DOĞU VE GÜNEY AFRİKA

DOĞU VE GÜNEY AFRİKA

NECMİ TORAMAN Gizemli afirkayı gezmeye ne dersiniz. İşŸte bir Afrika rüyası. Tanzanya (Dar es Salaam-Zanzibar-Moshi-Arusha-Safari-Serengeti-Ngorongoro-Mwanza-Mbeya)- Kenya ( Nairobi)- Uganda(Kampala-Kabale)-Ruanda (Kigali) Malavi ( Karonga-Mzuzu-Lilongwe-Cape Maclear-Blantyre) – Mozambik (Tete-Beira-Vilanculos-İnhambane-Maputo ) – Swaziland (Manzini)- GüneyAfrika (St. lucia-Durban-Cap Town-Johannesburg )-İstanbul

 

1. GÜN: ( İSTANBUL-DAR ES SALAAM)

İstanbuldaki yoğŸun kar yağŸışŸı nedeniyle uçak gecikmeli kalktı.ö–nce Dubai sonra Kenya’nın başŸkenti Nairobi’ye inip,aktarma beklemeler dahil toplam 19 / 20 saat süren bir yolculuk sonrası Tanzanya’nın başŸkenti Dar’ a indik.

Para bozdurup kendimi dışŸarı atıp bir sigara yaktım. Hava 30 derece ve nemli. Taksiciler,ayakçılar etrafımı sardı,biri gidiyor biri geliyor ve hiç biri sorduğŸum soruya cevap vermiyor. mini markete çıkışŸı sorup bir anayol kenarına geldim.GideceğŸim yönü sorup minibüs beklemeye koyuldum. Külüstür bir minibüse bindim.Mavine haritadan gideceğŸim yeri gösterdim.SağŸa sola evirdi cevirdi, bir şŸeyler sordu ve bana okey işŸareti yaptı.

Yüzler asık,pek gülen yok,garip garip bakıyorlar. Gitmek istediğŸim yer , saat kulesi civarı.Bir süre sonra beni kalabalık bir pazar yerinde indirdi.Bir kaç kişŸiye sorarak doğŸru yönü bulmaya çalışŸtım.Pek takan ve tarif eden yok.Benzin istasyonundaki bir adama sordum. Adam az buçuk bir şŸeyler geveledi. DoğŸru yönde olduğŸumu anlayıp yürümeye başŸladım.Banka önlerinde nöbet tutan tüfekli bir görevliye daha sordum.Adam tam tarif etti. DoğŸru yöndeyim.

Saat kulesi şŸehrin eski kısmı.Bir tane otel gözüme kestirdim ve girdim.Eski biraz büyük bir bina.Fiyat sordum kadın 10 dolar dedi. indirim mindirm dedim.Kadın oralı değŸil.Hava sıcak ve yorgunum başŸka otel bakamam.Aldım odayı.Banyolu fanlı bir oda.

Pasaportu deftere kayıt ederken bir göz gezdirdim. Otelde kalan 1 İsveçli var.Gerisi,Kongo,Zaire,Uganda ve Kenyalı,yani fazla yabancı beyaz yok.DuşŸ ve kısa bir dinlenmeden sonra,Gelmeden önce çok merak ettiğŸim ada Zanzibara feribot bileti almak için dışŸarı çıktım.

Resepsiyondaki bayan çık sağŸa dön,yine sağŸa dön karşŸına gelecek demişŸti.Sahil, liman boyu bilet gişŸeleri ile dolu. En ucu azize feribotunun gişŸesini bulmak için dolanırken bir çok ayakçı önümü kesti. Bir tanesinin elinde tüm şŸirketlerin fiyat listesi var.Gerçekten en ucuzu azize. 20 dolar yazıyor. Daha fazla ayakçılara maruz kalmamak için hızlı hızlı bakırken azize gişŸesini geçmişŸim.PeşŸime takılan adamla gişŸeye geldik.GişŸe demeye bin şŸahit lazım,küçük tahta bir baraka Ama üzerinde kocaman yazıyor. Yani bize bilet kesip verecek, ama ne olur ne olunmaz yarın belli olur. Neyse içeri girdim.Cocuk pasaport bilgilerini yazarken , dışŸarıda beni getiren adamla başŸka bir adam hararetli hararetli konuşŸmaya,sonra tartışŸmaya ve sonrada itişŸmeye başŸladılar.Araya başŸkaları girdide biraz sakinle diler. Bileti hazırlayanda hızla işŸlemleri halledipbenden parayı isteyip duruyor. Ben bu arada bileti kontrol edip, adamların durumundan bir şŸeyler çıkarmaya çalışŸıyorum. Parayı verdik bileti aldık. Yarın feribot yoksa, adaya yüzerek giderim.

Aynı cadde üzerinden yürüyerek şŸehrin lüx oteller ve mağŸazaların olduğŸu Bölgeye geldim.şžehir çok gelişŸmişŸ ve pek düzenli değŸil.Üzerimde gerginlik ve ürkeklik var.Daha alışŸamadım.Artık ” MZUNGU” olduk. Afrikalının beyaz adama taktığŸı isim. Bol bol ” jambo mzungu” lafını duyacak mıyım bakalım.Sanırım dolmuşŸ muavini ile yolcusu, sille tokat minibüs önünde kavga ediyorlar. Evet biraz soğŸuk ve ters gibiler, veya bana şŸimdilik böyle geliyor. şžehri turlayıp otele dönmeye başŸladım. AkşŸam yemek tezgahları kurulmak üzere. KaranlığŸa kalmamak için otele hızlı adımlarladönmeye başŸladım.Bir alışŸverişŸ merkezi gibi yerden su,bisküvi ve bira alıp otele döndüm.Otelin girişŸ kısmında bir çok Afrikalı yük balyalarının yanında üstünde oturmuşŸ muhabbet ediyorlar. Bu otel her halde mal getiren götüren Afrikalıların gecelediğŸi bir yer.

2. GÜN: ( ZANZİBAR)

Balık istifi 6 saat lik yolculuktan sonra güneşŸ batışŸı ile Zanzibar adasına vardım.Sabah feribot öncesi şŸehri biraz turladım. Eski şŸehir bölümü 2 / 3 katlı eski dökük yapılarla dolu. Yer yer büyük bina inşŸaatlarıgöze çarpıyor. Bir başŸkent havası yok aslında. KöşŸe başŸlarında öbek öbek gençler boşŸ boşŸ oturuyorlar. Bellik’i işŸsizlik fazla.Tanzanya Hıristiyan,Müslüman ve sanırım azda olsa Hindu karışŸı bir nüfusa sahip. şžehirde Arap ve Hint kültürü hakim gibi.Saat 10:30 gibi bilet gişŸesinin oraya geldim. GişŸedeki adam bir çocuğŸun peşŸine takıp beni iskeleye gönderdi.Herhalde en son ben geldim.

Millet gelmişŸ binmişŸ ve bir o kadar da, sıra var. Feribotun görünüşŸü Allahlık. Derme çatma bir demir yığŸını gibi. Hiç güven vermiyor.

Feribotun içi ana baba günü. Üst katta bir köşŸeye sıkışŸtım.DeğŸil koltuklar,yerler bile tıka basa dolu,adım atacak yer yok.Feribottan inip beni ilk karşŸılayan taksici ve otel ayakçılarını atlatarak hızlı hızlı pasaport damgalatma gişŸesine geldim.

Zanzibar Tanzanya’ya bağŸlı, ama kendi içinde özerk bir mişŸ. GişŸedeki kadına bir yandan da şŸehrin eski kesimi ne taraf falan sorarken, yanımdaki orta yaşŸlı adam hoşŸ geldin beşŸ geldin dedikten sonra bana bir kart verip bu otel iyi deyip yanımdan ayrıldı.Yazarken bile gülüyorum… Adam köşŸede beni yakaladı, bende o tarafa gidiyorum,gel sana yolu göstereyim dedi.Yol boyunca adama herkes selam veriyor.

” O Simba” falan gibi laflar. Adamın ismi SimbaymışŸ. Ulan profesyonel adammışŸ. Bende peşŸine takıldım. Adam adanın en büyük simsarı. İllaki onun dediğŸi otel olacak değŸil ya,hele gidelim bir sonra bakarım çaresine.

Labirent gibi sokak aralarından bir otele geldik. Otel dolu, Simba bozuldu. Buraya gelirken gözüme oteller kestirmişŸtim.

Simbaya teşŸekkür edip ayrıldım. Ama Simba peşŸimde. Benle beraber Abdullah otele girdi. Otele girerken bir hamle yapıp önce ben girdim. Resepsiyondaki başŸı kapalı Müslüman kız gecelik 10 dolar dedi. Acaba Simba dahil mi ?. Odayı alıp yukarı çıktım. ևantayı bırakıp indiğŸimde Simba hala orada otururken buldum. Selam verip dışŸarı çıktım.Ada akşŸam karanlığŸında bile çok şŸirin gözüküyor. Bu adayı çok merak ediyordum. Ara sokaklarda fazla uzağŸa gitmeden ve otelin yerini belledik den sonra kısa bir gezinti yayıp odaya döndüm. Tam tişŸörtleri yıkayıp yatağŸa uzandım, kapı çaldı. Kimsin dedim,ben Simba dedi. Açtım kapıyı. Simba karşŸımda. Hayrola Simba, ne oldu ?. Yemek yedin mi, ne yedin,yarın ne yapacaksın gibi sorular.Yav Simba adayı birlikte gezecek değŸiliz…

3. GÜN: ( ZANZİBAR)

Otelin verdiğŸi kahvaltıyı yapıp dışŸarı çıktım.

Kapıdan çıktıktan sonra kendimi dar ve bir o kadarda şŸirin olan sokaklara saldım. Plansız,gelişŸi güzel nereye çıktığŸı belli olmayan ,yaklaşŸık 3 metre genişŸliğŸinde sokaklar. Yapıların her halinden çok eski tarihli oldukları belli, özellikle bazı evlerin kapıları harika bir el işŸçiliğŸi ile yapılmışŸ. Ara sıra ” Jambo ” kelimesi ile selamlanıyorum,yani merhaba. Pazar yeri kalabalık ve renkli.Adada Arap – Hint kültürü hakim. 19 yüzyılda Arap yarım adasından buraya yoğŸun baharat ticareti yapılırmışŸ.Onun etkisi adada görülüyor.

Üzerimde yorgunluk var.Henüz daha alışŸamadım; sıcağŸın etkisi var sanırım.Ara sokakları ve çarşŸıyı gezip sahile geldim. GeldiğŸim yer eski bir Arap kalesin yanı.Turistik eşŸya satan dükkanlar ve güzel küçük kafeler var. Deniz kenarında bir kafeye oturup,sahilde yüzen kara cocukları dalgaların sesi eşŸliğŸinde uzunca süre izledim.

Adanın kuzeyinde ve güneyinde bir çok sahil kasabası var.Bunlardan en yakın olan Bububu sahiline gitmek için pazar yerinden dolmuşŸa bindim. Adada ” Freddy Mercury ” adında bir restoran var. Bu restoran Freddy Mercury’nin yakın akrabasına aitmişŸ ve ünlü müzisyen bu ada doğŸumlu. Bububu dolmuşŸu için tam buradan geçerken bir minibüsten Türkçe konuşŸarak bir gurup indi. MerhabalaşŸtık.Gezmeye gelmişŸler.

DolmuşŸa binmeden önce feribot iskelesine uğŸrayıp,dönüşŸ için saatlere baktım. Gündüz sabah 10 :00 da ve akşŸam üzeri 16:00 da hızlı feribot var. Bunlar pahali 35 dolar.Azizenin akşŸam var,yani gece yolculuk,Vallahi gece vakti Dar’a inmek istemem. iki saatlikhızlı feribotla başŸkente ulaşŸıp hemen Moshi’ye geçmek daha mantıklı gibi. Bakalım…Bububu sahilinde bir yere fiyat sordum.Yer köyün içinde sahile yakın bir yer.Fiyat 35 dolar.Bu internette baktığŸı yer, ama pek içime sinmediDöndüm feribot iskelesine.Salı gününe bilet alayım dedim. Sabah onda olan firmanın gişŸesi kapatmışŸ. DiğŸerinde salı günü yok.

Yarın Kuzey sahiline giderken bakarım. GişŸe önünde bir çok ayakçı peşŸimde dolaşŸtı. Yani zaten gişŸeler net okunuyor ve direk gidip alınabiliyor. Neden boşŸuna gevezelik edip rahatsız ederle anlamadım çözemedim.

Ada keyifli bir ada. Kendini sevdiriyor. Zaten bir yerde okumuşŸtum. Dünyanın 10 adası arasında Zanzibarda vardı.Dünya mirası koruma kapsamında.Otele dönüp, akşŸam serinliğŸine kadar dinlendim. Sahile inip,güneşŸ batışŸı izlemek için sahilde bir köşŸeye oturdum.Parkın hemen ön tarafında,deniz kenarında akşŸam büfesi bir çokayak üstü balık ızgaracılarda hazırlıklarını yapıyor.GüneşŸ okyanusa gömülünce bende balık tezgahlarının oraya geçtim.ÇişŸit çeşŸit balık var. Ne olduklarını bilmiyorum. Bir şŸişŸ tuna balığŸı , peşŸinden karides yedim.ö‡ok hoşŸ bir ortam var.Dar, labirent gibi sokakları ile, ada bana Hindistan Varanasi şŸehrini hatırlattı.

4. GÜN: ( ZANZİBAR / NUNGWİ SAHİLİ)

Sabah erkenden feribot iskelesine koşŸturdum.Salı günü için bilet almaya.Adama tarihi söyledim olmaz dedi !!!. Aynı güne bilet satıyoruz.1 gün önce 2 önce satışŸımız yok.Peki aynı gün geliriz.Minibüslerin kalktığŸı pazar yerine döndüm. Arkası tahta oturaklı üstü tente ile kapalı kamyonet / minibüs karışŸımı araca bindim.Tıka basa, 1 ,5 saatlik yolculuktan sonra Nungwi köyünde indim. PeşŸime bir siyah takıldı.Yanımda geliyor.Ara sıra durup arayı acıyorum.Ama nafile,bekliyor beni.Köyün içinden geçerek otellerin bulunduğŸu sahile geldik.Sırf fiyat öğŸrenmek için siyah adamın götürdüğŸü otele gittik. Otel dolu. Hızlı adımlarla onu geride bırakıp,bungolow tarzı bir yere fiyat sordum. 35 dolar dedi. Benim günlük bütçem afrika14.jpgzaten 25 dolar.

BaşŸka bir yere girdim dolu.Sıcak bir yandan,yorgun ter; bunalmaya başŸladım. Tekrar bir yere sordum 25 dolar dedi

DuşŸu ve tuvaleti dışŸarıda ucuz bir yer olabilirimi diye sordum. 15 000 bin Tanzanya şŸilini olur dedi. Takribi 13 dolar yapıyor.Tamam dedim ver odayı. Havluyu alıp sahile indim.Kumsal boyunca yürüyüp, bir yere havluyu serdim. Hint okyanusunun serin sularına daldım.

Sahil ve deniz çok güzel.Eminim bu adanın diğŸer sahilleri de harikadır.ö–ğŸleden sonra gel-git ler oluşŸmaya başŸladı. Havluyu katlayıp kaldırdım ve kendimi sahile vuran dalgalara bıraktım. Bir süre sonra deniz sahilin nerdeyse tamamını yuttu.İlk günler bu rota nasıl biter diye zihnimi zorlamışŸtım. Afrika zorlu geçecek,beni zorlayacak gibi geliyordu. Rotam yukarı doğŸru,yani

Kuzeye çıkıp Mısırdan Ürdün Sureyi üzeri İstanbula varmak.Ama İstanbulda uğŸradığŸım Ürdün sınırları, kapatmışŸ vize vermiyoruz demişŸti.Zihnimde oluşŸan diğŸer rota Güneye doğŸru inmek ve Güney Afrika Cap Town da bitirmek.

Gel – git dalgalarını izlerken,benimde zihnimde gel-git ler devam ediyor. Kenya’da ne tarafa gideceğŸimi netleşŸtirmem gerekir.AyırdığŸım tüm bütçe 3.500 dolar

afrika.jpgGün batımına kadar köyü gezip fotoğŸraf çektim. Köy çok hoşŸ, kara kara minik çocuklar koşŸturup duruyor.Otel deniz üzerine kurulu kafesine gelip serin okyanus rüzgarı eşŸliğŸinde güneşŸin batışŸını izledim.Afrika kıtasını duyunca insanın aklında oluşŸan çağŸrışŸımlar; yıllarca beyaz adam tarafından sömürülen( hala devam ediyor ), fakirliğŸin veaçlığŸın zaman zaman hat safhaya ulaşŸtığŸı, Hiv mikrobunun dünyaya bu katıdan yayıldığŸı,genişŸ savanlarında,ormanlarında binlerce vahşŸi hayvanın yaşŸadığŸı,ilkel kabilelerin yaşŸam sürdüğŸü ve zaman zaman birbirlerini katlettiğŸi ( Beyaz adamın kışŸkırtması ile,1995 Ruanda gerçeğŸi )insanlığŸı yüz karası köle ticaretine maruz kalmışŸ siyah insanları.

5. GÜN: ( ZANZİBAR / NUNGWİ SAHİLİ)Vücudumun belden aşŸağŸısında kırmızı kırmızı küçük şŸişŸlikler oluşŸmuşŸ.Bitlendik mi,bir şŸeymi dokundu anlamadım.

Geç kalktım. Kahvaltıyı yapıp plaj boyu yürüyüşŸ yaptım.Bol bol fotoğŸraf çektim. FotoğŸraf karesi alırken çekiniyorum.Dün köyde çocuklar bile” no, no” diye itiraz ediyorlardı. Bol bol jambo ( merhaba ) kelimesini duymaktayım, ama mzungu kelimesi azaldı. İyice karardık artık, beni tam beyaz adam olarak görmüyorlar, bundan sanırım.Sahil iyicene geri çekilmişŸ,millet sahilde börtü böcek , kabuk topluyor,bunlara kargalarda dahil. Bu adayı ve sahli çok sevdim. Bir süre daha kalabilmek isterdim.Ama daha rotanın başŸındayım.Yola koyulmalıyım. Rota zorlu . Tekrar buraya gelmeyi isterim ve keşŸke rotanın sonu bu ada olsaydı.

Uzun yürüyüşŸ yordu.Odada 1-2 saat dinlenip,tekrar sahile inip güneşŸ batımına kadar denizin keyfini çıkardım.Gece sık sık uyandım.Odanın kapısı direk dışŸarı, bahçeye bakıyor. Kapının kilidi pek temkinli değŸil.Masayı kapı arkasına çekip tedbir aldım.

DiğŸer kaldığŸım otellerde de içeriden ve dışŸarıdan kendi kilidimizi kullanacak aparat yoktu.Hindistan ve Uzak DoğŸuda bu sistem yaygındı.

Yarın erken kalkıp saat 10:00 daki hızlı feribota yetişŸeceğŸim.2 saatlik yolculuktan sonra dar’a ulaşŸıp Klimanjaro dağŸının bulunduğŸu Moshi yegeçmeyi planlıyorum.

www.necmitoraman.com

DEVAMI GELCEK SAYIDA

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *