Balıkesir Hoştur Erim

Balıkesir Hoştur Erim

Kurtuluş savaşı yıllarında Anadolu insanı düşmanla birlikte yoklukla da mücadele etmek zorunda kalmıştır. İşte o günlerde savaş yorgunu bir asker çıka gelir Balıkesir’e. Yorgundur, açtır tanımadığı bir evinin kapısını çalar. Yaşlı bir kadın açar kapıyı. Asker “günlerdir açım ana yiyecek bir şeyin var mı?” der.
Evde yıllardır ocak tütmemiştir. Ananın yiyecek bir şeyi yoktur. Mutfakta az şeker az peynir vardır.  Peynire şeker katar kaynatır. Aç olan askerin sofrasına kor. Asker yemeye başlayınca ilk kez yaptığı yiyeceği beğenip beğenmediğini askere sorar. “hoş mu erim?” asker beğenmiştir. O günden sonra peynirle yapılan bu tatlıya “Höşmerim” denilmiştir. Bizde Balıkesir ilimizin ne kadar hoş bir il olduğunu araştırmak için düştük yollara.

Gelişmeye açık bir konumda olmasına rağmen Balıkesir istediği ölçüde gelişememiş illerimizden bir il olarak karşımıza çıkıyor. Balının çokluğuna nispeten Balı çok anlamına Balıkesir ismi verilmiş.

Balıkesir, coğrafi konumu sebebiyle, tarih boyunca birçok kavimin yerleşim bölgesi olmuştur. Bölgede bilinen yerleşim zamanı, Yortan kazılarında ortaya çıkan bilgilere göre, M.Ö. 3200 yıllarına, ilk tunç çağına kadar uzanıyor. Ancak şehir merkezinde geçmişten günümüze ayakta kalan çok az sayıda eser göze çarpıyor.

Şehrin eski mahallelerinde kendi haline terk edilmiş ahşap evlerin arasında dolaşıyoruz. Zamana yorgun düşmüş evlerden birkaç tanesi restore edilerek kültür ve sanat merkezlerine dönüştürülmüş. Diğerleri sahipleri tarafından şehrin hüznüne bırakılmışlar.

Geçmişten izleri görmenin nerede ise zor olduğu şehirde ayakta kalan eserler, son dönemlerde sahiplenilerek yaşamın içine katılmış.

Dikkatimizi en çok çeken eserlerden bir tanesi saat kulesi oluyor. Kulenin giriş kapısı üzerinde yer alan kitabeye göre 1827 yılında Silistre Valisi Girit-i Zade Mehmet Paşa tarafından beş katlı olarak yaptırılmıştır. İstanbul’da ki Galata kulesini andıran saat kulesi hala ayakta eski zamanlardan yeni zamanlara ritim tutuyor. Hala akreple yelkovan birbirini kovalamaktan yorulmamış. Saat kulesinin gölgesine dizilmiş sarı taksilerin alıp götürdüğü insanlar farkında bile olmuyor geçen zamanın.

Yoldan geçenlerin yüreklerine bir su serpsin diye kulenin hemen alt tarafında bir şadırvan bulunmaktadır. Şadırvan buraya başka yerden taşınarak getirildiği anlatılır.

Saat kulesinin hemen altında konak ise müzeye dönüştürülmüş. Ziyaretçilerine eski zaman şarkıları söylüyor.

Şehrin sokaklarında yürüdükçe, şehre damgasını vuran Zağanos Paşa camine varıyoruz. Eski şehir, bu camiinin etrafında konuşlanmış, bu camiyi merkeze almış desek abartılı olmaz. Eski yerleşim yerleri, çarşılar, hamamlar caminin etrafında bir bir dizilmiş.

Heybeti ile kendisine özgü bir özellik taşıyan camii,1461 yılında Fatih Sultan Mehmet devri vezir ve kumandanlarından Zağanos Paşa tarafından bir külliye olarak yaptırılmıştır. Şimdi sadece cami ve hamamı kalmıştır.

Camii yakın tarihimiz açısından da büyük bir önemi vardır. Her nedense caminin bu yönü birçok gerekçelerle tarih kitaplarından ve gündemden uzak tutulmuştur.

Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk 7 Şubat 1923 Balıkesir’e gelmiş. Zağanos Paşa Camii de öğleyin okunan mevlitten sonra minbere çıkarak Balıkesir halkına hutbe okumuştur. Allah’a; peygambere meth-ü senâlar okuduktan sonra İslam deninin yüceliğini vurgulamıştır. “İnsanlara manevi mutluluk vermiş olan dinimiz, son dindir, mükemmel dindir. Çünkü dinimiz; akla, mantığa ve gerçeklere tamamen uymakta ve uygun gelmektedir…”

Hutbesini ise camilere çizdiği misyonla bitirmiştir. Camiler için “Efendiler! Camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler, söylenenleri
dinleme ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılması lazım geldiğini düşünmek, yani birbirimizin görüş ve düşüncelerini almak için yapılmıştır.” demiştir.

Camii gezerken Mustafa Kemalin camilere çizdiği misyonunun çok uzağına düştüğümüzü hatırlayarak camii avlusunda ki güneş saatinin gösterdiği zamanı anlamaya çalışıyoruz. Camiinin bahçesinde Zağanos Paşa’nın ve onun etrafına dizilmiş mezarların ruhuna bir Fatiha ile camiden ayrılıyoruz.

Çarşı pazarlarda insanların arasına katılıyoruz. Kurtdereli Mehmet pehlivan adına dikilmiş anıtın ününden geçerken anıtın altındaki yazıya takılıyor gözlerimiz “Ben her güreşte arkamda Türk milletinin olduğunu ve millet şerefini düşünürüm.” Sırtı yere gelmeyen pehlivanları saygı ile anıyoruz, içimizde biraz gurur biraz hüzünle.

Şehri ikiye bölen tren raylarının üzerinden geçip Atatürk Parkı’na da gitmemek olmaz diyoruz. Yeşillikler içerisinde çay bahçeleri, oyun alanları insanı büyülüyor. “Balıkesir 6 Eylül Milli Fuarı” olarak adlandırılan fuar temmuz ve ağustos aylarında her yıl ziyaretçilerini bu parkta karşılıyor. Fuarın olduğu bir güne denk gelmenin keyfini çıkartıyoruz. Yeşil ağaçların gölgesinde demli bir çayla yorgunluğu çıkartıyoruz.

Çantamızda Milli kuvvetler caddesinden aldığımız Balıkesir’e has zambak kolonya ile ayrılıyoruz şehirden.  Damağımızdan gitse de dimağımızda gitmeyen Höşmerimi hatırlayıp, Balıkesir hoştur diyoruz, soranlara…

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *