Bir Garip Paşa Zağanos

zaonos4.jpg

Delilerle veliler arasında ince bir çizgi vardır. Çizginin sınırları biz sıradan insanlar tarafından kestirilemediği için kimin deli kimin veli olduğuna karar veremiyoruz. Hüzünlü bir sonbahar vakti yolumuzu Balıkesir’e düşürüyoruz. Balının çokluğundan dolayı kendisine balı çok anlamında Balıkesir ismi verilen şehirde ballar balını arıyoruz.

 

Şehrin hemen her tarafından görülebilen Zağanos Paşa camiinin minaresi, gecenin karanlığında yol arayan denizcilere yol gösteren deniz feneri gibi bizi kendine çağırıyor. Şehrin dar sokaklarından ilerleyerek bizi çağıran ışığa doğru ilerliyoruz.

 

Yaprakları mevsim sarısına boyanmış çınarların kuşattığı Zağanos Paşa Camii heybeti ile karşılıyor bizi. Namaz çıkışı güneşin eğik ışıkları altında güneş ışığından yararlanmaya çalışan ihtiyarların muhabbetlerine, düşen çınar yaprakları eşlik ediyor.

 

Camii avlusundakilere güleç yüzü ile güzel koksunlar diye koku satan ihtiyar el tezgahı ile eşlik ediyor. Bizi daldığımız manzaradan herkesin deli gözü ile baktığı adam karşılıyor. Önce sıradan bir deli gözü ile bakıp kale almadığımız bu adam akılılara akıl verecek cümleler kurarak bizi kendimizle hesaplaşmaya çağırıyor.

 

 Görkemine hayran kaldığımız camiyi yaptıranı ararken meczup olarak algıladığımız adam düşüyor önümüze. Çok biliyor anlayana, anlamayana saçmalıyor.

 

Camiinin kıble yönündeki boşlukta Osmanlıdan kaldığı mezar taşlarından belli olan mezarların ortasındaki türbede yatıyor bu camiyi yaptıran.

 

 zanos3.jpgGeçenlerin dua ettiği, bu camiinin bânisi Zağanos Paşa’ya ait türbe burası. Çevre düzenlemesi, etrafındaki çiçeklerle, güllerle bir cennet bahçesini andırıyor. Her yanda solgun yapraklara rağmen çiçekleri hala canlı hala diri.Güller son defa Zağanos Paşa’nın hatırına açmış gibi.

 

Türbenin arkasındaki cami yapısı yüksek ve heybetli görünüme sahip. Aynı şekilde İstanbul’un Fatihi Fatih Sultan Mehmet’in  kayın pederi ve veziri olan Zağanos Paşa’nın kabir taşı da heybetli. Vezir sarığı şeklinde yapılan türbenin bir paşaya ait olduğu görünümündende anlaşılıyor.

 

Cami ve türbe heybetli görünmesine rağmen sade bir özelliğe sahip. Bu yaptıran paşanın kişiliğinden kaynaklanıyor gibi geliyor insana.

 

Zağanos Paşa; adını taşıyan camiyi yaptırırken, makamsal büyüklüğüne yakışır yaptırmış. Ancak bir o kadarda alçak gönüllü imiş ki yapılışında işçilerle beraber taşları taşımış.

Onun bu halini daha iyi anlamak için anlatılanları dinliyoruz. Zağanos Paşa bu camiyi yaptırırken işçilerle beraber taş taşıyormuş. O esnada padişah Fatih Sultan Mehmet gelmiş. Zağanos Paşa  sırtı dönük olduğundan padişahın geldiğini görmemiş.

 

Padişah paşaya “Zağanos” diye seslenmiş. Görmediği halde geriye bakmadan “buyurun padişahım” diye cevap vermiş.

 Kendisini görmeden nasıl tanıdığını merak eden padişah durumu Zağanos paşadan anlatmasını istemiş. Paşada “ Padişahım burada kimse Zağanos  diye seslenmeye cesaret edemez. Herkes paşam diye hitap eder. Bende düşündüm bana ismimle seslense seslense padişah seslenir. Bu şekilde sizi tanıdım der.

 

O günden beri bir gelenek olsa gerek Balıkesirliler Zağanos ismini pek kullanmıyorlar. Kısaca Paşa Camii, Paşa Türbesi diyorlar.

 

Zağanos Paşa Cami’nin hemen arkasında kalan sokağın kenarında bulunan Paşa hamamı da İslam medeniyetinin temizliğe verdiği önemi gösteriyor. Anadolu’da hemen her yerde camilerle hamamlar yan yana yapılmıştır.

Zağanos Paşa cami’nin tarihte önemli bir yeri daha var. Kurtuluş savaşında Balıkesir’e gelen Atatürk bu camide halkı toplamış ve onlara hutbe okumuştur. Atatürk’ün Balıkesir Hutbesi olarak bilinen bu hutbede Atatürk Allah’ı, İslamı, Kur’anı, Hz Muhamed (SAV) öven kelimelerle hutbesine başlamş arkasındanda o gün yapılması gerekenlerden bahsetmiştir.

 

Devlet yönetiminden millete hizmet etmeyi anlayan Osmanlı Paşası işte bu türbede istirahatını sürdürmekte.

Hayatlarında maddesel varlıkları vatan bekleyen, millete, dine hizmet eden bu irfan ehli insanlar, türbelerinden de mana iklimleri ile şehri kuşatıyorlar. Ulu çınarın altında herkesin derin uykularda olduğu saatlerde ebedi nöbet tutuyorlar.

Biz ellerimizi açıyoruz, bizi türbeye getiren meczup ettiği duaya amin diyoruz. Bir Fatiha  gönderiyoruz mana ehlinin ruhlarına, rahmet kapılarını aralamak için.

Bize kırılır diye düşündüğümüz az ötede ki Karasibeyliğinin kurucusu Karasi Bey’in türbesine de varıp ondanda hatırını soruyoruz.

 

Delilerle velilerin karıştığı bu yolculuğumuzda herkes kendine düşen payı alıyor. Kimisi Ballar içinde bal bulamazken, kimisi de ağzına bir bal çalıp yeni yolara düşüyor

zaonos1.jpg

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *