Hayatı Hata(y) ile BirleşŸtirmek

hatay_tepeden.pngAHMET ö–ZDEMİR Hayatıma yenilikler katmak gördüklerime bir yenisini daha eklemek için grup arkadaşŸlarım ile bir pazar sabahında düşŸtük yollara€¦

Uykulu gözlerin verdiğŸi yorgunluk ile bindiğŸimiz aracımızın sabah kahvaltısı için vereceğŸimiz mola yerini geçmesini ancak 6 km sonra fark ettik. İyi ki de etmişŸiz.

İslö¢hiye sınırlarını geçip Hatay€™ın Akbez Beldesi€™nde aracımız sabah kahvaltısı için zorunlu mola verdi. Bu şŸirin beldede küçük bir çay ocağŸının önünde ekmek-peynir arası güzel bir kahvaltıdan sonra ilk ziyaretimiz gezi programımızın içinde yer alan Kırıkhan yakınlarındaki Beyaz-ı Bestam-i Hazretleri€™nin türbesi oldu. Kalabalık ve ihtişŸamlı bir ortamda yaptığŸımız ziyarettin anlamı benim açımdan önemliydi.

Keza Hatay€™a bundan önce iki kez gitmeme rağŸmen bu mübarek zatın türbesini göremediğŸim gibi şŸirin kentimizin diğŸer tarihi ve turistik mekö¢nlarını da görme şŸansım olmamışŸtı.

Bu ilk ziyaretin arkasında belediye hizmetlerinden geri kalmışŸ, Asi Nehri€™nin bile kentte kafa tuttuğŸu bir görüntünün gölgesinden geçerek şŸehrin diğŸer ucundaki turistik mekan Harbiye€™ye gittik.

Haa€¦Burada Asi nehri derken bizim Gaziantep€™te kenti tam ortasında geçen ve kirliliğŸi ile Anteplilerin dillerine destan olan €œBoklu Alleben Deresi€ne atıfta bulunmadan geçmek olmazdı.

Nasıl ki bizim Alleben Deresi kentin diline adeta destan olmuşŸsa, Asi Nehri€™de Hatay€™da kirliliğŸi ve bakımsızlığŸı ile gelenleri ve Hataylıları şŸaşŸırtmaya devam ediyor. Ne diyelim bu da artık Hatay Belediyesi€™nin bir vazifesizliğŸi mi yoksa vazifesi mi bilemiyoruz.

Evet, tekrar Harbiye€™ye gidecek olursak. MuhteşŸem bir atmosferi olan bu mekö¢n, uzun ağŸaçların gölgelerini ışŸıl ışŸıl akan serin suları ile birleşŸince ortaya insanı rahatlatıcı bir mekö¢n çıkıyor. İnsanın burada oturup bir çay içmemesi için ancak deli olması gerekir diye düşŸündüm birden. Tabi bu düşŸünceye beni iten en doğŸal şŸey ise ışŸıl ışŸıl akan şŸelalenin içine ayakların salarak oturup muhabbet ederek çaylarını yudumlayan insanlardı€¦

Ancak ne var ki bu güzel ortamda bir yorgunluk çay içmek için belki on tane mekö¢n gezmemiz rağŸmen bir türlü müsait bir yer bulamadık. GittiğŸimiz her mekö¢n suyu ve yeşŸil alanı ile mükemmel bir yer olduğŸunu göstermesine rağŸmen işŸletmecilerin raflarındaki rakı şŸişŸeleri bizi şŸoke uğŸrattı.  

MEşžHUR DEFNE VEYA HARİBYE 

Diller destan olan meşŸhur Defne ve Apollon hikö¢yesi bugünkü adıyla ortaya bir Harbiye€™yi çıkarmaktadır. Hatta adına sabunu yapılan meşŸhur Defne Sabun€™u da buradan gelmektedir.Hikö¢ye anlatılanlara göre şŸöyle yaşŸanmışŸtır: Zeus€™un oğŸlu IşŸık Tanrısı Apollon, ırmak kenarında genç ve güzel bir kız görür. Bu eşŸsiz güzelin adı Defne€™dir. Apollon€™un içinde arzular uyandırır. Onunla konuşŸmak ister. Fakat Defne, IşŸık Tanrısı€™nın içinden geçenleri anlamışŸtır. Kaçmaya başŸlar. O kaçar, Apollon kovalar. ևapkın Tanrı bir taraftan €œKaçma seni seviyorum€ diye bağŸırır. Defne ise Tanrılarla sevişŸen kadınların başŸlarına neler geldiğŸini bildiğŸi için korkuya kapılır ve kaçmaya devam eder. Apollon€™a ise, bu güzel periyi mutlaka yakalamak istemektedir. Aralarındaki mesafe gittikçe kısalır ve bir an gelir ki Defne, Apollon€™un sıcak nefesini saçlarının arasında duyar. Artık kurtuluşŸ imkö¢nı kalmadığŸını anlayan Defne, birden durur ve ayağŸı ile toprağŸı kazıyarak şŸöyle bağŸırır: -€œEy toprak ana, beni ört, beni sakla, beni koru.€  

Bu içten yalvarışŸ üzerine Defne organlarının ağŸırlaşŸtığŸını, odunlaşŸtığŸını hisseder. Olgun göğŸsünü gri bir kabuk kaplar, kokulu saçları yapraklara dönüşŸür, kolları dallar halinde uzar, körpe ayakları kök olup toprağŸın derinliklerine dalar, bir defne ağŸacı oluverir.  

Bu manzara karşŸısında şŸaşŸıran Apollon, Defne€™nin ağŸaç oluşŸunu hayret ve üzüntü ile seyreder. Sonra da sarılır ve sert kabukları altında hala çarpmakta olan kalbinin sesini duyar ve şŸöyle seslenir: -€œDefne, bundan sonra sen, Apollon€™un kutsal ağŸacı olacaksın. O solmayan ve dökülmeyen yaprakların, başŸımın çelengi olacak. DeğŸerli kahramanlar, savaşŸlarda zafere ulaşŸanlar, hep senin yapraklarınla alınlarını süsleyecekler. şžarkılarda, şŸiirlerde adımız yanyana geçecek. Bu tatlı sözler üzerine Defne, dallarını eğŸerek Apollon€™u saygı ile selamlar. İşŸte bu öykünün geçtiğŸi yer bugünkü Harbiye€™dir. Apallon teessür ve heyecan içinde o ağŸacı amblem olarak aldı ve parlak yapraklarından başŸına bir taç yaptı. İşŸte o zamandan beri şŸiir ve silah zaferi Defne dalı ile ödüllendirilir ve Defne€™nin gözyaşŸları bugün hala Harbiye€™de şŸelaleler meydana getiriyor.Biz de tüm bu olumsuzluklara rağŸmen grup arkadaşŸların çay içme isteğŸini bir türlü yerine getiremeden bu güzel mekö¢ndan ayrılmak durumunda kaldık.  

BAşžI KESİLEN HABİB-İ NECCAR PUTPERESTLERE KARşžI 

ö–ğŸle vakti olduğŸu için ve daha önceden ayarlanan Hatay€™in önde gelen Zengi Koleji€™nde beklentilerimizin üzerinde bir yemek yedikten sonra soluğŸu Habib-i Neccar Hazretleri€™nin ve Hz. İsa€™nın Havarileri€™nin mezarı olan camii aldık. Anlatılanlara ve camideki yazılanlara göre Habib-i Neccar Efsanesi şŸöyle yaşŸanmışŸtır:  Habib-i Neccar, MS. 40€™lı yıllarda Antakya€™da yaşŸamışŸtır. Roma döneminde Antakya halkı putperest olduğŸu için, Cenab-ı Hak, Hz. İsa ‘ya Antakya halkı için iki Resul göndermesini emreder. Hz. İsa Antakya halkı için iki Resul, daha sonrada bir Resul daha gönderir. Resullerin halkı irşŸada devam etmesine ilk inanan Habib-i Neccar olur. Antakyalılar bu olaya inanmayarak, Resulleri taşŸlayarak öldürmeye karar verirler. Habib-i Neccar uzaklardan koşŸup gelerek, Resullerin doğŸru söylediklerini ve onlara inanmaları gerektiğŸini söyler. Burada bulunan putperestler Habib-i Neccar ‘a €œBunlar seni kandırmışŸlar, ya eski dinine dönersin ya da ölürsün€ şŸeklinde tehdide başŸlarlar. Bu müritler dediklerini yaparak. Habib-i Neccar€™ı öldürürler. Ancak, Habib-i Neccar€™ın şŸehit edilmesi ile ilgili Hatay€™da birçok rivayetler vardır. Bunların en yaygın olanı ve halkın anlattığŸı olay şŸöyledir: Habib-i Neccar€™ın başŸı Silpiyus dağŸında kesilir. Vücuttan ayrılan başŸ, yuvarlanarak bugün cami ve türbesi bulunan yere gelir. (Bugün vücudu şŸehit edildiğŸi mağŸarada başŸı ise caminin yanında bulunan türbede olduğŸu söylenmektedir.)BaşŸka bir rivayete göre de Habib-i Neccar kopan başŸını koltuğŸu arasına almışŸ, Kur’an€™dan ayetler okuyarak bir süre dolaşŸmışŸ ve bugün türbesi bulunan yere kadar gelerek, buraya düşŸmüşŸtür. hatay.jpg

ST. PİERRE KİLİSESİ€™NDEN MAHRUM KALDIK 

Bu şŸirin kentin medeniyetler eşŸiğŸinin öncü ayaklarından birisi olan St. Pierre Kilisesi€™ni ise yakından görme şŸansımız olmadı ne yazık ki.

Bizim gezimizden bir hafta önce Kilis€™de tadilat çalışŸması yapılırken 50 metre yükseklikten düşŸerek hayatını kaybeden bir insanın acıları ile ziyarete kapatılan Kilise€™yi ancak kapı kapıların arasında görebildik.

Hatay€™ın kuzeyinde ve kentin çıkışŸında olan St. Pierre Kilisesi yüksek bir dağŸın eteğŸine kurulmuşŸ mağŸaraların içinde yer alıyor. İçini detaylı şŸekilde göremediğŸimiz ancak etrafındaki mağŸaraları ve dönemin Müslümanları tarafında mağŸaradan kaçmak için açılan delikleri gördük.

Bu gezinin son durağŸında güneşŸin artık yavaşŸ yavaşŸ tepelerin arkasında gitmeye hazırlandığŸı bir vakitte bizde tekrar Gaziantep€™e dönmek için son hazırlıklarımızı yaptık.

Ve böylece daha önce görevim için iki defa gittiğŸim Hatay€™da bir Hatay(ı) anlamlı ziyaretler ve güzelliklerle birleşŸtirmişŸ oldum.




About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *