Hasankeyf’i Kurtarıyoruz

Hasankeyf’i Kurtarıyoruz

Ilısu Barajı, 10 bin yıllık Hasankeyf’i sular altında bırakacaktı. Projeye finansman sağlayan Almanya, Avusturya ve İsviçre yıllarca Türkiye’ye, “Bu tarihi zenginliği korumazsanız krediyi unutun” diye uyardı. Ancak önlemler alınmayınca, dün 3 ülke de projeden çekildi.

 

Dört yıl sonra tamamlandığında Türkiye’nin ikinci büyük barajı olması beklenen ve Cumhuriyet tarihinin en büyük hidroelektrik santrali projesi olarak nitelendirilen Ilısu Barajı projesi dün tehlikeye girdi. 2 milyar euro’luk projeye 1.2 milyar euro kredi garantisi vermesi planlanan İsviçre, Almanya ve Avusturya devlet ihracat sigortası şirketleri, “Türkiye’nin çevresel koşulları yerine getirmediği” gerekçesiyle projeden çekildi. Projenin start aldığı 2006’dan bu yana Türkiye’yi tarihi ve çevresel sorumluluklarını yerine getirmesi konusunda uyaran bu üç hükümetin yetkililerinden ilk ciddi uyarı 2008 Mayıs’ında Alman, İsviçreli ve Avusturyalı bakanlardan geldi. Bakanlar, Türkiye’nin sosyal, ekonomik ve çevresel koşullarına uymazsa krediden destek çekeceklerini açıkladı.

Siyasi sorun haline geldi

Olay bu ülkelerde siyasi mesele haline bile geldi. Avusturya’da muhalafet de hükümete Türkiye’ye verilen desteğin çekilmesi için büyük baskı yaptı. Muhalefetteki Sosyal Demokrat Parti ve Yeşiller, “Bu tarih ve çevre katliamına Avusturya ortak olmamalı” diyerek projeden çekilmeyi talep etti. Kredi garantisi veren Alman Euler Hermes Kreditversicherung, Avusturyalı Oesterreichische Kontrollbank ve İsviçre merkezli Schweizerische Exportrisikoversicherung Türk yetkililerin ayak diremesi üzerine geçen Aralık’ta projedeki tüm şirketlere, “180 gün durdurma talimatı” vermişti. Bu nedenle yıl başından beri baraj inşaatı emekleme sürecindeydi. Dün bu 3 ülkeden beklenen açıklama geldi ve “Şartlarımız sağlanmadı, projeden çekiliyoruz” dendi.

Türkiye: Devam edeceğiz

14 Ağustos 2007’de Türkiye’ye 153 maddelik bir şartname verilmişti. Bu şartname kredinin çevresel, sosyal, ekonomik ve sosyal koşullarını içeriyor ve Türkiye’nin yerine getirmemesi durumunda kredinin onaylanmayacağı belirtiliyordu. Türk hükümetinin bu koşulları yerine getirmesinin denetlenmesi için Dünya Bankası çalışanları, akademisyenler ve danışmanlardan oluşan bir uzmanlar komisyonu da oluşturuldu. İşte bu komisyonlar anlaşmanın imzalanmasının ardından defalarca yayınladıkları raporlarda kredi koşullarının sağlanmadığını belirterek Türkiye’yi uyarmıştı. Türkiye Çevre ve Orman Bakanlığı, dün yabancı kredi kuruluşlarının projeden çekilmesinin ardından bunun “siyasi bir karar” olduğunu belirterek barajın Türkiye tarafından özkaynaklarla inşa edilmesi konusundaki kararlılığın devam ettiğini vurguladı. Alman Yeşiller Partisi ise, Türkiye’nin barajın yapımında ısrarlı olmasının endişe verici olduğunu belirtti.

35 koşulun hiçbiri sağlanmadı

Kredİ anlaşmasının imzalanmasının ardından geçen sürede Türkiye’nin üzerine düşenleri yapmadığı sayısız raporlarla ortaya kondu.

Buna göre,

Çevre başlığında yer alan 35 koşuldan 26’sı konusunda hiçbir adım atılmadı. 4’ü hakkında hiçbir bilgi yok. Sadece 5 başlıkta kısmen gelişme kaydedildi.

İnşaatın başlamasından önce bölgede canlı yaşamı ve türleri konusunda yapılması gereken çalışmaya başlanmadı.

Proje sırasında yürütülmesi gereken çevre yönetim planı hazırlanmadı.

Sular altında kalacak olan tarihi eserlerin güvenli bölgelere nasıl taşınacağı konusunda plan hazır değil.

Evlerinden olacak 50 binin üzerindeki insana verilecek olan tazminat miktarları çok düşük tutuldu. Bazı köylüler devlete dava açarken, bazıları ise bu duruma tepki olarak projeye kredi garantisi veren ülkelere sığınma başvurusunda bulundu.

ÇEVRE VE ORMAN BAKANI EROĞLU: BAKANLIĞIMIZIN ILISU BARAJI’NI YAPMAK İÇİN HERHANGİ BİR DESTEĞE İHTİYACI YOKTUR

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, bakanlığın Ilısu Barajı’nı yapmak için herhangi bir desteğe ihtiyacı olmadığını belirterek, ”Bazı kişiler, Hasankeyf’in yok olacağı iddiasını yaymaktadır. Hasankeyf, bu proje sayesinde muhteşem bir cazibe merkezi olacaktır. Hasankeyf bazılarının dilindedir. Bizim dilimizde değil, kalbimizdedir” dedi.

Eroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hangi şart altında olursa olsun Ilısu Barajı’nın tamamlanacağını söyledi.

Ilısu Projesi kanalıyla bölgedeki vatandaşların hayat standardının yükseltilmesi sağlanarak, o bölgedeki binlerce insana iş imkanı ve aş temin edileceğini belirten Eroğlu, ”İtirazlar, Hasankeyf hususunda odaklanmaktadır. Halbuki, Hasankeyf’in kurtuluşu için Ilısu Projesi bir fırsattır” dedi.

”Projeye karşı çıkanların bütün Hasankeyf’in sular altında kalacağı yalanını ortaya attıklarını” ifade eden Eroğlu, ”Halbuki Hasankeyf’teki en mühim tarihi ve kültür varlıklarına sahip olan yukarı şehir sular altında kalmayacaktır. Sular altında kalan aşağı şehirdir. Zaten orada bir takım iptidai yapılar mevcuttur” diye konuştu.

Hükümetin alt yapısı dahi olmayan bu yapılar yerine yine o civardaki bir alana muhteşem bir Hasankeyf inşa edeceğini vurgulayan Eroğlu, bütün tarihi eserler ve kültür varlıklarının korunacağını vurguladı. Bu amaçla, 125 milyon TL’lik özel ödenek ayrıldığını anlatan Eroğlu, şöyle devam etti:

”Bazı kişiler, Hasankeyf’in yok olacağı iddiasını yaymaktadır. Hasankeyf, bu proje sayesinde muhteşem bir cazibe merkezi olacaktır. Hasankeyf bazılarının dilindedir. Bizim dilimizde değil, kalbimizdedir. Dolayısıyla, bu konuda yapılan itirazlar kültürel varlıkların tahribi ve yok edilmesi yönünde olup, bu proje ile bu değerler gün yüzüne çıkartılarak, kültürümüze kazandırılacak ve tarihe ışık tutacaktır. Kredi sözleşmesinin iptal kararının ilmi, teknik bir yönü yoktur. Bu kesinlikle siyasi bir karardır. Çünkü Türkiye’nin geleceği aydınlıktır. Türkiye şu anda bölgesinde büyük bir güçtür. Bundan bazı ülkelerin rahatsız olması gayet tabiidir.

Netice olarak, Türkiye Cumhuriyeti, Ilısu Projesi’ni yapacak güçtedir. Bakanlığımızın Ilısu Barajı’nı yapmak için herhangi bir desteğe ihtiyacı yoktur. DSİ, bunun gibi yüzlerce barajı tamamlayarak, milletimizin hizmetine sunmuştur. Bu baraj da en güzel şekilde yapılacaktır.”

İngilizler çekilip karşı kampanya başlatmıştı

İngİlİz hükümeti Ilısu projesinin finansmanı konusunda 2000’lerin başında Türkiye ile yakın ilişki içindeydi. Ancak dönemin Endüstri ve Ticaret Bakanı Stephen Byers’ın hazırladığı rapor, rüzgarı tersine çevirdi. Raporda projenin uluslararası standartlardan uzak olduğu, 183 köyün sular altında kalacağı, onbinlerce kişinin hayatının olumsuz etkileneceği, çevre ve tarihsel sonuçlarının da felaket boyutunda olacağı belirtilince Blair hükümeti kredi garantisi vermekten vazgeçti. Barajın inşaatı için 400 milyon dolarlık anlaşma yapan Balfour Beatty adlı İngiliz firması da çekilmek zorunda kaldı. Aynı tarihlerde Skanska adlı İsveçli inşaat firması da kendi hükümetinden destek alamadığı için projeden çekildi. Baraj inşaatı için Siemens’in Avusturya merkezli alt kuruluşlarından VA Tech ile anlaşılmasının ardından İngiliz çevre örgütleri de projenin iptali için dünya çapında kampanya başlattı. Son olarak bağımsız uzmanlardan oluşan bir heyet, 1.2 milyar euro’luk kredinin 153 koşulunu yetersiz kalmakla eleştiren bir rapor kaleme aldı. Alman ve Avusturyalı çevreciler, “Stop Ilısu” adında bir kampanya başlattı. Türkiye’de ise Hasankeyf girişimi adı altında bir kampanya yürütülüyor.

TARKAN BESTE YAPMIŞTI

Çevreciler, doğa dernekleri ve sanatçılardan büyük tepki toplayan Ilısu Barajı için megastar Tarkan da bir beste yapmıştı. Doğa Derneği’nin Hasankeyf ofisinin açılışına katılan Tarkan, bölgenin dünya kültür ve doğa mirası olarak tanınması için de çeşitli girişimlerde bulunmuştu. 

AA-Vatan

 

 

 

Tagged with:

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *