Birecik Suyun ö–tesindeki DüşŸ

birecik1.jpgHasan MAHİR Fırat€™ın kıyısında genişŸ zamanlara serpişŸtirilmişŸ dar mekö¢nlar. Ve dar mekö¢nlarda genişŸ yürekli insanlar. İçinden tarih geçen evlerin sıkışŸtırdığŸı sokaklar. Kelaynakların bereket getirdiğŸi topraklar. Suyun ötesine deki şžanlıurfanın ilçesi Birecik€™e düşŸtü yolumuz.

Güney DoğŸu Anadolu€™yu batı Bölgelerinden ayıran Fırat€™ın güney yakasına düşŸer Birecik. Yolunu güneye düşŸürenlerin geçmek zorunda oldukları köprü Birecik köprüsüdür. Köprünün bir ucunda Birecik, diğŸer ucunda biz.  Fırat€™ın kenarında beyaz kalkerli tepeler üzerine dizilmişŸ Birecik evleri. Kalkerli tepenin en yüksek yerinde ise Fırat€™a sırtını yaslamışŸ Birecik Kalesi.

Kale şŸehirle sembol ve isim olarak bütünleşŸmişŸ. Araplar bu kaleden ötürü yöreye Bireh, Osmanlılar da Küçük Kale anlamına gelen Birecik sözcüğŸünü kullanmışŸlardır. Bugün Osmanlıdaki ismi ile devam etmektedir.

Köprünün üzerinden Fırat€™ın akışŸını izleyerek yürüyoruz karşŸıya. Bazen hayat vermişŸ bazen hayat almışŸ türkülerin dili ile zalim Fırat eski ihtişŸamı olmasa da heybetinden ve vakurundan bir şŸey kaybetmeden akıp gidiyor gönülden gönüle.

1950€™li yıllara kadar güneyi batı Bölgesine bağŸlayan köprü olmadığŸı için geçişŸler sallarla, teknelerle sağŸlanırmışŸ. Teknelerin yapılması için Fırat kıyılarında tersanelerde kurulmuşŸ. Teknelere halat yapmak için kendircilik ve kendirci insanlarda bu Bölgede yıllarca varlıklarını sürdürmüşŸler.

Demokrasi şŸehidi Adnan Menderes ile beraber ülkeye gelen refah bu Bölgeye de gelmişŸ. Türkiye€™nin en uzun köprülerinden birisi buraya yapılmışŸ. Köprü ile beraber Birecik canlanmışŸ. Ancak tekneler, kendirciler birere birer kaybolup yitmişŸler zamanın sayfaları arasında.

GeçmişŸ zamanın yansımasının düşŸtüğŸü Fırat suyunu, Birecik€™i kaleyi, ulu camiyi izleyerek suyun öte yüzüne geçtik.

Bizi ilk karşŸılayan şŸey Birecik€™in sembolü kelaynak kuşŸlarının heykeli oldu.

 birecik2.jpg

Zamanın ötesine inildiğŸinden Birecik ilkçağŸlardan itibaren konumu itibari ile çok sayıda medeniyete ev sahipliğŸi yapmışŸ. Yörede Asur, Hitit, Roma, Arap, ArtukoğŸulları, Haçlı KontluğŸu ve Osmanlıların hö¢kim olduğŸu kaynaklarda görülmektedir.

Uzaktan küçük bir alan gibi görülse de içine girildiğŸinde büyük bir şŸehir olduğŸunu fark ediyoruz. Birbirine yaslanmışŸ daracık ve yoksul evlerin kapılarında Anadolu insanı sizi güler yüzleri ile çay içmeye davet ediyor.

şžehrin tarihine dalıp gitmeden önce şŸehir meydanına da dikilen anıtın altında yazdığŸı gibi gerçekten Birecik halkı misafirperverlik özelliğŸine sahip. Yerel yönetimleri de bu misafirperverliğŸi en iyi temsil etmekte.

şžehrin dar ve yokuşŸ ara sokaklarında geçmişŸin ipuçlarını ararken önümüze çıkan Zabıta amiri, önce bize şŸahsi arabasının bagajında sürekli taşŸıdığŸı belli olunan şŸehir tanıtıcı dokümanlardan sundu. Ricamız üzerinde önümüze düşŸüp şŸehrin dolambaçlı yollarında bize şŸehri gezdirdi.

Anadolu€™da nereye gitsek mutlaka sıcak bir selamdan sonra yüreğŸini size açan insanlar görmeniz mümkün.

şžehir eskiden surlarla çevriliymişŸ. şžehre birkaç kapıdan girilirmişŸ. Bugün ayakta kalabilen Urfa kapı ve Meçan kapı olmuşŸ. Meydan Kapısı ve BağŸlar Kapısı€™ndan ise günümüze bir kalıntı ulaşŸmamışŸtır. Meçan kapı ise diğŸer kapılardan farklı bir özelik gösteriyor. şžehre eskiden girmek paralı iken Meçan kapıdan parası olmayanlar girermişŸ. Kapılar akşŸam saatlerinde kapanır şŸehir güvenliğŸi tam olarak sağŸlanırmışŸ.

şžehrin merkezinden belediye tarafından meçan kapının bir benzeri yapılarak şŸadırvana dönüşŸtürülmüşŸ. şžehirde eski ve yeni evler birbirine karışŸmışŸ. Eski evler taşŸtan yeni evler ise briketten. Dünden önde olduğŸumuzu söylesek de yapı ve yaşŸam standartları ile geçmişŸin gerisinde kaldığŸımız görülüyor.

şžehrin dar ve yokuşŸ sokaklarında gözümüze en çok çarpan şŸeyi yazmadan geçmeyeceğŸim. Nerede ise her köşŸede bir halka tatlıcısı var. Biraz, un biraz şŸeker birazda yağŸ ateşŸle tava bulununca bir dükkö¢n açmak kolay. Hem de ucuz olduğŸu için alması kolay. Halka tatlıcıları şŸehrin fakirliğŸini de bize bir nebze sunuyor.kelaynak.jpg

Urfa kapısının bitişŸiğŸinde bulunan tarihi Kule mescidi onarılarak taziye evine dönüşŸtürülmüşŸ. Memluk sultanı Kayıtbay tarafından 1482 yılında yapılan mescit şŸimdilerde taziye evi olarak kullanılıyor.

Fırat€™ın öte yüzüne geçildiğŸinde taziye ve taziye evleri büyük önem taşŸıyor. ֖lüm dirilerden daha önem kazanıyor. Diri iken değŸer verilmeyen insanlar bile ölünce değŸer kazanıyor. Bu sebeple taziye evlerine ve taziye çadırlarına her şŸehirde her mahallede rastlamak mümkün. Ancak Birecik biraz daha farklı evleri dar olan insanların taziyesini daha rahat yapmaları için yerel yönetimler tarafından taziye evleri her mahallede bulunuyor.

şžehrin sokaklarında düne ve bugüne ait izlerin sürdükten sonra şŸehrin biraz dışŸındaki kelaynakların yolunu düşŸtük. Fırat€™ın kıyısında ilerledikçe insan kendisini İstanbul Üsküdar sahillerinde hissediyor. Irmak boyunca yapılan parklar GeçmişŸ zamanı Fırat€™ın melodileri ile izleme imkö¢nını sunuyor. Arada üzerinizden yükselen kelaynak kuşŸları da bu uzak zaman şŸarkısına eşŸlik ediyor.

Bereketin sembolü olan kelaynakları yetişŸtirme ve koruma istasyonuna gidiyoruz. Dünyada nesilleri tükenen kelaynaklar burada koruma altına almışŸ. Kelaynakların burayı tercih etmelerinde ise kayalarda bulunan kalkerli kayalıkların büyük önemi var.

 Kelaynaklar şŸehir ile özdeşŸmişŸ bu sebeple mayıs ayında kelaynak ve çevre festivali düzenleniyor.

şžehrin hemen her yanından dikkat çeken Birecik kalesi yüksek bir kaya kütlesi üzerine kurulmuşŸ olup, Fırat Nehri ve Birecik Ovası€™na hö¢kim bir konumdadır. Kalenin yapım tarihini belirten bir kitabeye rastlanmamışŸtır. Surların Memluk sultanlarından Kayıtbay tarafından yaptırılmışŸ, bunu belirten kitabeler de sur duvarlarına yerleşŸtirilmişŸtir. Bu kalede ayakta kalan küçük bir bölüm bulunmaktadır. Kale her gece sessizliğŸinde derdini Fırat€™a anlatıyor. Ancak Fırat€™ın bu derdi uzaklara taşŸıma şŸansı kalmıyor. Biraz ilerisinde Birecik barajında önü kesiliyor.

Kalenin eteklerinde ulu cami ise ötelerin habercisi olarak hala kendisine çağŸırıyor insanları. Tekke camii ona biraz öteden eşŸlik ediyor.

şžehrin yorgunluğŸunu akşŸamın gizemini geride bırakıp karanlığŸın sardığŸı şŸehri arkada bırakmadan önce. Fırat€™ın diğŸer yüzüne tekrar geçip Birecik€™i bize sunan zamanı seyre dalıyoruz bir süre çayımızı yudumlarken.

Suyun ötesinde kalan eski zamanları, umutlarımızı, yarına ait düşŸlerimizi gecenin gizeminde kimselere söylemeden Fırat€™ın suyuna bırakıyoruz. Kim bilir ötelerde bedel ödenmeden geçilen bir Meçan kapısı da biz bulabiliriz€¦

About author

BUNLARDA İLGİNİ ÇEKEBİLİR

Leave a reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *