Çorum Anadolu’dan Bir Şehir

Çorum Anadolu’dan Bir Şehir

Ankara ile Samsun gibi iki büyük şehir arasında sıkışıp kalmış bir Anadolu şehridir Çorum.  Bu iki şehir arasında kalmak onun gelişimini engellerken, özgün şehir kültürünün ve mimarisinin de günümüze kadar gelmesine sebep olmuştur. İsmi leblebi özdeşmiş bu şehre uzun bir yolculuğun sabahında varıyoruz.

Ankara istikametinden girdiğimiz şehirde yollar şehrin girişinde ikiye ayrılıyor. Şehrin ana caddesini solla ayrılan İnönü Caddesi oluşturuyor. Biz şehrin girişindeki otele yerleşiyoruz. Kahvaltı sonrası rotamızı şehrin gizemine yaya olarak yapacağımız yolculuk oluşturuyor.

İlçeleri Hitit medeniyetinin izlerini taşısa da şehir merkezinde Selçuklu ve Osmanlı izleri görülüyor. Osmanlı döneminde Çorum ismi de şehirde yaşayan Rumlardan dolayı “Çoğu Rum”  un kısaltılmışı olarak günümüze kadar gelmiştir.

İlk güzergâhımız şehrin ana caddesini oluşturan İnönü caddesinde ilerliyoruz. Şehrin kalbi bu caddede atıyor. Birbirine sığınmış irili ufaklı iş yerleri cadde boyunca uzanıyor.  Araç kiralama firmaları, leblebiciler, giyim mağazaları kuyumcular lokantalar, bankalar bu cadde üzerinde bir tespih tanesi gibi arka arkaya dizilmiş gelen geçeni izliyorlar.

Çorum iki yarımdan oluşan bir bütündür. Şehri ikiye bölen İnönü Caddesi şehrin ortasında kalın bir çizgi gibi duruyor.  Darbe zemini hazırlayanların çizdiği bu çizginin bir yanına Aleviler diğer yanına Sünniler sığınmışlar. Bir zaman birbirlerine yabancı dursalar da bir birlerinden farklı olmadıklarını çok uzun zaman sonra anlamışlar.

Şehrin hemen her yanından görülebilen saat kulesi karşımıza çıkıyor.  Asırlara şahitlik eden Saat kulesinin etrafında geçiyor özelikle yaşlılar için zaman. Kulenin gölgesindeki küçük parkta, yaşlılar ulu camide kılacakları namaz saatine kadar eski zamanları yâd ediyorlar. Orta boylu geniş omuzlu pehlivan yapılı yaşlıların buluşma noktası bu park olmuş.

Kulenin oluşturduğu meydan şehrin eski merkezini oluşturuyor. Eski evler, hanlar, camiler, hamamlar kulenin etrafında kuledeki tik taklara eşlik ediyor.

Minare görünümlü kule, Sultan II.Abdülhamit’in muhafız birliği komutanı Çorumlu Yedi-Sekiz Hasan Paşa tarafından 1894 yılında yaptırılmıştır. Sarı renkli kesme kum taşından yapılan kulede, sekizgen kaideden Türk üçgeni motifli bir pabuçla gövdeye geçirilmiştir. Üzeri kurşun kubbeyle örtülü olan kulenin dört bir tarafında saat kadranı zamanın kıymetini insanlara her an fısıldamaktadır.

Kule etrafında tarihi belediye binası göze çarpmaktadır. Kulenin bulunduğu meydan etrafında eski yapılardan bazıları onarılarak lokanta, kafe gibi mekânlara dönüştürülmüş. Kulenin hemen yanındaki Erzurum Beyler Beyi Ali Paşa tarafından 1573 yılında yaptırılan hamam hala hizmet etmeye devam etmektedir.

Kulenin hemen arkasında belediye otobüsleri durağının yanında bulunan eskiciler sokağı dünyada eşi benzeri bulunmayan bir çarşı olarak objektifimize takılıyor. Bir metre genişliğinde bir sokak, sokağın iki yanında iki metre kareyi bulmayan genişlikte orta boylu bir insanın yüksekliğinde dükkânlardan oluşan bir arastadan oluşuyor . Bu küçüklükte dünyada başka bir arasta olmadığı orada çalışan esnaflar tarafından belirtiliyor. Sanki minyatür bir eski sokak. Sokakta daha çok eskileri tamir eden ayakkabıcılar, terziler, kitap ciltçileri bulunuyor. Dükkân sahipleri içten insanalar yabancı olduğumuzu anlayınca bir çay içmeden bırakmak istemiyorlar.

Eskiciler sokağında dolaşırken ikindi ezanı şehrin sokaklarında yankılanıyor. Kulenin yanındaki parkta oturan yaşlılar, çevredeki esnaflar ve hane sahipleri bir bir camiye doğru akın ediyor. Çoğu şehirde vakit namazında göremediğimiz kalabalığı ulu camide görüyoruz. Tarihi camii tıklım tıklım dolu duruyor.

Şehrin nadide eserlerinden biri olan ulu camii Selçuklu Sultanı III. Alaattin Keykubat zamanında, onun azatlı kölesi Hayrettin tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor. Bugünkü halini. II. Beyazıt zamanında 1446 tarihinde meydana gelen büyük depremde harap olmuş, Mimar Sinan tarafından onarıldığı anlaşılıyor. Caminin ahşap işlemeli minberi en dikkat çeken bölümlerinden en önemlisini oluşturuyor. Kubbedeki işlemeler ise görülmeye değer.

İkindi namazı çıkışında yanımıza yaklaşan emekli bir öğretmen şehrin manevi dinamiklerinin bulunduğu Hıdırlık’a mutlaka gitmemizi öneriyor.  Elinde iki somun ekmeği ile bize rehberlik yapan yaşlı amcanın peşine düşüyoruz. Dar sokaklardan yorgun insanların arasından Hıdırlık’a doğru ilerliyoruz. Yolumuz üzerinde yapım aşamasındaki Türkiye’nin en büyük camilerinden birinin inşaatı karşımıza çıkıyor.

Hıdırlık olarak bilinen yöne ilerliyoruz. Rivayete göre Hz. Peygamberin ashabından Suheybi Rumi’ ye saygı nişanesi olarak Hıdıroğlu Hayrettin tarafından türbelerin bulunduğu makamın üzerine camii yaptırılmış. Caminin sol tarafı ibadet yeri olarak kullanılıyor. Sol yanda ise Suheybi Rumi ve Ubid Gazi Makamları bulunuyor. Caminin batısında bahçe içinde yer alan türbede Elhac Yusuf-u Bahri mezarı, bu türbenin batı bitişiğinde yer alan türbede ise Kerebi Gazi Makamı bulunuyor.  Sahabeden Suheybi Rumi’nin Mekke’den ta Çorum’a kadar gelerek insanları sonsuzluk kervanına çağırması bizi büyülüyor. Osmanlının bir vefa olarak onların makamlarını ölümsüzleştirerek bir camii ve türbe yaptırması ise takdire şayan başka bir davranış olarak karımızda iki muhteşem tablo olarak duruyor.

Çoruma gelip de kaleyi ve Çorum müzesini görmemek olmaz. Kale ve müze aynı güzergâh üzerinde bulunuyor.  Kale alçak bir tepe üzerine kurulmuş kare planlı bir yapı olarak varlığını sürdürüyor. Sultan Kılıç Arslan tarafından yaptırıldığı değerlendiriliyor. Kale içinde küçük bir cami ile konutlar yer alıyor.

Çorum müzesi ise Çorum’un en çok görülmesi gereken yerlerinden birisi olarak ziyaretçilerini bekliyor. Arkeolojik ve Etnoğrafik eserlerin sergilendiği müze bölgedeki kazılardan çıkarılan eserlerle büyük zenginlik gösteriyor.

Yörede acıkınca yenecek yemek çok ancak düğünlerde davetlilere ikram edilen çorum beşlisi en çok dikkat çekenlerin başında geliyor. Düğün çorbası, Keşkek, Yahni, Sıkma Baklava ve Pilav’dan oluşuyor. Bu yiyeceklerde en çok dikkat çeken durum ise baklavanın şırasını gidermek için baklavadan sonra son yemek olarak pilav ikram ediliyor.

Çorum’a gelmişken şehrin hemen her yanının da bulunan sarı altın leblebiyi anmadan geçmek olmaz elbette. Odun ateşinde kavrulan leblebileri sarı altın gibi vitrinlerde duruyor. Tatlısı, tuzlusu, acılısı, çikolatalısı paketlenip sevdiklerimize hediye olarak götürülmeyi bekliyor.

Bizde sevdiklerimize leblebilerden paket ettirerek,  Anadolu’nun bu güzel şehrinden ayrılıyoruz. Çorumun ilçelerinde bulunan Hititlerin mazisinin bulunduğu, Alacahöyük, Hattuşa, Şapinuva bizi çağırıyor.

 

ÖNE ÇIKANLAR

Çorum Saat Kulesi

Şehrin merkezinde ve minare stilinde yapılmıştır. Beşiktaş Muhafızı Çorumlu Yedi-Sekiz Hasan Paşa tarafından 1894 yılında yaptırılmıştır. Sarı renkli kesme kum taşından yapılan kulede, sekizgen kaideden Türk üçgeni motifli bir papuçla gövdeye geçilmektedir. Üzeri kurşun kubbeyle örtülü olan kulenin dört bir tarafında saat kadranı vardır. Şerefeye yuvarlak kemerli kapıdan 81 basamaklı merdivenle çıkılmaktadır.

Çorum Kalesi

Şehrin güneyinde, alçak bir tepe üzerinde, ovaya hâkim bir konumda kurulmuş olan kalenin kesin yapım tarihi bilinmemektedir. 17. yy. da Çorum’a gelen Evliya Çelebi kalenin Sultan Kılıç Arslan tarafından inşa edilmiş bir Selçuklu yapısı olduğunu anlatır. Kale, kare planlıdır. Yapı malzemesi olarak düzgün kesme taş, moloz taş ve Roma-Bizans dönemlerine ait devşirme taşlar kullanılmıştır. Kale içinde küçük bir cami ile konutlar yer almaktadır.

Ulu Camii

Caminin ilk defa Selçuklu Sultanı III. Alaattin Keykubat zamanında, onun azatlı kölesi Hayrettin tarafından yaptırıldığı değerlendirilmektedir. Cami, bugünkü halini geçirdiği büyük onarımlar sonucu almıştır. II. Beyazıt zamanında 1446 tarihinde meydana gelen büyük depremde harap olmuş, Mimar Sinan tarafından onarılmıştır. Bu onarım Mimar Sinan’ın Teskiret-i Enbiye isimli kitabında da geçmekte olup, kitapta Çorum’da Alaaddin Camii’ni müceddeden tamir ve inşaa ettiği” yazılıdır.

EN GÜZEL TAT

İSKİLİP DOLMASI

Malzemeler : ( 8 kişilik )
2 kg pirinç
1,5 kg et
500 gr tereyağı
5 yemek kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı taze çekilmiş karabiber
15 su bardağı su
5 adet kuru soğan

Hazırlanışı :Pirinçler tuzlu suda yarım saat bekletildikten sonra yıkanıp süzülür, Tencereye 300 gr tereyağı konulur. 3 yemek kaşığı tuz, 1 tatlı kaşığı karabiberle birlikte pirinçler ilave edilir. Tencerede 5 dakika kavrulur. Üzerine bir su bardağı su eklenip tencerenin kapağı kapatılıp dinlenmeye bırakılır. (30 dk) Et yağ ile kızartılır. Soğanlar ince kıyılarak tencereye atılır. Birkaç kez karıştırıldıktan sonra tuz ve karabiber ilave edilir. Kalan sıcak su ilave edilir. Et kaynamaya başladıktan sonra üzerine sacıyak yerleştirilir. Üstüne temiz bir tepsi yerleştirilir. Pirinçler temiz bir bez torbaya konularak tepsinin üstüne yerleştirilir. Tencerenin kapağı kapatılarak kapak kenarları hamurla sıvanır. Bir parmak sığacak kadar delik bırakılır. (Buhar çıkması için) kısık ateşte 4 saat pişirilir. Sıcak servis yapılır. Yanında turşu, ayran, komposto, salata ile servis yapılabilir. Düğünlerde dolmacı adı verilen aşçılar tarafından hazırlanır. Halen bu gelenek devam etmektedir

GÖR: Veli Paşa Konağı, Veli Paşa Hanı, Katipler Konağı, Tacettin Paşa Hamamı, Ali Paşa Hamamı, Ulucami, Hıdırlık Cami Türbe Ve Haziresi, Kule, Tuğla ve Kiremit fabrikaları, Çorum Kalesi, Hattuşa, Yazılıkaya Tapınağı, Alacahöyük, Şapinuva

YAP: Çevredeki antik kentleri ziyaret et. Parklarda yaşlı fotoğrafları çek.

TAT: Çatalaaşı , Düğün çorbası, Madımak, Keşkek, Ortalık, Çorum Mantısı, Hingal, İskilip Dolması, Tel tel, Gül Burma, Çorum Baklavası, Hasıda, Karaçuval helvası, Sırık Kebabı, Tandır Kebabı

AL: Leblebi, Hitit Medeniyetini simgeleyen biblolar, bakır ev ve süs eşyaları, Osmancıkta pirinç.

GİT: Çorum İç ve Güneydoğu Anadolu’yu Karadeniz Bölgesine bağlayan en önemli devlet karayolu üzerinde yer almaktadır. Çorumda havaalanı bulunmamakta olup, en yakın havaalanı Merzifon (60 km), Samsun (176 km) ve Ankara (242 km)’da bulunmaktadır. Şehir içinde yaya olarak gezilebilir.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

2 Comments

  1. rent a car ankara 24 Mart 2013 at 17:43

    Ankara’ ya çok yakın biryer. Ailece Samsuna giderken Çorum il sınırından geçiyoruz çoğu zaman yolda leblebi satan dükkanlardan kuruyemiş almışızdır fakat hiç şehrin içini gezmemişizdir. Bilgi için teşekkür ederim.

  2. Bulent 22 Nisan 2015 at 21:23

    Çorum kelimesinin çoğu rum’un kısaltmışı olduğu bilgisini hangi kaynaktan edindiğinizi paylaşabilir misini?

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *