GÜNEY AFRİKA GEZİSİ II

GÜNEY AFRİKA GEZİSİ II

NECMİ TORAMAN  6. GÜN: 31 OCAK 2006 salı ( DAR ES SALAAM )  Köyden ayrılmak için,köyün dışŸından kalkan minibüs kalkışŸ noktasına gittim. Bir tane hazır bekliyor. Mavine şŸoför yanı,ön tarafa 2 kişŸilik fiyat vererek – 2 dolar –  oturmak istediğŸimi söyledim.10 dk. sonra dolmuşŸ hareket edip köyün deniz sahili bir yerine geldi.Sabah balıktan

dönen balıkçılar, yer yer balıklarını istif etmişŸler. Bol sinek ve koku. Bizim dolmuşŸun tepesine,kılıç balıkları,köpekbalığŸı yavruları ve bir sürü ton balığŸı istiflediler.

Döndük aynı yere, meydana. Meydanda da, ha babam de babam derken,  gecikmeli olarak tam bir balık istifi hareket ettik.

Ben değŸil saat 10:00 da ki feribota,akşŸama belki. 15 dk. bir durup, balık indirip yük alıp,yolcu indi bindi yapıyoruz.

Ama meşŸhur laf ” Hakuna Matat”  aklıma geliyor. Beyaz adama söylenen laf – sorun yok – demek.

Saat 10:30 gibi iskeleye vardım. 13:00 deki hızlı feribota bilet alıp sahildeki eski kalenin oraya vakit geçirmeye gittim.

Tabi ki zaman satıcı ve taksicilerle boğŸuşŸarak geçiyor. Hele bir Tanzanya milli forması satan bir çocuk vardı ki, Almamakla sanki milli takıma

küfür etmişŸ oldum, yanımdan öyle bir tavırla ayrıldı.

Döndüm iskeleye. Sahildeki, feribot bekleme yerinde, derme çatma banklardan birine oturdum.Açıkta lüx bir yolcu gemisi demirli.

Bir süre sonra,2 minibüs geldi. İçinden görevli adamlar inip iskeleye masa sandalye tente kurdular.SoğŸuk sıcak içecek büfesi kurdular.

Biraz sonra ara ara minibüsler gelmeye başŸladı. YaşŸları 80- 90 arası zar zor yürüyen yaşŸlılar inmeye başŸladı. Kurulan teşŸkilat bu lüx geminin

yolcuları içinmişŸ. Koruma görevlileri ve diğŸer görevliler itina ile yaşŸlılara ikram etmeye başŸladılar. Belki ide son yolculuk gezileri.

UyumuşŸum. Serin ve sallantı uyutmuşŸ. Geldim ilk kaldığŸım otele. Aldım odayı koydum çantayı. DoğŸru garaja. Ulan aynı bizim eski topkapı

garajı. 4kişŸi 4 yöne çekişŸtiriyorlar. Gitmiyorum,birine bakmaya geldim,geziyorum,yeni geldim. Dinleyen yok. YanlışŸlıkla birine sorayım dedim. Dört yana çekişŸtiriyorlar. Dört ayrı yönü gösteriyorlar. Durun dedim kendimi dışŸarı attım.

KalabalığŸın arasında otogar görevlisi gözüme ilişŸti.  Sordum. Nah koca tabela. Hay Allah nasıl görmedim. Aldım bileti. Yarın sabah 09:30 da.

Saat kulesinin oraya geri geldim. şžehir merkezi kalabalık ve biraz karmaşŸa hakim. şžehrin ara sokaklarını,caddelerini turlayıp bir sokak

kafesinde mola verdim. Yani pek sıcak bir şŸehir değŸil. Açıkça; fakirlik ve eski sömürgeden çıkmışŸ alt yapısı olmayan bir şŸehir.

Jim hill diye bir alışŸverişŸ merkezinden su ,meyve, bisküvi alıp, İstanbulla haberleşŸmek için  internet kafeye girdim.

Bir çıktım hava kararmışŸ. Hiç sağŸa sola bakmadan doğŸru otele koşŸtum.

7. GÜN: 01 şžUBAT  2006 çarşŸamba  ( MOSHİ – KLİMANJARO DAğžI)

Otobüs iyi, otogara da rahat geldim.

AkşŸam üzeri 18:00 gibi moshi’ye vardım.Hava kapalı. DağŸı sordum, gözükmüyor. Yarın sabah erken kalkarsan görebilirsin dediler.

Otogarın karşŸısında dağŸı gören bir odaya yerleşŸtim.

Sabahtan beri vücudum yanıyor. AteşŸ gibiyim. Bazen soğŸuk soğŸuk terliyorum. Halsizlikte var.

KaldığŸım otelin 3-4 bine yanında.başŸka bir otelin terasına gidip bira söyledim.Bira markası “Klimanjaro”.

Biraz sonra azda olsa dağŸın zirvesi gözüktü. Ama tamamı değŸil. BaşŸım ağŸrımaya başŸladı. Otele dönüp bir ağŸrı kesici içip yatağŸa uzandım.

Gece saat 01:30 gibi uyandım. Acayip terlemişŸim. Yatak sırılsıklam olmuşŸ ve üşŸüyorum.Üzerime tişŸört giyip tekrar yattım.

8. GÜN: 02 şžUBAT  2006 perşŸembe  ( ARUSHA)

Sabah güneşŸ doğŸana yakın uyandım. DağŸ karlı zirvesiyle olduğŸu gibi karşŸımda. Bir kaç fotoğŸraf çektim.

AteşŸim düşŸmüşŸ.HalsizliğŸim kalmamışŸ. İnşŸallah mikrop değŸil, üşŸütmedir.

Garaja gidip,Arusha dolmuşŸuna bindim.Yol 65 km. , 1,5 saatten fazla sürdü. İndim ve hemen gözüme ilişŸen 1 – 2 safari şŸirketine girdim.

Grup yok dediler. DiğŸer bir acente 1.100 dolar fiyat verdi. KaramsarlığŸa kapıldım. Bir otel bulup çantayı bırakıp tekrar dolaşŸmaya başŸladım.

Günlük 120 – 150 dolar arası fiyat veriyorlar. Ben 90 dolar diye düşŸünmüşŸtüm. Canım sıkkın dolaşŸıyorum. Her zaman ki gibi peşŸimde bir siyah

genç benle beraber. Zaten her beyazın peşŸinde bir siyah var.

Adam 4 günlüğŸe 520 dolar fiyat veriyor. Yarına varmışŸ, falan filan. Ben yok deyip başŸımdan savmaya çalışŸıyorum. Yok peşŸimde. Ulan dur

zaten moralim düşŸtü. Bırak gezeyim.

Sonunda pes edip bir gidip bakayım dedim. ֖nce pazarlık ettim. 380 dolara tamam dedi. Hadi gel ofise gidelim dedi. Bindirdi beni bir taksiye,

şŸehrin yeni kısmında bir yere ofise geldik. şžirket yetkilisi diretiyor, 420 dolar diye. Ulan getirenler 380 diyip ofise soktular. Tabi bunlar yakacı

onun değŸil adamın dediğŸi olacaka. 3kişŸi safarideymişŸ. Bu gruba dahil olup sen de safariye katılacaksın. Yarına falan grup yok.Beklemen gerekir

diyince  tamam tamam  dedim ve kabul ettim.

Serengeti-Ngorongoro 3 gece 4 gün. Bu gece bizden. Seni kamp alanında yatıracağŸız. Yarın safariye dahil edeceğŸiz. Peki ben gidip çantayı

alıp geleyim size parayı ödeyeyim dedim. Adam , dur bizim araba ile gidin  ve otele de tur dönüşŸü kalacağŸını söyleyip dönüşŸte kalırsın paran

yanmaz dedi.Aldık çantaya geldik ofise.

1,5 saat sonra bir genç cocukla birlikte bir taksi dolmuşŸa bindik. Kamp yerine gidiyoruz.

Taksi şŸoförü yerli masai köylüsü. Taksi dolmuşŸçuluk yapıyor. Köyü bırakmışŸ  dolmuşŸçuluk yapıyor. Ara sıra şŸarkı mırıldanıyor ve tam gaz gidiyor.

Yoldaki masai çobanlarına da ara sıra korna çalıyor.

Grubun geleceğŸi yere, köye geldik. 1 gün önce başŸlamışŸlar ve göl turundan gelip burada yatacak safariye devam edecekler.

Bende beklemeye başŸladım. AkşŸam üzeri geldiler.Siyah bir şŸoför-kaptan ve 3 bayan.Rehberin adı John. 2 Hongkong lu ve 1 İsviçreli

bayan. İsviçreli hoşŸ biri. TanışŸtık ve akşŸam yemeğŸine geçtik. Harika bir çorba ve sebze yemeğŸi,biftek. Midem bayram etti.

Biraz sohbet ettik. Daha doğŸrusu onlar etti ben anladığŸım kadarıyla katıldım. Ulan hiç biri Türkiye’nin yerini bilmiyor.

John biraz geveze. Bana da sen hiç konuşŸmuyorsun dedi. Normalde zaten fazla konuşŸmam. Birde güzel İngilizcimle konuşŸacağŸım.

Saat 21:00 gibi çadırlara çekildik. Bir bahçe içinde yan yana çadırlar kurulu. Küçük tek kişŸilik bir çadır. Ayakları uzatınca dışŸarı çıkacak gibi.

Uykumu tulumu verdiler. Ama hiç niyetim yok,torbanın içinde uyumaya.

Bir sağŸa bir sola döndüm uyku gelmiyor. Zaten bir horlamaya başŸlarsam yan çadırla kimse kalmayacak sanırım….

Dar da 2. gece kapım tıklanmışŸtı. Uyku ve korku ile adaman ne dediğŸini anlamamışŸtım. Horlama sesimi, herhalde beni boğŸazlıyorlar sanmışŸtır.

9. GÜN: 03 şžUBAT  2006 cuma  ( SERENGETİ – SAFARİ )

Gece geçte olsa uyumuşŸum. Pek de rahat uyudum sayılmaz. Kahvaltıda bayanlarda öyle dedi.

Kahvaltı yapıldı, çantalar ve kamp malzemeleri 4×4 de yüklendi. Serengeti parkına kadar tavan açmadan gideceğŸimiz için ön taraf bana düşŸtü.

Arka sol tarafta malzemeler  yüklü.

Bugünkü rotamız, Ngorongoro krateri üzerinden Serengeti milli parkına varmak.

Yol 4 x 4 lerle dolu,gelen giden. Yani, burası ve Kenya safari memleketi. Nerdeyse milli gelirleri turizmden geliyor.

Ngorongoro kraterine  tırmandık. Kraterin üst dudaklarından biri yere geldik. Krater tabanı olduğŸu gibi gözüküyor. AşŸağŸısını dönüşŸte gezeceğŸiz.

BayağŸı bir bozuk yoldan,düz plato üzeri, yer yer yolumuza çıkan bol zebra yaban sığŸırı sürüleri arasından Serengeti milli park girişŸine ulaşŸtık.

John öğŸle yemeğŸi paketlerini verip milli park girişŸini halletmeye gitti. DiğŸer yardımcı genç, jeepin arka sol tarafındaki eşŸyaları ön tarafa taşŸıyıp

tavan pencerelerini açtı. 2 saatlik bir dinlenmeden sonra parka girişŸ yaptık. Hava sıcak yol tozlu. SağŸ, sol arka ön uçsuz bucaksız düz bir plato

Ara sıra ayağŸı kalkıp,tavandan dışŸarısını, hayvan sürülerini . Ama sıcak ve toz rahatsız edici. Arkada Meriln  ile beraber oturuyoruz.Hongkong’lu

bayanlar bir önde oturuyor.

Meriln ile ara sıra sohbet ediyoruz. Bayanla John’a aslanlar hakkında sorular sormaya başŸladılar. Tabi zebra, keçi,sığŸır,zürafa bol. Asıl hedef

aslan çita leopar. John, yarın sabah belki görebiliriz diye cevapladı.

SağŸlı sollu safari rotalarını tarayıp, biraz yüksek ve kayalık kenarı kamp yerine ulaşŸtık. John söylemişŸti. Ne elektrik nede su var diye.

Koca bir bidon su var, alçak musluklu. Ben bir boşŸ su pet şŸişŸesi bulup, bunla yarı bele kadar duşŸ aldım. Bayanlarda aynı şŸekilde saçlarını yıkadılar.

ö‡adırları ve eşŸyaları indirdik. ֖nce çadırlar kuruldu.John hepimize nasıl kurulduğŸunu gösterdi. Bundan sonra herkes kendi kuracak ve toplayacak.

KolaymışŸ çadır kurmak. John uyarılarını yaptı. Gece dışŸarıda terlik falan bırakmayın ve tuvalete çıkmayın. Yaban köpekleri ve domuz vardır.

Bizle birlikte 8- 10 grup daha var.

Yemek yeyeceğŸimiz yer tel örgülerle kapalı bir yer. Gaz lambaları eşŸliğŸinde yemekler yendi.Yemekleri yardımcı çocuk yapıyor.BayağŸıda lezzetli.

ö‡adırların yanında,gece karanlığŸında, yıldızların altında çayları içip çadırlara girdik.

10. GÜN: 04 şžUBAT  2006 cumartesi ( SERENGETİ – SAFARİ )

Kahvaltıyı yapıp erkenden Serengeti düzlüğŸüne çıktık. BaşŸladık araziyi taramaya. Bayanlar sabırsızlıkla aslan , çite istiyorlar. Tabi bende.afrika06.jpg

Hava sıcak. Tavandan dışŸarıyı izliyoruz. ֖bek öbek sürüler halinde zebra,yaban sığŸırı,ceylan,zürafalar, derken 2 saat sonra 1 çift aslan

ağŸaç altına uzanmışŸ keyif yaparken bulduk. Bayanlar ve ben sevindik.

Aslanlar ara sıra kafayı kaldırıp,hemen ileride otlayan ceylan sürüsünü kesiyorlar. Bizde merak içinde bir av sahnesi görürü müyüz diye

bekliyoruz.

Çivremiz 4 x 4 lerle doldu. Herkes merakla pür dikkat aslanların hareketlerini izliyor. Aslanlar kalkıp salın salına yürüyüp uzaklaşŸtılar.

Bizde safariye devam. Zeynep için bol bol zürafa,ozan için aslan fotoğŸrafı çekiyorum. Söz verdim.

Bir jeep topluluğŸu gördük. Bir ağŸacın orayı izliyorlar.. AğŸaçta çita varmışŸ. Ama çıplak gözle görülmüyor. Dürbünle bile zor seçiliyor.

Evet, herkes kedigillerin peşŸinde. Hem azlar hem de çekiciler.

ö–ğŸlen sıcağŸında kampa döndük. Hemen yarı belden yukarı duşŸ yaptım. 4x 4 dün dikiz aynasında traşŸ oldum. Bir Amerikalıya da poz verdim.

İlginç geldi herhalde. Dikiz aynasında traşŸ olmam.

Yemek yiyip, 2:30 gibi yine araziye çıktık. AğŸaçlar ve kuşŸlarda harika. Cins cins kuşŸ çeşŸitleri var.

Belli bir zaman sonra yine aslan bulduk. Bu seferki baba bir aslan ve yanında dişŸisi var. İzlemeye koyulduk. Hop, bizim erkek aslan  dişŸiyi

arkadan bir kavradı.Kükreme eşŸliğŸinde sex. 10 saniye falan sürdü. YaklaşŸık  15 jeep izliyoruz. Aslan harekete geçtimi eller fotoğŸraf makinesine.

John, durun daha bitmedi devamı var dedi. Baba aslan bir daha kükredi ve işŸi bitirdi. Kısa ve öz.

Çıktık araziye çite peşŸine. Ama nafile. AğŸaçlık bir kaç yeri taradık çita mita yok.

Döndük kamp alanına. Yemekler hazırlanana kadar yorgunluk atıp çay içtik.

Yemekten sonra sandalyeleri yıldızların altına çektik. Uzanıp bir tane tutacak kadar yakın. Merlin de bira varmışŸ. birer tane dağŸıttı.

Sohbetle bitirip çadırlara çekildik.

devam edecek

www.necmitoraman.com

BAşžTARAFI
http://truvadergisi.com/?p=147#more-147

Tagged with:

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *