Dünya Hoşgörü Başkenti Hatay

Dünya Hoşgörü Başkenti Hatay

Yeryüzünde her şehrin bir özeliği vardır. Kimi tarihi, kimi doğası, kimisi kültürel mirası ile öne çıkar. Türkiye’nin en güneyindeki Hatay ise hoşgörü merkezi olarak karşımıza çıkıyor.
Farklı kimlikler, farklı inançlar, Antakya Arkeoloji Müzesinde sergilenen Mozaik taşları gibi birbirinden faklı renkte görünseler de birbirinin tamamlayıcısı konumundalar. Dinler, diller ve milletler arasındaki dostluk köprüsü Hatay’ın güzelliklerine bir yolculuk yaptık.

Kendine özgü tarihi, birbirini kıskandırırcasına şehrin her yanına dağılmış tarihi eserleri, bol baharatlı tadına doyum olmayan lezzetleri ve tarımsal alanları ile Hatay yerli ve yabancıların en çok ziyaret ettiği illerden birisi. Özelikle Suriye ile Türkiye arasındaki vizesiz geçişler sonrasında Suriyeli turistlerin ve ticaret erbabının gözde mekânlarından birsi olmuş durumda.  Suriye ile geçmişe dayanan akrabalık bağları sınırlardaki geçiş kolaylığı ile beraber ticari ve turizme ivme kazandıran bir pozisyona gelmiştir.

 KISA BİR TARİH

Hatay, Amik ovasının başlangıcında, Amanos dağları ile Habib Neccar dağlarının ortasındaki vadide kurulmuş tarihi zenginliğe sahiptir. Bu küçük kentin büyük bir tarihi olduğunu sokaklarında gezdiğinizde görmeniz mümkün.

Hatay diğer adı ile Antakya M.Ö. 4. yüzyılda Suriye Kralı 1. Seleukos tarafından kurulmuş ve babası Antiochos’un adını vermiştir. M.Ö. 64 yılında Roma İmparatorluğu’na bağlanmış ve bu dönemde gelişerek nüfusu 200.000’e ulaşmıştır.

Akdeniz ile Mezopotamya arasında bir köprü durumunda olması şehrin gelişmesine sebep olmuştur. Gemiler kıyıdan 29 km uzaklıktaki bu kente Asi nehri üzerinden gelebiliyorlardı. Hareketli bir ticari hayat ve lüks malların üretimi şehre büyük bir zenginlik kazandırmıştı. Bu zenginlik dönemi, şehrin 526 depremin sekteye uğramıştır.

Üç yüz yıl süreyle Arap-İslam ordularının denetiminde kalmış,  ardından Bizans ve Selçuklu dönemi yaşamıştır. 1516’da Osmanlı şehri olan Hatay 1918’de Fransız işgaline uğramıştır. 1938’de bağımsız bir devlet statüsü kazanmış. 1939’da da Hatay Devlet Meclisi’nin verdiği kararla Türkiye’ye bağlanmıştır.

KÜLTÜR VE TURİZM
Hatay geçmişte olduğu gibi bugün de çok dinden ve inançtan insanların bir arada şehirlerden birisidir. Üç ilahi dinin mabetleri olan Cami, Kilise ve Havra omuz omuza zamana meydan okuyorlar. Karşılıklı hoşgörü mimariden, sanata, örf, adet ten toplumsal yaşama kadar etkili olmuştur.

Hatay,  Avrupa’yı Ortadoğu’ya bağlayan E-91 karayolu üzerinde olması nedeniyle çok sayıda yabancının giriş-çıkış yaptığı önemli sınır kapısı durumundadır. Suriye, Lübnan, Ürdün, Avrupa ve diğer ülkelerden gelen yabancılar tarihi ve kültürel yerlere yoğun bir ilgi göstermekte, tarihi kalıntıları ve ören yerlerini gezmektedirler.

Büyüleyici Mekânlar

Tarihe meraklı iseniz sizlerde, Hatay Arkeoloji Müzesi ve St. Pierre Kilisesi, Çevlik’teki Seleukeia Pierria (Çevlik) ören yeri,  Vespasianus – Titus Tüneli ve Beşikli Mağara, Habib-i Neccar Camii ve türbesi, Süveyka Camisi, Ulu Cami, Antakya Kalesi, St. Simeon Manastırı, Roma Köprüsü, Cebel Akra, Aççana ören yerini ziyaret edebilir, geçmişin tadını iliklerinize kadar hissedebilirsiniz.

Şehirde özelikle fotoğraf makinenizle bol bol fotoğraf çekebileceğiniz Eski Antakya evlerini görebilirisiniz. Evlerin dış görünüşü sadedir ama içerideki taş ve ahşap işçiliğiyle yağlı boya süslemeler göz alıcıdır.

Hem Deniz Hem Yayla

Yaz aylarının bunaltıcı sıcağında denizde serinlenebileceği gibi yaylaların yeşilinde rüzgârın fısıltısı ile doğanın tadını da çıkarabilirsiniz. Samandağ’da Teknepınar, Belen’de Güzelyayla, Atik, Nergislik, Dörtyol’da Kuzuculu, Kırıkhan’da Alan yaylalarına,  Samandağ ve Çevlik plajları, İskenderun-Arsuz, Gülcihan, Erzin-Burnaz plajlarına gidebilirsiniz. Cilvegözü Sınır Kapısının yakınında bulunan Yenişehir gölü ilginizi çekecektir.

Diğer yandan Harbiye beldesinde ayaklarınız suyun serinliğine bırakarak doğal güzelliklerin, şelâlenin ve nefis yemeklerin tanına varmanız mümkün.

Kaplıcalar Şifa dağıtıyor

Hatay ve çevresinde şifalı kaplıcaların keyfini sürmekte mümkün.  Erzin içme ve kaplıcaları, Kırıkhan Reyhanlı karayolu üzerinde bulunan kaplıcaları aileleri ile kaplıca keyfi sürmek isteyenler için bulunmaz yerler.

Reyhanlı Kaplıcası, Reyhanlı-Kırıkhan yolu üzerinde Reyhanlı’ya 20 km uzaklıktadır. Türkiye-Suriye sınırı yakınlarındadır. Kaplıca suyu genellikle ağrılı hastalıklara ve romatizma hastalıklarına iyi gelmektedir.

Erzin Başlamış Kaplıcası, Erzin ilçesine bağlı Başlamış köyündedir. Hem içme, hem de banyo kürleri karaciğer, safrakesesi, mide, barsak ve pankreas hastalıklarında faydalıdır.

Lezzet Cenneti
Hatay mutfağı yemek, meze ve tatlı çeşitleri olarak Türkiye ve  Doğu Akdeniz’de en geniş çeşide ve  lezzet bakımından en tercih edilir geleneksel tatlara sahip mutfaklardan biridir. Yemekler lezzetlerini malzemenin doğallığı, baharatın güzelliği ve ustalarının maharetinden alır.

Halep, Laskiye gibi Suriye şehirlerinde yapılan tüm kebap ve etli çeşitleri Hatay mutfağında görmek mümkün. Ortadoğu’dan geleceklerin lezzet konusunda uyum sağlaması çok kolay görülüyor. Batıdan gelenler için ise baharat, et ve yağ oranlarından dolayı uyum sağlamak kolay görülmüyor. Yöreye ait kâğıt kebap, oruk, dövme (aşşur), semirsek, tepsi kebabı gerek lokantalarda gerekse fırınlarda hazırlanarak yeniliyor.

Yemeklerin yanında görsellik ve lezzet olarak sofraları şölen alanına dönüştüren mezeleri görmek mümkündür. Mezelerden humus, zahter salatası, acılı mezelerin başında gelenlerden.

Yemeğin arkasından tatlıya geçmeye ne dersiniz. Yöredeki peynirinde güzelliği ile künefe Hatay tatlılarının padişahı gibidir. Künefe yanında peynirli irmik helvası ve kabak tatlısı sadece Hatay mutfağına özgü tatlılardandır.

HATAYDA EKONOMİ
Tarihi güzellikleri gördükten doğanın yeşilde kaybolup yöresel lezzetleri tattıktan sonra bir çay keyfi ile şehrin ekonomik hayatına bakmaya ne dersiniz. Hatay’ın ekonomisinin temelini tarım, sanâyi ve ticaret oluşturmaktadır.

Tarım: Hatay ilinin toprakları verimli olup, çok çeşitli ve bol ürün alınır. Bir nevi Tahıl, sebze ve meyve ambarıdır. Buğday, arpa, pirinç, mercimek, pamuk, yerfıstığı, sebze (domates, patlıcan, biber, fasulye ve soğan), bol miktarda kavun-karpuz yetişir. Turunçgiller (portakal, mandalina, limon, turunç ve altıntop) 3 milyon ağaçtan ürün alınır. Dörtyol portakalı meşhurdur. Meyve olarak erik, kayısı, yenidünya, bâdem, incir ve üzüm bol olarak yetişir. Bu bölgede yetişen buğdayda nişasta miktarı fazladır.

Hayvancılık: Çayır ve mer’aların tarla hâline getirilmesi ile hayvancılık gerilemiştir. Koyun, kıl keçisi, sığır beslenir. Arıcılık gelişmiştir. Hatay’ın 152 km’lik bir sahili olmasına rağmen balıkçılık gelişmemiştir. Yakalanan balıklar il içinde tüketilir, az bir kısmı da Suriye’ye satılır.

Ormancılık: Hatay’ın orman varlığı zengin sayılır. % 38’i (210 bin hektar) orman ve makilerle kaplıdır. 114 köy orman kenarında ve içindedir. Her sene 50 bin ster yakacak odun ve 20 bin m3 sanâyi odunu ile 250 ton reçine elde edilir.

Madenleri: Hatay ilinde krom, bakır, kurşun, demir, manyezit, mermer, manganez ve dolomit yatakları vardır. Fakat yalnız dolomit çıkarılır. Dolomit, demirin eritilmesinde, şişe ve cam, azot sanayiinde kullanılır. Payas’ta 150 bin ton kapasiteli dolomit işletmesi vardır. İskenderun körfezinde petrol aranmaktadır. Bazı sondaj kuyularında petrolle rastlanmışsa da işletmek için daha büyük yatakların aranmasına devam edilmektedir.

Sanâyi: Hatay’da sanâyi sektörü gittikçe gelişmektedir. 1960 senesine kadar sanâyi tarıma dayalı idi. Çırçır, sabun, yağ, un, gübre, dokuma, deri, mobilya ve tarım âletleri fabrikaları bulunuyordu. 1960’tan sonra motorlu araç, yağ, mazot ve hava filtreleri ve fren balataları yapan fabrikalar ile ambalaj için teneke kutu imal eden fabrika ve karoser atölyeleri kuruldu. Son senelerde elektrik aletleri, akü, otomobil yedek parça, treyler ve tanker imal eden fabrika ve atölyeler kurulmuştur.

Bunlara ilâveten tuğla, kiremit ve çimento fabrikaları vardır. Türkiye’nin en büyük demir ve çelik fabrikası olan İSDEMİR, İskenderun’da 15 milyon metrekarelik bir sahada kurulmuş olup, 20 bin kişi çalışmaktadır. Bu fabrikada ham demir, blok çelik, yuvarlak çelik, pik demir, kok, katran, amonyum sülfat, ham ferol, saf benzol, saf ksilol, fotvol, sovent ve sodyum fenolat gibi çeşitli maddeler îmâl edilmektedir.

Ulaşım: Hatay ulaşım bakımından işlektir. Bütün köylerine yol vardır. Antakya-Reyhanlı asfalt yolu Suriye’nin Halep şehrine ulaşır. Kahramanmaraş-Antakya E-391 karayolu ile Güneydoğu Anadolu’ya bağlanır. Avrupa-Anadolu-Ortadoğu-Güney Asya’yı birbirine bağlayan E-5 karayolu Hatay’dan geçer. E-5 karayoluna Antakya ve İskenderun bağlanır. E-5 karayolu ayrıca Suriye’nin Lazkiye şehrine ulaşır. Hatay, E-5 karayolu ile Ortadoğu ve Güney Asya’yı Anadolu ve Avrupa’ya bağlayan mühim bir yerdedir. Hava alanı sâdece askerî maksatlarla kullanılır. Adana-Kahramanmaraş demiryolundan Yeşil Kent’ten ayrılan bir kol güneye uzanarak İskenderun’a ulaşır. Motorlu tren ve ekspres seferleri yapılır. Demiryolu bilhassa yük taşımacılığında kullanılır.

Denizyolu: İstanbul ve İzmir’den sonra Türkiye’nin ihraç ve ithal bakımından en büyük limanı İskenderun limanıdır. Bu limana gelen gemilerin % 80’i yabancı bandıralıdır. Doğu Akdeniz’in en önemli limanı olan İskenderun limanı Çukurova, İç Anadolu ve Ortadoğu ülkelerine mal sevkinde mühim rol oynar.

Boru Hattı: Ham petrol, TPAO’nun Batman-İskenderun arasındaki boru hattı ile Batman’dan Dörtyol tesislerine, oradan da tankerlerle Türkiye’nin muhtelif yerlerine sevk edilir.

YAPMADAN DÖNME

GEZ: Arkeoloji Müzesi, St. Pierre Kilisesi, Habib-i Neccar Camii, Antakya Kalesi, Çevlik Ören yeri, Titus Tüneli, St. Simen Manastırı, Eski Antakya evleri

YE: İçli Köfte, Aşur, Ekşi Aşı, Humus, Cevizli Biber, Kaytaz Böreği, Katıklı Ekmek; Tatlı olarak: Künefe, Taş Kadayıf, Kabak Tatlısı, Kereviç

AL: Defne sabunu, İpek dokuma, Biber Salçası, Nar Ekşisi

NASIL GİDİLİR

Karayolu Türkiye’den ve Suriye’den Hatay’a ulaşılmaktadır. İskenderun’da bulunan gar ve limanla demiryolu ve deniz yolu ulaşımı da vardır. İslâhiye Sınır Kapısı, Cilvegözü Sınır Kapısı, Yayladağı Sınır Kapısı Hatay’a Suriye’den girişlerde en yakın sınır kapılarıdır. Kapılardan şehir merkezine taksiler bulunur.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

1 Comment

  1. MEVLÜT SÖNMEZLER 23 Aralık 2010 at 23:50

    Hasan Bey yüreğinize sağlık,Hatay’a kadar gelmişken Adana’ya uğrasaydınız burda misafir etseydik Sizi…Bu yazı ardından Hatay’a gidecek olanlar mutlaka Sveyka Restaurant’a,Sultan Sofrası’na,Harika ve Kral Künefe’ye uğramalılar.Ayrıca Harbiye’de şelale keyfi istiyorlarsa Boğaziçi ve Kule Restaurant’lar iyi seçimler.Yine Harbiye’deki ipekçilerden hediyelik alabilir okuyucularınız.Antakya çok barışçıl bir şehir,insanları huzurlu yaşıyor memleketlerinde,Mardin kadar Antakya’dan da çok etkilenmiştim.Saygılarımla

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *