Aziz Mahmut Hüdai’ye Sizde Davetlisiniz

hudai2.jpghudai4.jpghudai3.jpg

Hüdai Makamı Üsküdar

Marmara€™nın sahiline sedefle işŸlenmişŸ bir Osmanlı ruhudur Üsküdar. Her sokağŸında her taşŸında bir eski zaman musikisi duymak ve de hissetmek hala mümkündür. Yer yer tarihi camilerin avlularına serpilmişŸ çınarların altında kendini aramak ve kendini bulmak isteyen insanlara şŸahit olabilirisiniz. Kimilerinin varlık kapısında tükendiğŸi bu dünyada, yokluk kapısından varlığŸı bulan bir gönül sultanının izine düşŸtük. İçine güneşŸ ışŸıkları serpişŸtirilmişŸ Marmara€™nın mavi sularına daldık ilk önce.

Kendinden emin ve bir o derece mağŸrur gemiler, şŸilepler, tankerler küçük balıkçı teknelerinin yanında bir çalımla akıp gittiler öte denizlere. İlerimizde Kız kulesi, karşŸıda €œben İstanbulum€ diyen Süleymaniye, Sultan Ahmet, Ayasofya ve arkamızı yasladığŸımız Üsküdar€™ın kollarına bıraktık bir süre kendimizi.İstanbul€™un her semti birbirinden derin çizgilerle ayrılan farklı yaşŸam tarzlarına, şŸehir kültürüne, mimari yapıya sahiptir. Üsküdar yaşŸayanlarının mütevazılığŸı, mimari yapısının mistizmi ve yüreğŸinde misafir ettiğŸi ya da misafir olduğŸu Allah dostlarının oluşŸturduğŸu manevi atmosferin hissedildiğŸi semtlerin önde gelenlerindedir.Üsküdar€™a giderken başŸlar manevi yağŸmur, ıslatır içinden Allah dostlarının geçtiğŸi sokaklarda insanı. Üsküdar€™da özellikle gönül makamlarının yükseğŸine çıkmışŸ Aziz Mahmut Hüdai (KS) makamına varanlar önce ıslanır yağŸmurdan, sonra yağŸmur olur gözleri. 

Hüdai İle YoldaşŸ Olmak  Anlatılan odur ki Üsküdar€™ın mana fatihi Hüdai hazretleri sağŸlığŸında ve de ölümünden sonra insanların kendisini gelip ziyaret etmesi için çağŸrıda bulunmuşŸ ve birde dua etmişŸ. €œ“SağŸlığŸımızda bizi, vefatımızdan sonra kabrimizi ziyaret edenler ve türbemizin önünden geçtiğŸinde Fatiha okuyanlar bizimdir. Bizi sevenler denizde boğŸulmasın ahir ömürlerinde fakirlik çekmesin, imanlarını kurtarmadıkça göçmesin.”Bu çağŸrıya uyan yüzlerce insan her gün onun kapısına varıyor.  Bir türlü önümüzden ayrılmayan nefsimizi biraz olsun frenleyip düşŸtük Hüdai yoluna. Üsküdar iskelesindeki kalabalıktan bir süre kopup yürüdük çarşŸıya doğŸru. ևarşŸı  eskiye nazaran yeni şŸeyler satsa da kendi derinliğŸinde eski zaman çizgilerini hala taşŸıyor. ևarşŸıda her türden esnaf bulunsa da  Bursa çarşŸılarında nefisini ayaklar altına almışŸ kadılık kaftanı ile ciğŸer satanlara rastlamak mümkün değŸil. ö‡arşŸıda kendinden alıp kendinden satan devrin alışŸ verişŸlerinden kurtulup, Üsküdar Meydanından şŸehrin yüreğŸine doğŸru ilerleyen yolun az ilerisinde bulunan tepsi fırını sokağŸın yokuşŸuna sürüyoruz ayaklarımızı. YükseğŸe olaşŸmanın yolunun yokuşŸlardan geçtiğŸi bir an içimizden geçiyor öylesine. YokuşŸun en altından bakınca Hüdai camiinin minaresi deniz feneri gibi yol gösteriyor kendi içinde kaybolmuşŸ biz kayıp denizcilere.YokuşŸun sonuna yaklaşŸtıkça yol kenarlarında gül kokusu geliyor, Hüdai hazretlerinin anısına yapılmışŸ ürünleri satan dükkanlardan. ö–ncesi Hüzün Sonrası Huzur İçimizde yokluk kapısının perdesi aralanıyor bir süreliğŸine. KarşŸımızda duran külliyeye duvarlarının dışŸ cephesine bakınca umudumuz kırılıyor. Boyaları dökülmüşŸ duvarlar Hüdai Külliyesinin manevi atmosferini gölgeliyor. Külliye girişŸ kapsının yanında bulunan çeşŸmenin musluklarının kuruması da içimizde bir çöl sessizliğŸinin oluşŸmasına sebep oluyor. Külliyenin girişŸ kapısındaki yazıda €œBu meşŸet Allah yolundakilerin cesetlerinin, ruhlarının toplandığŸı yerdir. Azizim; buraya edeple gir. Burası Hüdai€™nin pö¢k türbesidir. Ey gönül; eğŸer ilö¢hi zevki tahsil edeyim dersen böyle yap. Hüdai€™nin kapısından giren elbet nasibini alacaktır.€  Sizde Davetlisiniz Hüdai hazretlerin €œdavetlileri€ bu kapıdan içeri girerken edeplerini kuşŸanıp günahlarını bir mendilin arasına sıkışŸtırıp öyle giriyorlar. Hani Üsküdarlı kızların sevdikleri katipleri için yazdıkları türküde€œÜsküdar€™a gider iken bir mendil buldum,
Mendilimin içine de lokum doldurdum.
Katibimi arar iken yanımda buldum.€
Dedikleri gibi türbeye davetli olanlar ellerinde kendinden istenenlerle geliyorlar. Kimisi şŸeker, kimisi tatlı kimisi seccade getiriyor.Hüdai Hazretlerini ziyarete gelenlerin çoğŸu rüyasında Hüdai hazretleri tarafından türbeye davet edildiklerini belirtiyor. Davete icabet ederken de gelenlere ikram edilmesi için bir şŸeyler getirmesi isteniyor.  Hukukçulara ö–ncelik 
Görevlilerden biri bu konuda bizimle tecrübelerini paylaşŸıyor. Türbeyi ziyarete gelenlerle konuşŸtuklarında, bazı günler aynı şŸehirden gelenlerin çoğŸunluğŸu dikkat çekiyor. Bazı günler gurbetçiler çoğŸunlukta oluyor. ֖zelikle de hukukçu olan Hüdai hazretleri hukukçulara özel ilgi gösteriyor. Onları rüyalarında özel olarak çağŸırıyor.Bir gün türbeye bir genç delikanlı geliyor. BitmişŸliğŸi tükenmişŸliğŸi umutsuzluğŸu yüzünden okunuyor. Genç türbeye girip davete icabet edip çıkarken içindeki huzur dışŸına yansıyor. Bu durum görevlinin dikkatini çekiyor. Durumu sorunca kendisinin hukuk fakültesinde okuduğŸunu, büyük sorunlar yaşŸadığŸı bir gece rüyasında Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerinin kendisini ziyaret etmesini söylediğŸini, bu sebeple de NiğŸde€™den kalkıp geldiğŸini söylüyor. Hüzünle gelip huzurla ayrıldığŸını da sözlerinin sonuna ekliyor. Kapısında Edeple Sizi türbenin kapısında çok beklettim biliyorum. Ama ev sahibinin hoşŸnutluğŸu için önce edebi bilmekte fayda var derim.Kapıdan içeri adımımızı atıp çıktık merdiven basamaklardan ağŸır ağŸır. Merdiven boşŸluklarının yanında önlerine konulan sütü içip uykuya dalmışŸ kediler Hüdai kapısının keyfini sürüyor.Merdivenlerin solunda türbe, üst yanında camii sağŸ tarafta da külliye ve abdest hane bulunuyor.ö–nce külliye vakıf haline gelmişŸ. Vakfın kapısını her çalana yardım edilmeye çalışŸılıyor. Herkes istediğŸi yardımları bu vakıftan alabiliyor. Ekmek isteyene ekmek, çorba isteyene çorba, hasta olana ilaç, yaşŸlı olana yatak ve ve ruhu yaralı olana merhem sunulmaya çalışŸılıyor. Bu Hüdai hazretlerinin vasiyetinin en güzel sonuçlarından biri.şžadırvanda abdest alanlar camiye varıp namaz kılıyor. Camii ve külliyede ahşŸap Osmanlı mimarisinin izlerini görmek mümkün. İkindi namazının huzuru ile camiden çıkıp türbeye giriyoruz.  Ve Huzurdayız GirişŸ kapısının hemen karşŸısında Hüdai hazretleri tarafından öğŸrencileri için açılmışŸ su kuyusu var. şžimdilerde kuyu kapatılarak musluk takılarak çeşŸme yapılmışŸ. Halk arasında bu su zemzeme benzetilir. Gelenlerin bazıları şŸifa niyetine bu sudan içer.İç mekana geçtiğŸimizde türbelerin bulunduğŸu alandan önce bir ara mekan daha var. Burada Hüdai hazretlerinin kullanmışŸ olduğŸu eşŸyalardan bazıları var. En dikkat çekici demirden yapılmışŸ ince ve naif kuyu çıkrığŸı selamlıyor bizi. Burada Hüdai davetlilerinin getirdikleri gelen yiyecek eşŸya vb misafirlere ikram ediliyor.Türbenin bulunduğŸu makama giriyoruz. Derin bir sessizlik. Sadece dudaklar kıpırdıyor. Hüdai hazretlerine edilen dualar İstanbul€™un ötesine kadar ulaşŸıyor. SuskunluğŸumuz biraz edep, birazda dünyalıkları kapıda bırakamamızdan kaynaklanıyor.GüneşŸ istemeye istemeye Marmara€™nın derinliğŸine dalıp yerini karanlığŸa bırakmaya hazırlanırken ayrılıyoruz edeple makamdan.   KERAMETLERİ PadişŸahlar Eline Su Döker Rivayete göre Aziz  Mahmud Hüdai Hazretleri bir gün, Sultan Ahmet Han€™la sarayda sohbet ediyordu. Bir ara abdest tazelemek istedi. İbrik ve leğŸen getirdiler. PadişŸah hocasına hürmeten ibriğŸi eline aldı ve abdest suyunu döktü. Sultan Ahmet Han€™ın annesi de kafes arkasında havluyu hazırlamışŸtı. Valide Sultan kalbinden; €œAziz Mahmud Hüdai€™nin bir kerametini görseydim€ diye geçirmişŸti. Bunun üzerine Mahmud Hüdai, Valide Sultan€™ın gönlünden geçenleri anlayarak; €œHayret! Bazıları bizim kerametimizi görmek isterler, padişŸahın elimize su döküp, muhterem validelerinin havlu hazırlamasından daha büyük keramet mi olur?€ buyurdu. İsteyene Altın
Aziz Mahmud Hazretlerine hanım olmak kolay değŸildir. Zira mübarek elindekini avucundakini dağŸıtır ve fukara gibi yaşŸar. KadıncağŸız hamiledir ama karnını bile doyuramaz. Ev rutubetli ve soğŸuktur, dahası ne yemek yağŸı vardır, ne kandilin yağŸı. Bir gün kadının gırtlağŸına gelir. €œYetti gayri!€ der, €œsen tut Bursa KadılığŸı gibi bir makamı bırak, malını mülkünü ona, buna dağŸıt. Sonra köleler gibi sürün. BebeğŸimizi saracak çaputumuz bile yok. YaptığŸın işŸ mi yani?€ Aziz Mahmud Hüdai sesini çıkarmaz, sadece mö¢nö¢lı mö¢nö¢lı güler. İşŸte tam o sıra kapı çalınır. SarayağŸaları altın dolu torbaları eşŸiğŸe bırakırlar. €œSultanımız Efendimiz, ellerinizden öpüyorlar€ derler, €œHadiseler aynen tabirinizdeki gibi gelişŸti. Lütfen, bunları kabul edin, sevindirin bizi!€ Hanımı mahcup ve pişŸmandır. Eh, o altınlar da geldiğŸi gibi gider tabii, anında bulur yerini. Üsküdar garibi bol semttir, fukara bol bol sebeplenir
Denizler EğŸilir
Sultanahmet Camii€™nin açılacağŸı gün cuma hutbesini okuma şŸerefi Aziz Mahmut Hüdai Hazretlerine verilir. Ancak o gün deniz kabına sığŸmaz, rüzgar kamçı kamçı dolanır. Dalgalar kubbe kubbe gelir, sahili döverler. Sular zeminde patlarlar gülle gibi. Ama Hüdai Hazretleri fırtınaya aldırmaz, Sarayburnu€™na doğŸru açılırlar. Teknenin geçtiğŸi yerde derya sütliman olur. Talebeleri ardı sıra ilerler, adeta tünelden geçerler. İşŸte bu ehline aşŸikar yol zaman zaman sandalcılar tarafından kullanılır. HoşŸ, Üsküdarlı kayıkçıların tamamı ona intisaplıdır. Netameli havalarda €œYa Rabbi şŸeyhimin hatırına€ der, sığŸınırlar Hüdai yoluna. Söz konusu geçit daima sakin, daima emindir. PadişŸahlar Arkasından Yürür

Bir gün Sultan Ahmet Han, mürşŸidini ziyaret için Üsküdar€™a gelmişŸti. ևarşŸıdan geçerken, Hüdai hazretlerinin alışŸ-verişŸ ettiğŸini gördü. Genç Hünkar bu esnada attaydı. Derhal atından indi, hocasının elini öptü ve atına binmesi için rica etti. Bir müddet Hüdai hazretleri  at sırtında önde ve PadişŸah da yaya olarak ardınca yürüdüler. Kısa bir süre sonra Mahmud Hüdai dünyayı titreten koca bir padişŸahın, arkasında yaya yürümesine razı olmadı ve; €œSultanım! Sırf hocam Muhammed Üftade hazretlerinin  duası ve emri yerine gelsin diye bindim. Çünkü o;€PadişŸahlar huzurunda yürüsün.€ Diye dua etmişŸti.€ Buyurarak atından indi. Ata tekrar Sultan Ahmet Hanı bindirdi.  !€

KİMDİR 

Osmanlı devri İstanbul velö®lerinin büyüklerindendir. Asıl adı Mahmö»d’dur. “Hüdai” ismi ve “Azö®z” sıfatı kendisine sonradan verilmişŸtir. Cüneyd-i BağŸdö¢dö® Hazretleri’nin neslinden olup, “seyyid”dir.


Aziz Mahmud Hüdai, Celveti Tarikatının piridir. şžereflikoçhisar€™da 1541 yılında doğŸmuşŸ, çocukluğŸu orada geçmişŸ ve ilköğŸreniminden sonra İstanbul€™a gelerek Ayasofya Medresesi€™nde öğŸrenim görmüşŸtür. Hocası Nazırzade Ramazan Efendi ondaki kabiliyeti görerek yanına yardımcı almışŸtır. Bu arada Halveti şŸeyhlerinden Muslihüddin Efendi€™den tasavvuf dersleri almışŸtır. Nazırzade Muslihuddin Efendi Edirne€™de Sultan Selim Medresesine atanınca Hüdai Efendiyi de beraberinde götürmüşŸtür. Nazırzade Ramazan Efendi şžam ve Mısır€™a giderken Hüdai Efendi€™yi de beraberinde götürmüşŸtür. Orada Halvetiye şžeyhi Kerimüddin Efendi€™den Usul-i Esma dersi görerek tasavvuf yolunda ilerlemişŸtir. Bundan sonra hocasının Bursa kadılığŸına tayin edilmesi üzerine O da Bursa€™ya gelmişŸ, Ferhadiye Medresesi€™nde müderrislik yapmışŸtır. Nazırzade Ramazan Efendi€™nin 1576€™da ölümü üzerine de Onun yerine Bursa Kadısı olmuşŸtur.
Üftade Hazretleri ile tanışŸır onun kadılığŸı bırakıp ona talebe olur. Üftade Efendi Hazretlerinin en iyi öğŸrencilerinden olur. Bir süre sonrada Üftade Hazretleri Onun kemale erdiğŸini görür ve İstanbul€™a gönderir.İstanbul€™da Sultan I. Ahmet (1603€“1617) zamanında Üsküdar€™da kurduğŸu dergö¢hında öğŸrenciler yetişŸtirir. Küçük Ayasofya ve Fatih Camilerinde tefsir, hadis ve fıkıh dersleri vermişŸtir. Otuza yakın Arapça ve Türkçe kitabı bulunmaktadır. Bugün bu yazma kitaplar Üsküdar Hacı Selim AğŸa Kütüphanesi€™nde bulunmaktadır. Aziz Mahmud Hüdai Efendi İstanbul€™da 1628 yılında ölmüşŸtür. Üsküdar da  kendi adını taşŸıyan camiinin avlusunda yatmaktadır.HAYATININ Dö–NÜM NOKTASI

Hüdai hazretlerine yokluk kapısından varlığŸa giden yolun kapısını açan baktığŸı Bursa€™da kadı iken bir davadır. Bir kadın gelerek kocasının €œ Hacca gitmezsem seni boşŸarım€ dediğŸini. Ancak Hacca gitmesine zaman ve imkan ve olmadığŸı halde hacca gittiğŸini söylediğŸi anlatır ve kocasından şŸikayetçi olduğŸunu belirtir.

Hüdai Hazretleri şŸikayet edilen kocayı mahkemeye çağŸırır. Olayı anlatmasını ister. Adam istemeye istemeye olayı anlatır.

Yıllarca içinin Hac ile yandığŸını ama fakirlikten gedemediğŸini söyler. Hacca birkaç gün kala Üftade hazretlerine gittiğŸini onunda kendisini Eskici Mehmet Dede gönderdiğŸini söyler. Mehmet dedenin kerameti ile beraber Arife günü hacda gittiklerini bütün görevlerini yaptıktan sonrada döndüklerini anlatır.

Ancak anlatılanlar ikna edici değŸildir. Kadı delil ister. Bursalı hacılarla görüşŸtüğŸünü onlara emanet verdiğŸini belirtir. Mahkeme Bursalı Hacılar gelene kadar ileri tarihe ertelenir. BeşŸ altı ay sonra Bursalı hacılar döndüğŸünde mahkeme yeniden kurulur. Adamın anlattıkları doğŸrudur. Adam hacca gitmişŸtir. Mahkeme adamı haklı bularak davayı kapatır. Yalnız asıl dava şŸimdi Hüdai hazretleri için başŸlar.

Hacca giden adamın peşŸine düşŸer. Kendisini Hacca götüren adamı sorar. Eskici Mehmet Dede cevabını alınca doğŸru yanına gider. Eskici Mehmet Dede onu yokluk kapısı Üftade Hazretlerinin yanına gönderir.

Üzerinde kadılık kalfası atı ile mağŸrur şŸekilde Üftade hazretlerinin makamına çıkar. Üftade Hazretleri bahçede çalışŸmaktadır. Gurur ve kibirle ben Bursa kadısıyım. €œÜftade ile görüşŸmek istiyorum€ der. Bahçede çalışŸan Üftade hazretleri €œ Ne yapacaksın onu€ diye sorar. Hüdai hazretleri onunla görüşŸmek istiyorum der. Bunun üzerine Üftade hazretleri €œÜftade benim lakin Yazıklar olsun ey Kadı Efendi! Herhalde yanlışŸ yere geldiniz. Burası yokluk kapısıdır ve biz bu kapının kuluyuz. Halbuki sen varlık sahibisin. Bu halde ikimizin bir araya gelmesi mümkün mü? Senin ilmin, malın, mülkün, şŸanın ve mamur bir dünyan var. Bizim gibi kulların Allah€™tan başŸka kimsesi yoktur €œder.

Büyük umutla geldiğŸi kapı bir anda üzerine kapanmışŸtır. Koca kadı yıkılmışŸtır. Deyim yerinde ise €œocağŸına düşŸtüm€ der. Üftade hazretleri €œbize talebe olacaksan kadılıktan istifa edip, üzerindeki kadılık elbisesi ile Bursa sokaklarında ciğŸer satacaksın€ der.

Malı mülkü makamı elinin tersi ile iter. Bursa sokaklarında €œ CiğŸerci€ diye bağŸırdıkça ciğŸerleri yanar. Yandıkça pişŸer, pişŸtikçe yanar, yandıkça pişŸer€¦

TÜRBEDE KİMLER VAR

hudai.jpg
Türbede Aziz Mahmud Hüdai Hazretlerinin yanı sıra oğŸulları Evliya Mehmet Muhtar Efendi (1595), Mustafa Ebrar Efendi (1595), Ali Murtaza Efendi (1601), Abdülvahit Efendi (1611), Ahmet Sıdık Efendi (1624), kızları AyşŸe Hanım (1600), Fatma Zehra Hanım (1624), Zeynep Hanım (1642) ve torunu Fatma Zehra Hanım (1642) olmak üzere on bir sanduka bulunmaktadır.
ESERLERİ1) Nefais-ül-Mecalis, 2) Tecelliyat, 3) Divan-ı İlahiyyat, 4) Vakıat, 5) Tezakir-i Hüdai, 6) Ahval-ün-Nebiyyil-Muhtar Aleyhi Salevatullah-il-Melik-il-Cebbar, 7) HaşŸiye-i Kuhistani fi şžerh-i Fıkh-ı Gidani, 8) Tarikat-ı Muhammediyye, 9) Mensur Mevlid-i Nebi.YOL NOTLARI

  • O, bir asra yakın ömür sürmüşŸ ve sekiz pö¢dişŸö¢h devrini görmüşŸtür.
  • Her Pazar sabahı Hüdai vakfında şŸifa niyetine çorba dağŸıtılır içebilirsiniz.
  • Avrupa yakasından vapurla gelerek Üsküdar€™ı uzaktan seyretmek güzel olur
  • Bilen bir kayıkçıyı bulursanız sizi denizde Hüdai yolundan götürür.
  • Hüdai hazretlerini ziyaretten önce yada sonra sahilde bulunan eski konaklardan birinde çayınızı içerken boğŸazı seyredebilirisiniz.
  • Hemen yakındaki ö‡amlıca tepesini de görmeniz mümkün

İLGİLERE NOT

Türbe ve külliye içi gerçekten bakımlı ve temizdir. Ancak dışŸ cephe duvarlarının boyaları dökülmüşŸ bir külliye harabe görünümündedir. Güzel bir dışŸ cephe bakımı yapılması o güzel makama yakışŸır.

NASIL GİDİLİR

İstanbul ili Üsküdar ilçesi Gülfem Hatun Mahallesi, Mektep Sokak, Aziz Mahmut Hüdai Camisi€™nin avlusunda bulunan bu türbeye araç yada vapurla geline bilir. Üsküdar iskelesinden Üsküdar meydanına oradan da semt merkezine giden yol takip edilir. Bankaların bulunduğŸu yerden sağŸa dönen  tepsi fırını sokak takip edilerek ziyaret edilebilir. 

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

8 Comments

  1. hudai aşŸığŸı 06 Ekim 2007 at 14:15

    hudai hazrerlerini görmek, feyiz almak isterdim. elinize sağŸlık

  2. Nesrin Caglan 31 Ekim 2007 at 18:13

    Sevgili dostlar,
    ellerinize saglik, cok guzel hazirlamis siniz.

    Once Rabbim sonra da Hz. Hudai nasip ettiler, Yegenimin ilk cocunun dunyaya gelmesi sebebi ile 2006 Augustos ayinda Istanbuld-Uskudarda bulunuyordum.
    Sag olsun damadimiz kendimi ve Annemi de alip hep birlikte Hz. Hudai Efendinin Turbesini ziyarete gittik, o ne kadar guzel bir yer oyle.
    Kendim Kanada nin Toronto sehrinde yasamaktayim ve Allah bu ziyareti nasip ettigin icin hamdolsun. Insallah tekrar gelmek nasip olur.

    Hepiniz Allahin birligine emanet olunuz.
    Nesrin Caglan

  3. Sezen Demirlek 10 Temmuz 2008 at 12:24

    ö‡ok güzel hazırlamışŸsınız. Tebrikler…

  4. öznur 30 Aralık 2010 at 21:14

    güzel<3

  5. sebo altun 30 Kasım 2011 at 19:14

    ins bizlerede nasip olur bir fatiha okuruz

  6. hakan 12 Şubat 2012 at 22:22

    ALLAH herkesin yar ve yardımcısı olsun.Bizlere onun yolunda gidebilmeyi nasip etsin.(AMİN)

  7. ahmet güloğlu 10 Kasım 2012 at 20:37

    Canım Aziz Mahmut Hüdayi hazretleri hocanız Üstade hazretlerini ve Sizi ve sizin sevdiklerinizi çok seviyorum size hayranım Dilerim Rabbim den bende sevdiklerimle sizin kabrinizi ziyarete gelirim.

  8. Ahmet Güloğlu 10 Nisan 2015 at 02:56

    Ahhh Aziz Mahmut Hüdayi Hazretleri; Sizlerden ve sizin gibi Hakk dostlarından Allah sonsuz razı olsun.sizler hakikaten önümüzü aydınlatan ışıklarsınız, sizleri sevmemek sizlere aşık olmamak mümkünmü?

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *