Batının Doğuya Kazığı İsrail

Batının Doğuya Kazığı İsrail

Avrupa, Amerika ve Rusya’da ki Hıristiyanlar içlerinde sürekli problem çıkartan Yahudiler’den kurtulmanın yolunu onları Ortadoğu’ya yerleştirmekte bulmuşlar.  Bulundukları ülkede sorun çıkartan Yahudiler I. Dünya savaşından sonra Osmanlıdan kopardıkları Filistin topraklarına Yahudileri yerleştirmişlerdir.
Adolf Hitler öldürmekle bitiremediği Yahudilerden kurtuluşu onları İslam dünyasının göbeğine yerleştirmek olmuş.

Hıristiyan dünyası Haçlı seferleri ile ele geçiremedikleri Kudüs’ü Ne kendilerine ne Müslümanlara yar ettirmemişlerdir. Bir taşla iki kuş vurmuşlar Yahudileri Filistine yerleştirerek onlardan kurtulurken İslam dünyasını da bu azgın kavimle mücadele içine sokarak onlarında başının dertten kurtulmamasına sebep olmuşlardır.

Bugün Gazze’de ki drama ABD; Avrupa, Rusya’nın suskun kalmasının sebebi elleri ile büyüttükleri zulüm devletinin kendilerinin eseri olmasından kaynaklanıyor. İsrail Batının elleri ile büyüttüğü bir canavar olarak devam etmektedir.

Bu Zulüm devletinin serüvenine bir göz atın isterseniz.

1917 Balfour Bildirisi ile İngiliz Dışişleri Bakanı’nın Filistin’de Yahudiler’e bir “ulusal yurt” kurulması çabasının İngiliz Hükümeti tarafından destekleneceğini açıklamasıyla başlayan ve burada 2. Dünya Savaşı’ndan sonra bağımsız bir İsrail Devleti’nin kurulmasıyla sona eren gelişmeler. Siyonistler bu bildiriden sonra diğer İtilaf Devletleri’nin de bu deklarasyona katılması için çalışmışlardır. Fransa 1918 Şubat’ında, İtalya ise hemen sonra desteklerini açıkladılar. 1. Dünya Savaşı bittikten sonra yapılan San Remo Konferansı ile Filistin, İngiliz “manda” yönetimine bırakıldı ve burada çok sayıda Yahudi yerleşim alanı kuruldu. 1920 Eylül’ünde 16500 kişilik bir Yahudi grubunun Filistin’e göç etmesi karar altına aldırıldı. 1934’de Filistin’deki Yahudilerin sayısı, Naziler’in iktidara gelmesi sebebiyle hızlanan yasadışı göçler nedeniyle 900.000’i buldu. Eğitilmemiş ve sermayesi olmayan Araplar, Eğitilmiş ve sermayesi ile gelen Yahudilerle rekabet edemezdi ve zamanla Araplar kendi ülkesinde ikinci sınıf yurttaş haline geldi.

Bu, Araplarla Yahudiler arasında çatışmalar yarattı. 1936’da bir araya gelen Arap liderleri Yahudiler’e karşı mücadelede önderlik edecek Arap Yüksek Komitesi’ni kurdular ve başlattıkları genel grevi ulusal bir ayaklanmaya dönüştürdüler. Bunun üzerine Filistin’e giden bir komisyon, Yahudilerle Araplar’ın aynı devlet içinde yer almasının mümkün olamayacağını, Filistin’in bölüştürülmesi gerektiğini öneren Peel Raporunu yayımladı. Bu rapor Arap ayaklanmasının daha da şiddetlenmesine sebep oldu. 2. Dünya Savaşı sonrasında Filistin toprakları üzerindeki İngiliz mandat yönetimi sona ererken, sorun BM’ye götürüldü. BM Genel Kurulu 1947’de Filistin topraklarının Araplar ve Yahudiler arasında bölünerek, Kudüs’e uluslararası statü tanınmasını onayladı. 14 Mayıs 1948’de bağımsız İsrail Devleti’nin kurulduğu açıklandı.

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *