş olmamıza rağmen, ülkemizde halen daha büyük eksikliklerin olduğunun eminim hepimiz farkındayız. Küresel ısınmanın birlikte getirdiği sorunlar ülkemizde de etkilerini hissettiğimiz enerji, su, ve atık yönetimi alanlarına yoğunlaşılarak incelenebilir. Bugüne kadar tüm varlığımızın esas başlangıç noktası olan doğayı kurtarmak adına birçok farklı kaynaklardan geniş çapta bilgiler edinmiş olabiliriz. Fakat kişisel çapta bu konuda elimizden geleni yapıyor muyuz?

Hepimizin bildiği gibi, doğada bulunan sera gazları, insanların çeşitli faaliyetleri sonucu ortaya çıkar. Bulunduğumuz ortamları ısıtmak, motorlu taşıtlar kullanmak, ve elektrik üretmek için yaktığımız fosil yakıtlar, katı akıtlar, ağaç ve ağaç ürünleri, atmosfere dahil olan karbondioksit miktarını artırırlar. Hayat stilimizi oluşturan alışkanlıklarımızı doğaya zarar vermeycek şekilde yenilemek ve “yeşil yaşam” anlayışına ayak uydurmak bu konuda atılması gereken ilk adımdır. Günümüzde geniş çapta ve değişik anlamlarla kullanılıyor olsa da, “yeşil yaşam”, düşünce ve hareket tarzımızdan başlayarak, yiyecek, alışveriş ve inşaat alanlarındaki yaklaşımlarımızın incelenmesi ve doğaya en az zarar verecek şekilde düzenlenmesi şeklinde de tanımlanabilir.

Bugüne kadar etrafımızdaki şartlar doğrultusunda belirli bir yaşam tarzını belirlemiş, ve buna uygun alışkanlıklar elde etmiş olabiliriz. Ancak, evrende kalıcı olmayan diğer tüm varlıklar gibi, alışkanlıklarımızı da değiştirmek tamamı ile mümkündür ve bizim elimizdedir! Bu yolda atılacak olan ilk adım bu konu hakkında bilgi edinerek bilinçlenmek, ikinci adım ise hayat tarzımızı yeşil bir yaşam ve çevre duyarlılığı çerçevesinde bir kez daha gözden geçirerek gerekli değişiklikleri yapmak için girişimlerde bulunmaktır. Bugün sizlere bu ilk adımı gerçekleştirmeniz için gerekli olan bilgilerden bahsetmek istiyorum.

Yeşil yaşamın basit gibi görünse de en önemli maddesi yeşil düşünmektir! Peki bu tam olarak ne anlama gelmektedir? Yeşil düşünmek, günlük hayattaki adımlarımızı, çevremize zarar vermeden atacak şekilde ayarlamaya çalışmaktır. “Azalt, yeniden kullan, geri dönüştür” felsefesine uygun olarak, tüketimimizden başlayarak tüm atıklarımızı ve enerji harcamamızı azaltmalı, elimizdeki malzemeleri mümkün oldukça tekrar tekrar kullanmalı ve geri dönüşümünü sağlamalıyız. Örneğin, günlük hayatta kullandığımız kağıt miktarını daha çok e-posta yoluyla haberleşmeyi tercih ederek ve elimize ulaşan tüm dökümanların çıktısını almak yerine bilgisayardan okuyarak azaltabiliriz. Buna rağmen kullanmak zorunda olduğumuz tüm kağıtları da geri dönüştürerek hem işimizi halletmiş olur hem de doğaya zarar vermemiş oluruz.

“Azalt” başlığı altında günlük hayattaki enerji kullanımımızın da gözden geçirilmesi şarttır. Genel olarak elektrik tasarrufu sağlayan ampüller kullanarak ve gün boyunca kullanılmayan veya ihtiyaç duyulmayan ampülleri kapatarak, bulunduğumuz ortamları sürekli elektrik kullanarak aydınlatmak yerine mümkün olduğu kadar doğal ışıklandırmayı tercih ederek, ve soğutucu veya ısıtıcılar çalışırken kapı ve pencereleri kapalı tutarak enerji tasarrufu sağlayabiliriz. Bunlara ek olarak, evlerimiz ve iş yerlerimizdeki tüm elektrikli aletleri satın alırken en az elektrik kullanarak çalışanlara yönelmeli ve gereksiz enerji sarfiyatını önlemek için kullanılmadıklarında tam olarak kapatıldıklarına emin olmalıyız. Ulaşımda da aynı mantığa dayanarak, belirli bir miktar yakıtı en verimli şekilde kullanılan arabaları tercih etmeli ve güneşli bir alana park edilen araçlardan yakıt buharlaşmasının daha hızlı olacağını aklımızda bulundurarak, bu amaç için gölge olan yerleri kullanmalıyız.

Yeşil yaşamın önemli bir parçası olan “yeniden kullanma”, mümkün olan tüm malzemeler için geçerlidir. Plastik kutular içerisinde satılan yiyecekleri tükettikten sonra bu kutuları temizleyip tekrardan başka yiyecekleri saklamak için kullanabiliriz. Evimizde birikmiş olan tüm çeşit kağıtları yukarda bahsettiğimiz gibi ya geri dönüştürebilir ya da ambalaj kağıdı olarak tekrar tekrar kullanabiliriz. Eve gelen zarfların üzerine eski adresi örtecek şekilde yeni bir etiket yapıştırarak bu zarfları tekrardan kullanabilir, evde birikmiş olan plastik çantalarımızı alışverişte yanımızda götürerek onlardan birçok kez faydalanabiliriz.

Elimizdeki tüm malzemeleri ilk kullanımdan sonra çöp olarak doğaya yığmak yerine, yaratıcılığımızı kullanarak bu malzemelerden birçok alanda yararlanabiliriz. Hatta bununla kalmayıp, yeşil hareketin bir parçası olmalı ve bu yöndeki düşüncelerimizi etrafımızdaki insanlarla paylaşmalıyız. Yaşadığımız bölgelerde yeşil yaşama karşı duyarlılık sağlamak ve doğa sevgisini herkese aşılamak için insanların bir araya gelip bu konuda fikir alışverişi yapmasını teşvik etmeliyiz. Sürdürülebilir hayat ve benzeri konularda yazılmış birçok kitap vardır. Her konuda olduğu gibi, bu alanda da eğitimin çok önemli olduğunu unutmamalı, küçük yaştan itibaren tüm çocuklarımızı doğaya karşı olan sorumlulukları hakkında eğitmeli ve her hareketimizle onlara iyi örnek olduğumuzdan emin olmalıyız.

Ancak yeşil yaşam yaklaşımları, sadece günlük hayattaki alışkanlıklarımıza yansıtılacak kadar kısıtlı değil. Ülkemizde turizmden sonra en büyük sektör olan inşaat sektörü de bu alanda incelenmesi gereken bir konudur. Dünyadaki toplam karbondioksit emisyonlarının yaklaşık olarak yüzde altmış (60%)’ından sorumlu tutulan inşaat sektörü tarafından bu duruma çözüm olarak geliştirilmiş olan “yeşil bina” kavramı, doğa ile barışık ve dünyada hızla yayılan bir vizyon olarak nitelendirilmektedir.

Çevre dostu binalar, küresel ısınma, susuzluk, çevre kirliliği, ve doğal kaynakların hızla tüketilmesinden dolayı meydana gelmiş olan zararın bundan sonra mümkün olduğu kadar azaltılması yönünde büyük bir adım olarak görülmektedir. Yapı sektörü içerisinde belli standartlar getirilerek sertifikalanmakta olan yeşil binalar, doğaya saygılı, ekolojik, konforlu, ve enerji tüketimini azaltan yeni bir yönelim ortaya çıkarmıştır. Bu binalar, yer seçimi, tasarım, inovasyon, kullanılan yapı malzemelerinin özellikleri, yapım tekniği ve atık malzemelerinin yeniden kullanımı konularındaki mantıklı ve yenilikçi seçimlerinden dolayı “yeşil” olma ünvanını kazanırlar.

Yeşil mimari, tasarım ve kullanım aşamalarında “temiz enerji” diye adlandırılan güneş enerjisi, rüzgar enerjisi, bio-yakıtlar ve malzemelere büyük önem gösterir. Doğaya uyumlu bir mimari anlayışla tasarlanan bu binalar, bulundukları alanlara değer katmakla kalmayıp, yapım aşamasında doğal çevre tahribatını en aza indirger, temiz teknolojilerin kullanımı ve geliştirilmesine ortam sağlar, ve eskiyen yapılardan ortaya çıkan atık malzemelerin değerlendirilmesine yardımcı olur. Güneş enerjisi ve bununla gelen doğal ışıklandırmadan yararlanmanın yanında, yeşil çatı uygulaması sayesinde arındırılan yağmur sularının kullanımı ile kanalizasyon sisteminin yükü azaltılır. Bunlara ek olarak, enerji tasaruffu sağlamak amacı ile düzenlenmiş olan izolasyon sistemleri ile ısıtma-soğutma maliyetlerinin ve karbonsioksit salınımlarının azalması mümkün kılınır.

Doğal çevre ile uyumlu bir yapılanmayı sağlamak için, BREEAM (Bina Araştırma Kuruluşu Çevresel Değerlendirme Metodu) ve LEED (Enerji ve Çevre Dostu Tasarımda Liderlik) gibi yeşil bina standartları kullanılmaktadır. Esas amacı binaların çevresel performansları için doğru kriterleri belirlemek olan BREEAM Çevresel Değerlendirme Metodu’nun ana hedefi tarasrımcıları çevresel konulara karşı daha duyarlı hale getirmektir. Bunu sağlamak için, ürün geliştiricilerin, tasarımcıların ve kullanıcıların çevreyle dost binaları tercih ve talep etmeleri ve bu yönde bir piyasa oluşmasının sağlanması; toplum genelinde binaların küresel ısınma, asit yağmurları, ve ozon tabakasındaki incelme üzerindeki büyük etkisi konusunda farkındalığının yükseltilmesi; binaların çevreye olan uzun vadeli etkilerinin en aza indirilmesi; gün geçtikçe azalan su ve fosil yakıtlar gibi kaynakların kullanımının azaltılması; ve bina içerisindeki ortamın kalitesini ve kullanıcılara sunduğu konforunun artırılması teşvik edilmektedir.

Binalarda çevre dostu ve enerji tasarrufu yapan uygulamaları desteklemek amaçlı sertifika veren bir diğer kuruluş olan LEED, tasarlanan bir projeye, “sürdürülebilir araziler”, “su kullanımında etkinlik”, “enerji ve atmosfer”, “malzeme ve kaynaklar”, “iç hava kalitesi”, ve “inovasyon ve tasarım” olmak üzere 6 alanda puan verir. Değerlendirmeden geçen binalar, puanlama neticesine göre “sertifika”, “gümüş”, “altın”, ve “platin” şeklinde isimlendirilen 4 ayrı seviyede sertifika alabilirler. Enerji ve su kullanımında yeşil olmayanlara kıyasla yüzde elli (50%)’ye varan oranlarda tasarruf sağlayan yeşil binalar için standartlaşma ve sertifika çalışmaları yapan kurumların oluşması ile sertifika çalışmaları başlamıştır. Bu alanda belirli bir seviyeye ulaştığı için sertifikalandırılmış binalar yeşil bina ünvanı ile prestij kazanmakla kalmamış, aynı zamanda satış ve kira değerleri de artmıştır.

Estetik olarak daha çekici ve sağlıklı bir ortam sağlayan, doğayla uyumlu yeşil binaların uygulama özellikleri arasında etkili yalıtım sistemleri ile enerji tasarrufunun sağlanması, ses ve ısı yalıtımının oluşturulması, az su tüketen bitki ve ağaçlar ile peyzaj düzenlemesi, atık malzemelerden dönüştürülerek üretilen yapı malzemelerinin kullanılması, harekete duyarlı sensörlerle havalandırma ve ışıklandırma yapılması, ve binanın kendi elektriğini üreten sistemlerin kurulması gibi yöntemler gelmektedir. En başlardaki yapı maliyetlerinin yüzde beş ile on (5-10%) arasında artırdığı tahmin edilen yeşil binaların, enerji kullanımında sağladığı büyük tasarruflar ve uzun dönemdeki işletme maliyetinin düşük olması neticesinde kârlı bir yatırım olduğu kaçınılmaz bir gerçektir! Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi, ülkemizde yeni yapılacak konut, işyerleri ve fabrika binaları için böylesi zorunluluklar getirildiği ölçüde yeşil bina sektörü de ciddi bir gelişme potansiyeli gösterebilir.

Günün sonunda, yaşadığımız hayat bizim. Ama etkileri biz orda olmasak da devam edecek olan aktivitelerimizden oluştuğu için bilinçlenme şart. Hayat elimizden akıp giderken, kişisel anlamda ve toplum olarak hepimizin mutluluğunu artıran aktivitelerde bulunmak, çevremizle ilgili daha bilinçli ve doğru kararlar vermemizi sağlamakla kalmaz, yaşam standartlarımızı artırır. Hem dünyada hem ülkemizde sürdürülebilir yaşam felsefesi ve benzeri alanlar için çalışan, öğrenen, üreten yüzlerce insan ve birçok organizasyon var. Kendi fikirlerimizi paylaşmaktan korkmayalım. Hayatımızı bir adım ileriye götürmek, hayallerimizi gerçekleştirmek düşündüğümüz kadar zor değil. Yeter ki vaktimizi ve enerjimizi doğru yolda, anlamlı amaçlar uğruna harcayalım.

Çise Ünlüer

ciseunluer@hotmail.com

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 Comment

  1. rent a car ankara 24 Aralık 2012 at 17:40

    Bizden sonraki çocuklarımıza daha iyi bir dünya bırakmak zorundayız. Onlarında güzel bir dünyada yaşamaya bizim kadar hakları var. Daha bilinçli bir toplum olmak zorundayız. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *