Sultanahmet Minarelerinin Hikayesi

sultanahmetEfsaneye göre dönemin padişahı I. Ahmet, başta minareleri altından yaptırmak istemiştir. Ama kaplamada kullanılacak olan altının değeri padişahın bütçesini fazlasıyla aşınca, caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa bu emri güya yanlış işiterek, “altın” sözcüğünden “altı” yaparak, camiyi 6 minareli inşa ettirmiştir.

 

Ancak efsaneler bir kenara, İstanbul’da meydana gelen her büyük olay, her büyük eser, İslam dünyasını yakından ilgilendiriyor ve başlıca konu ediliyordu. Sultan Ahmet Camisi’nin yapılması da hayranlıklar, geniş yankılar uyandırmıştı. Fakat İmparatorluğun bazı eyaletlerinden de itirazlar gelmişti. İtiraz edenler, camiye altı minare yapılması Kabe’ye saygısızlık olur diyorlardı. Çünkü o zamanlar altı minaresi olan tek mabet Mekke’de idi. Padişah bu meseleyi bütün İslam alemini memnun edecek bir şekilde halletti.

Padişah mimarı huzuruna çağırır.

          Camii kaç minare olacak.

          Altı efendim

          Kabe’nin kaç minaresi var

Mimar bu soruyu anlamıştır. Huzurdan ayrılır. İki yıl sonra döner. Paşahın o sorusuna cevap verir.

-Efendim Kabe’nin yedi minaresi var.

Mimar iki yıl içinde Kabe’ye gidip gelmiş ve oraya bir minare daha yaptırmıştır.

 

Sultan Ahmet Camisi’nin 1895 yılındaki hali Minarlerle alakalı diğer bir husus da, şerefelerdir. Sultanahmet minarelerinin dördü üçer, ikisi de ikişer şerefelidir ve toplam 16 şerefe yapmaktadır ki bu da aynı zamanda Sultan Ahmet’in 16. padişah olduğuna işaret eder.

 

Caminin içeriye açılan 3 kapısından herhangi birinden girildiğinde dış görünüşü tamamlayan boyama, çini ve vitray camlarının zengin ve renkli süslemeleri ile karşılaşılır. İç mekan büyük bir bütündür; ana ve yan kubbeler geniş sivri kemerlerin dayandığı 4 iri sütun üzerinde yükselir. Caminin içini 3 taraftan çevreleyen balkonların duvarları, yine iznik çinileri ile süslüdür. Bunların yukarısı ve bütün kubbe içleri ise boya işidir. Avlunun batı girişinde ise, demirden ağır bir kordon bulunmaktadır. Bu kordon avluya atıyla giren padişahın kafasını çarpmaması için eğmesini gerektiriyordu. Bu, padişahın bile camiye girerken kendisine çeki düzen vermesi gerektiğini göstermek amaçlı sembolik bir eylemdi.

 

About author

Related Articles

5 Comments

  1. Numan Ermis 06 Ocak 2010 at 22:55

    slm aleyküm,

    benim bir sorum olacakti. Sultan 1. Ahmet 14. Padisah degilmidir?

  2. ali 24 Şubat 2011 at 20:30

    ewt

  3. cihan 23 Aralık 2012 at 10:08

    çok güzel tşkkrlr

  4. büşra 17 Aralık 2014 at 16:28

    çokteşekkür ederim şizin sayenizdeödevimi yaptım

  5. Derin 06 Mart 2015 at 20:00

    İşime yarayacak gibi.

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

İŞ’te Kadın

MASAL VADİSİ ANAOKULU

FIRSATLAR